2014 Feminist Gece Yürüyüşü

2014 yılı özeti

Toplantıya çağıran
İstanbul Feminist Kolektif
Pankart sözü
Geceleri, sokakları, meydanları terk etmiyoruz, feminist isyan + Aile değil kadınız, feminist isyandayız
Güzergâh
Galatasaray - Taksim
Buluşma noktası
Galatasaray, 19.00

2014: Geceleri, sokakları, meydanları terk etmiyoruz, feminist isyan + Aile değil kadınız, feminist isyandayız

İmza: İstanbul Feminist Kolektif

2013 Haziran ayında gerçekleştirilen Gezi Direnişi’nde feministler bağımsız bir özne olarak aktif yer aldılar. 2012 yılında “Kürtaj Haktır Karar Kadınların” kampanyasında birlikte çalışan bağımsız feministler/kadın grupları ve karma gruptan kadınlar, Gezi Direnişi dolayısıyla daha da yakınlaşmışlardı. Bu hem feministlerin örgütlenmesini hem de diğer toplumsal hareketler nezdinde feministlerin meşruiyetini güçlendirdi. Gezi Direnişi sırasında 8 Haziran’da yapılan “Tayyipsiz, Tacizsiz Bir Yaşam İçin Sokaklardayız!” yürüyüşü direnişe katılan kadınlarla birlikte örgütlendi. Direnişin hemen sonrasında yine Taksim’de polis tacizine karşı büyük bir yürüyüş yapıldı. Ayrıca 2013 yazında gerçekleşen Onur Yürüyüşü, İstiklal caddesinin baştan sona dolduğu, katılımın 100 bin olarak anıldığı bir eylem olmuştu. Dolayısıyla 2014 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılım önceki yıllardan daha fazla olacaktı.

2014 Feminist Gece Yürüyüşü hakkındaki yazışmalar hem 27 Ocak 2014’te kurulan istanbulfeministkolektif@googlegroups.com hem de cinayetlereisyandayiz@googlegroups.com mail gruplarında yapıldı. Kadın Cinayetleri İsyandayız Kampanyası sönümlenmişti. Dolayısıyla bu mail grubu daha seyrek kullanılıyordu.

İlk toplantının çağrısı İstanbul Feminist Kolektif (İFK) tarafından yapıldı. Daha önceki yıllarda Şubat sonu, Mart başında başlayan ve ortalama iki toplantıda örgütlenen 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşleri için 2014 yılında ilk feministlere açık çağrılı toplantı 17 Şubat’ta yapıldı. Bu toplantı öncesinde de İFK, Feminist Gece Yürüyüşü gündemli toplanmıştı. İlk toplantıya bağımsız feministlerin yanı sıra karma örgütlerden çok sayıda kadın da katıldı. Kuşkusuz, “Kürtaj Haktır Karar Kadınların” kampanyasından beri birlikte çalışıyor olmanın etkisi vardı bu katılımda. Ama bir önemli neden de 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nün Taksim’de yapılıyor olmasıydı. Gezi Direnişi sonrası Taksim adım adım eylemlere ve protestolara yasaklandı. Önce Gezi Parkı’nı polisler çevirdi. Sonra Taksim Meydanı’nda hiçbir eyleme izin verilmedi. Taksim’de eylem yapmak sol sosyalist muhalefet için önemliydi.

Yapılan ilk toplantıda herhangi bir örgüt veya platform imzası olmadan dövizlerin hazırlanması ilkesi ve hazırlık toplantılarında birlikte döviz yazmanın, sözü belirlemenin önemsendiği hatırlatıldı. 2014 yılında toplantılara ve dolayısıyla yürüyüş organizasyonuna katılan bağımsız feminist sayısı da çok fazlaydı. Karma gruplardan kadın politikası yapan kadınlar organizasyonda çok aktif görev almadı. 2013 yılında olduğu gibi bütçe feminist gruplar tarafından oluşturuldu. Eylemin sözü, daha önceki yıllarda da bu organizasyonda yer almış bağımsız feministler tarafından belirlendi. Eylemi örgütlemek için çok sayıda toplantı yapıldı. Ayrıca “uluslararası dayanışma”, “basın”, “slogan atölyesi” gibi çalışma grupları da oluştu.

Yürüyüşe çağrı Galatasaray’da saat 19.00’da toplanmak üzere yapıldı. Bu yıl ilk defa çağrı videosu hazırlandı. Çağrı metninde kürtaj hakkı, kadın cinayetleri ve kadınların hayatının her alanına yönelik saldırılara vurgu yapıldı. Çağrı metni “Kadınlara ve translara çağrı” diye başlıyordu. Böyle bir çağrı ilk kez yapılıyordu.

Olası bir polis müdahalesi ve yürüyüşün gerçekleştirilememe ihtimaline karşı eş zamanlı olarak uluslararası bir kampanya örgütlenerek kamuoyu yaratılmaya karar verildi ve uluslararası alanda paylaşmak üzere bir metin yazılarak yaygınlaştırıldı. Böylece uluslararası desteğin örgütlenmesi sağlandı. Ayrıca bu yıl ilk defa #feministgeceyuruyusu etiketiyle sosyal medya eylemi yapıldı. Yürüyüş öncesinde sıkı bir basın çalışması yapılarak üç kez basına duyuru yollandı.

Pankart sözünde patriyarkaya ve özel hayata vurgu yapılmasına karar verildi. Eylemin adının Feminist Gece Yürüyüşü olmasının vurgulanması ve kadınların ailede ve sokakta var olma haline de işaret eden bir söz olmasında ortaklaşıldı. Pankart sözü “Geceleri, sokakları, meydanları terk etmiyoruz! Feminist İsyan” olarak belirlendi. İkinci pankart olarak da 2012 yılında kullanılan “Aile değil kadınız, feminist isyandayız” pankartının götürülmesine karar verildi. Polisin TOMA ile su sıkma olasılığına karşı pankart vinil olarak bastırıldı. Bağımsız feministlerin oluşturduğu bütçeyle o yıl 120 bayrak yaptırıldı. Alanda dağıtmak üzere bin düdük, tefler, parlak maskeler satın alındı.

Her yıl olduğu gibi o yıl da “8 Mart kızıldır, kızıl kalacak” politik zemininde 8 Mart’ı kutlayan Emekçi Kadınlar (EKA) eylem çağrısı yaptı. EKA’ya mail atıp Feminist Gece Yürüyüşü ile çakışmaması için hassasiyet göstermesi istendi. 8 Mart’a 10 gün kala, Tünel ve Taksim’de saat 19.00’a Abdocan’ın (Abdullah Cömert) doğum günü vesilesiyle toplanma çağrısı yapıldığı öğrenildi. İFK bu etkinlikleri düzenleyenlere bir mail atarak, 8 Mart’ın kadınlar günü olduğunu ve yıllardır feministlerin binlerce kadın ve transla yürüyüş yaptığını hatırlattı; bunun gözetilmesini rica etti. 8 Mart’a iki gün kala ise Kaldıraç 19.30’da Taksim’e eylem çağrısı yaptı.

Feminist Gece Yürüyüşü Hazırlık Komisyonu, Gezi sonrası kalabalığa hazırlıklıydı. 2014 Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılım sayısı ilk kez 10 binleri bulmuştu. Kararlı, coşkulu bir kalabalık vardı. Eylem için Feminist Gece Yürüyüşü’nün teamüllerine aykırı olarak grup imzalı çağrı yapan Halkevci kadınlar kendi renkleri olan turuncu semboller, baklava desenli dövizler ve Gezi’de sembolleşen baretlerle eyleme gelerek pankart önünde yer aldı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu gece yürüyüşüne katılmadı, saat 18.30’da Taksim’de kendi eylemi için toplanmıştı. Saat 20.30 gibi Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan kadınlar da kendi bayraklarıyla Kaldıraç, EKA grubunun içinde yer aldı.

Yağmur altında süren yürüyüş korteji Fransız Kültür Merkezi önüne yaklaştığında, Taksim’e eylem çağrısı yapan grupların eylemleri bitmiş olmalıydı ancak Kaldıraç, Partizan ve EKA grubundan oluşan 100 kadar eylemci sessiz bir şekilde bekliyordu. Erkekler kenara çekilmiş, ortada kadınlar bayraklarıyla duruyordu. Kenarda duran kalabalık erkek grubunun içinde de bayrak taşıyanlar vardı. Bu grupların aradan çekilmesi, bayrakların toplanarak kadınların pankartın arkasına geçmesi, erkeklerin eylem alanından çıkması istendi. Partizan grubu flamalarını kaldırdı. Ancak Kaldıraç ve EKA kabul etmedi. Tam tersine eylem alanı bir tartışma alanına dönüştü. Kaldıraç grubundan sözlü saldırıların yanı sıra translara yönelik fiziki saldırıda da bulunuldu. Bunun üzerine Yürüyüş Hazırlık Komisyonu basın açıklamasını okumadan yürüyüşü bitirme kararı aldı. Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılan kadınların güvenliğinin gözetilmesi, bu eylemlerin kadınların yan yana coşkuyla yürümek üzere geldikleri bir yürüyüş olması, yıllardır yapılagelen haliyle yürüyüşün tamamlanabilmesi yürüyüş hazırlık ekibinin ilkeleri arasındaydı. Bu nedenle barikata yüklenmenin getireceği karmaşadan kaçınma kararı vardı. Bu sırada polisle Feminist Gece Yürüyüşü’nün örgütlenmesinden sorumlu ekip arasında kısa süreli bir diyalog kuruldu. Polisin “Basın açıklamanızı yapın” önerisi reddedildi ve “barikat açılmadan basın açıklaması yapılmayacağı” söylendi.

Feminist Gece Yürüyüşü’nün bittiği duyurusu sonrası yürüyüş katılımcılarının neredeyse tamamı alandan çekildi. Ancak feminist pankartın ön tarafında Kampüs Cadıları ve Halkevleri’nden kadınlar, Feminist Gece Yürüyüşü’nün örgütlenme ilke ve hassasiyetlerinin yok sayarak, Gece Yürüyüşü’nün pankartını kapatmayı, eylemi bitirmeyi reddetti. Bu gruplar, EKA’lı kadınlarla birlikte barikata kısa bir yüklenmeden sonra eylemi bitirmeye karar verdiler. EKA ve Halkevci kadınlardan kısa açıklamaların ardından eylemi Çav Bella şarkısı ile bitirdiler. Bu açıklamaların yapıldığı sırada Kaldıraç ve Partizan da alandan çekilmişti. Eylem alanı Feminist Gece Yürüyüşü’nün bittiği duyurulduktan 10 dakika sonra tamamen boşalmıştı. Karma grupların eylemlerini bitirmesine kadar İFK’dan görev alan kişiler alanda kaldılar. Kadınlar, dağılırken eylemde kullanılan pankartı yere bırakıp gittiler. Yerde kalan pankartı İFK’lılar topladı.

Alanda okunmayan, basına yollanan ve sosyal medyada paylaşılan basın metninde kadına yönelik erkek şiddeti, aile politikaları, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’ne (ŞÖNİM) dair eleştirilerin yanı sıra Gezi Direnişi ve barış sürecine vurgu yapıldı.

Yürüyüş sonrası yukarıda bahsi geçen EKA, Kaldıraç, Halkevci Kadınlar dahil olmak üzere çok sayıda açıklama yayınlandı. İFK da ortadaki bilgi kirliliğini gidermeye yönelik bir katkı sağlamak ve feminist tarihe not düşmek için Feminist Gece Yürüyüşü’nün ilkelerine ve yürüyüşte yaşananlara ilişkin kısa bir bilgilendirmeyi içeren bir metin yayınladı. “8 Mart 2014 Feminist Gece Yürüyüşü’ne İlişkin İstanbul Feminist Kolektif (İFK) Değerlendirmesi” başlıklı metin feminist örgütlere yollandı ve feminist mail gruplarında yaygınlaştırıldı.

Yürüyüşün ardından İFK yaşananları değerlendirmek üzere bir forum çağrısı yaptı. Kaldıraç da ayrı bir açık toplantı çağrısı yaptı. İFK çağrısıyla yapılan forumda, Halkevci kadınlar ve feministler arasında ortak kararı tanımamanın güven sarsıcı olduğu konuşuldu. Bu deneyim ürettiği metinlerle ve tartışmalarla sonraki yıllara önemli bir birikim bıraktı.

Podcast

Tüm yılların özetleri

2014

Çağrı

Feministlere Çağrı! 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nün 12.sini birlikte örgütlemek için toplanıyoruz! 12 yıldır her 8 Mart'ta feministler olarak, patriyarka, kapitalizme ve heteroseksizme karşı sesimizi yükseltmek için Taksim'de gece yürüyüşü yapıyoruz. Hayatımızın bütün alanlarına saldıran AKP hükümeti, yürüdüğümüz yolu, meydanı da bizden almaya çalışıyor. Bizler ise tüm yasaklara rağmen yine Taksim'de buluşuyor ve sesimizi yükseltiyoruz. Gece yürüyüşümüzü birlikte örgütlemek için 17 Şubat Pazartesi saat 19.00’da SFK’da toplanıyoruz! Buluşmak üzere... İstanbul Feminist Kolektif

2014 Yılı Sosyal Medya Eylemleri Takvimi 12. Feminist Yürüyüş hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, sosyal medyayı da unutmadık: Hashtagimiz #FeministGeceYuruyusu (Türkçe karakter (ü-ş) kullanmıyoruz. Büyük-küçük harf fark etmiyor. Ama hem özel isim hem de ayrılması-okunması kolay olduğu için böyle yazabiliriz belki.) 2 Mart Pazar saat 21.00-22.00 arası 6 Mart Perşembe saat 22.00-23.00 arası Eylem çağrısı yapıyoruz. Bütün kadınları ve transları 8 Mart Cumartesi saat 19.00’da Galatasaray’da, bu yıl 12’ncisini yaptığımız Feminist Gece Yürüyüşü’nde buluşmaya çağırıyoruz. Geceleri, sokakları, meydanları terk etmiyoruz Feminist isyaaaan Bedenimiz, hayatımız, kararımız bizim Aileniz sizin olsun Maili yollayan: Meriç Eyüboğlu Tarih:1 Mart 2014 Kaynak: cinayetlereisyandayiz@googlegroups.com, istanbulfeministkolektif@googlegroups.com, sosfeminist@yahoogroups.com

2014

Basın Açıklaması

Daxuyanîya Çapemenîyê ya Sala 2014’an Leşê Me, Jîyana Me, Biryara Me ya Me Bin! Bila malbata we ya we be! Em jin di 12. salvegera meşa xwe ya şeva femînîst de dîsa li Taksîmê ne! Her sal zêdetir jin li vir serhildana me ya li dijî mêrsalarî, heteroseksîzm û şîdeta mêran diqîrin. Em jin îro jî wek her 8’ê Adarê dubare dikin! Em li malê, li kargehê, li kolanan û li hemû qadên jîyanê dabeşkirina kar û kiryarên zayendperest red dikin! Çi em li malê mudedirêj bixebitin, çi li derveyî malê, em ê di her firsendê de dev ji gotina xwe bernedin ku deynê me li ser zilaman e ku ji bo keda me ya bêpere hemû karê malê û barê lênêrînê dixin stûyê me. Ji 8'ê Adarê û vir ve çîrokên jinên ku ji alîyê mêran ve hatin qetilkirin û bûn mexdûrên şîdetê , nesekinîne. Em dizanin ku li pişt van çîrokan pergala serdest a mêrsalar heye ku bi sedsalan berdewam dike! Lêbelê hikûmeta AKP'ê ya ku 11 sal in desthilatdar e jî bi polîtîkayên xwe yên kevneperest gavan diavêje ku şîdeta mêran zêdetir bibe. Gotina serokwezîr a "Ez bi wekhevîya zayendî bawer nakim." nêrîna AKP'ê ya li hemberî jinan e. AKP nêrîna xwe nîşan dide ku jin ji ber “tebîeta xwe” qels û hewcedar dihesibîne. Çareserîyên bi vê nêrînê dûr in ji pêşîlêgirtina tundîyê! AKP bi perdeya zêdekirina îstîxdama jinan, hem me neçar dike ku em bi nermî bixebitin hem jî gelek zarokan bînin dinyayê. Tenê pêşerojek heye ku AKP’ê bo wê soz daye me: Zewac. Zexta zewacê rê li pêşîya wan vedike ku dixwazin jinan bi darê zorê bizewicînin! Mêrsalarî û heteroseksîzma ku li ser esasa parastin û berdewamîya malbatê hatîne avakirin û zayendîtîyê ber bi zarokanînê ve dibin, du caran li me jinan dixin; meyla me ya zayendî yan tê paşguhkirin yan jî em dibin eşyayên xwestek û xeyalên mêran. Em li dijî nîzama heteroseksîst a serdest a mêrsalar serî hildidin, ji ber ku ew ji şîdeta zayendî, tacîz, destavêtin, mobbing û cudakarîyê re hîn bêperastin dike, ji ber ku em tenê jinên lezbîyen, bîseksuel û transgender in, rengê nasnameya me wekî zayenda mutleq li ser me ferz dike. Dema ku AKP li ser sûcên nefretê rê û rêbazên hiqûqî pêk tîne, em dibînin ku kesên LGBT’yî ji çarçoveya parastinê derdixe. Ev wek daxuyanîya AKP’ê ye ku nîşana me dide ku ew ê bi berdewamî kuştina LGBT’yîyan ji dûr ve temaşe bikin. Me bi têkoşîna xwe ya li dijî qanûna qedexekirina kurtajê ya hikûmeta AKP’ê û Serokwezîr ku digot "Her kurtaj komkujîyeka Qilebanê ye", nehişt ew mafê me yê kurtajê qedexe bikin. Lê AKP tiştê ku nikare li dijî qanûnê bike, di pratîkê de dike. Nexweşxaneyên dewletê, herçend ew di heyama qanûnî ya 10 hefteyî de bin jî, jinên ku ji bo kurtajê bijarteyê diçin ji derîyên nexweşxaneyan vedigerînin. Herî dawî me dît ku li Îzmîrê bi rakirina bişkoka kurtajê rê li ber kurtajê hat girtin.   Tevî ku ev 2 sal in qanûna bi hejmara 6284'an a ji bo "parastina jinan ji tundîyê" hatîye derxistin, jin nikarin ji mafên ku di qanûnê de hatine diyarkirin sûd werbigirin. Tevî ku di qanûnê de heye, nikarin alîkarîya aborî ya demkî werbigirin. Mafê zarokan ê bi vêşartî li dibistanê qeydbûn bi rêk û pêk nayê tetbîqkirin. Navendên Pêşîlêgirtin û Şopandina Şîdetê (ŞÖNİM) ji bo hewcedarîyên me piştgirî nadin. Me ji sitargehê derdixin û dikujin. Navê wê jî dikin "Bi xwe bi dilxwazî ​​derket". Em vê yekê qebûl nakin! Pêvajoyên dadkirinê, bi serdestîya mêran ve têne meşandin! Têkoşîna me ji bo edaleta rasteqîn e li dijî edaleta mêrsalar a ku li tecawizê, teşwîqkirina kuştinê digere! Êdî em dizanin ku tundîya ku em ji mêr, bav, bira û evîndarên xwe dibînin, ne qeder e! Em îtîraz dikin ku karê malê û xizmetên lênêrînê êdî erka jinê be! Em, tevî xetereya mirinê, li dijî vê tundûtûjiyê ne û îtaeta mêran nakin! Me îsal têkoşîna xwe ya li kolanan li têkoşîna Gezîyê zêde kir. Me li dijî tundîya polîsan li ber xwe da. Hêrsa ku polîtîkayên AKP’ê afirandîye, em rijandin kolanan. Tacîz û tecawiza zayendî ku ji alîyê mêrsalarîyê ve weke navgîna şer tên meşandin, di dema binçavkirinan de derketin holê. Em baş dizanin ku polîs bi awayekî sîstematîk vê çeka mêran di serî de jinên siyasî bikar tîne û bi vî rengî hewl dide têkoşîna jinan bêdeng bike. Weke ku di berxwedana dawî ya Gezîyê de jî hat dîtin, em jin li şûna ku li hemberî vê zilm û tundîyê teslîm bibin, têkoşîna xwe mezin dikin. Di sala dawî ya Tirkîyeyê de me şahidîya gelek tiştan kir. Ji bilî zext, tundî û polîtîkayên li dijî jinan ên hikûmeta AKP'ê, gendelîyên wan jî derketin holê. Kurteya polîtîkayên hikumeta AKP'ê bi taybetî jî ya serokwezîr di nava AKP'ê de gendelî, xizanî û şîdeta li hemberî jinan e. Li pêşîya me hilbijartinên şaredarîyan hene. Yek dengê me nîne ku em bidin berendamên zayendperest, ji bo partiyên ku polîtîkayên zayendperestiyê rexne nakin! Dengê me ji bo rêveberîya şaredarîyên dostên jinan e! Dengê me bo wê yekê ye ku em cihê ku lê dijîn, bajêr biguherînin! Çekên ku ev 30 sal in diaxivin, ev salek e bêdeng in. Em hemû hêvîya çareserîya pirsgirêka kurd bûn. Lêbelê ev pêvajoya çareserîyê ne baş e û ne jî zelal e! Em dixwazin ev pêvajo leztir bibe, qanûnî bibe û jin wek alîyek beşdarê wê bibin! Em dubare dikin ku daxwazên çareserîya lezgîn û pêvajoya çareserîyê yên wekî bitaybetî perwerdeya bi zimanê dayikê, daxwazên femînîstan e jî. Di 12. salvegera meşa xwe ya şeva femînîst de, em dîsa li ser heman kolanê ne ku em 12 sal in têda dimeşin. Li dijî wan ku dixwazin kolan, meydan û qadên me ji destê me bigrin! Em ê li dijî mêrsalarî, heteroseksîzm, kapîtalîzm û mîlîtarîzmê têkoşîna xwe bidomînin û di têkoşîna femînîst de berdewam bin. Serhildana Femînîst   Kolektîfa Femînîst a Stenbolê 8’ê Adara 2014’an

2014 Yılı Basın Açıklaması Bedenimiz, hayatımız, kararımız bizim! Aileniz sizin olsun! Biz kadınlar, feminist gece yürüyüşümüzün 12’nci yılında yine Taksim’deyiz! Her sene burada daha da çok kadın patriarkaya, heteroseksizme, erkek şiddetine karşı isyanımızı haykırıyoruz. Biz kadınlar her 8 Mart’ta olduğu gibi bugün de tekrarlıyoruz! Evde, işte, sokakta ve hayatın her alanında cinsiyetçi işbölümü ve uygulamalarını reddediyoruz! İster tam zamanlı evde, ister ev dışında çalışalım, karşılığı ödenmemiş emeğimiz için bütün ev işlerini ve bakım yükünü üstümüze yıkan erkeklerden alacaklı olduğumuzu her fırsatta dile getirmekten vazgeçmeyeceğiz. Geçen 8 Mart'tan bu yana erkekler tarafından şiddete uğrayan, öldürülen kadınların hikayelerine dair haberlerin ardı arkası kesilmedi. Biz, bu hikayelerin ardında yüzyıllardır süregelen erkek egemen sistemin yattığını biliyoruz! Ancak 11 yıldır iktidarda olan AKP hükümeti de, muhafazakar politikalarıyla erkek şiddetini besleyen adımlar atıyor. Başbakan’ın “Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum.” sözleri AKP’nin kadına bakış açısının ta kendisi. AKP kadının “fıtratı" gereği zayıf ve muhtaç olduğunu düşündüğünü söylemleriyle gösteriyor. Bu bakış açısının ürettiği çözümler ise şiddeti önlemekten uzak! AKP, kadınların istihdamını arttırıyorum yaldızıyla bizi hem esnek çalışmaya hem de çok çocuk doğurmaya zorluyor. AKP’nin bize vaat ettiği bir tek gelecek var: Evlilik. Evlilik baskısı kadınların çocuk yaşta zorla evlendirilmelerine zemin hazırlıyor! Ailenin korunması ve devamlılığını temel alan ve cinselliği üremeye indirgeyen Patriyarka ve heteroseksizm biz kadınları iki kere vuruyor, cinsel yönelimimiz ya yok sayılıyor ya da yine erkeklerin arzu ve fantezi nesneleri haline dönüştürülüyoruz. Nüfus cüzdanlarımızın rengini mutlak cinsiyet kimliği olarak dayatan sadece lezbiyen, biseksüel, trans kadın olduğumuz için cinsel şiddete, tacize, tecavüze, mobbinge, ayrımcılığa daha açık hale getiren erkek egemen heteroseksist düzene isyan ediyoruz. AKP’nin nefret suçlarıyla ilgili yasal düzenleme yaparken LGBT bireyleri koruma kapsamı dışında bırakmasını ise AKP’nin LGBT cinayetlerini seyretmeye devam edeceğini ilan etmesi olarak görüyoruz. "Her kürtaj Uludere’dir" sözleriyle düğmeye basan Başbakan’ın ve AKP hükümetinin kürtajı yasaklayan yasa çıkarmasına karşı mücadele ederek kürtaj hakkımızın yasaklanmasına engel olduk. Fakat AKP yasal olarak yapamadığını uygulamada yapıyor. Devlet hastaneleri 10 haftalık yasal süre içinde olsa dahi isteğe bağlı kürtajda hastane kapılarından kadınları geri döndürüyor. En son İzmir'de kürtaj butonunun kaldırılması ile kürtaja ulaşımın engellendiğini gördük. “Kadınları şiddetten korumak” için 6284 sayılı yasa çıkalı iki yıl olmasına rağmen yasada belirtilen haklardan kadınlar yararlanamıyor. Yasada olmasına rağmen geçici maddi yardım alamıyorlar. Çocukların okula gizli kayıt yaptırma hakkı gerektiği gibi işlemiyor. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’nde (ŞÖNİM) ihtiyaçlarımıza yönelik destek verilmiyor. Sığınaktan çıkarılıp, öldürülüyoruz. “Kendi isteğiyle çıktı” deniliyor. Bunu kabul etmiyoruz! Yargılama süreçleri erkek egemenliği üzerinden işletiliyor! Mücadelemiz cinayette tahrik, tecavüzde rıza arayan erkek adalete karşı gerçek adalet için! Artık kocamızdan, babamızdan, erkek kardeşimizden, sevgilimizden gördüğümüz şiddetin kader olmadığını biliyoruz! Artık ev işlerinin, bakım hizmetlerinin kadınlık görevi olmasına itiraz ediyoruz! Ölümü bile göze alarak bu şiddete karşı çıkıyor, erkeklere itaat etmeyi reddediyoruz! Bu sene sokaktaki mücadelemizi Gezi mücadelesine kattık. Polis şiddetine karşı direndik. AKP'nin politikalarının yarattığı öfke bizi sokaklara döktü. Patriyarkanın savaş aracı olarak yönelttiği cinsel taciz ve tecavüz gözaltılar sırasında karşımıza çıktı. Polisin bu erkek silahını özellikle politik kadınlara sistematik olarak yönelttiğini, kadın mücadelesini bu yolla susturmaya çalıştığını çok iyi biliyoruz. En son Gezi direnişinde de görüldüğü gibi biz kadınlar bu baskı ve şiddet karşısında yılmak yerine mücadelemizi daha da büyütüyoruz. Türkiye’nin son bir yılında çok şeye tanık olduk. AKP hükümetinin baskısı, şiddeti, kadın düşmanı politikaları dışında yolsuzlukları da su yüzüne çıktı. Başta Başbakan olmak üzere AKP hükümetinin politikasının özeti AKP’de yolsuzluk, kadınlara yoksulluk ve şiddettir. Önümüzde yerel seçimler var. Bizim cinsiyetçi adaylara, cinsiyetçi politikaları sorgulamayan partilere verecek tek bir oyumuz bile yok! Oyumuz kadınlardan yana bir yerel yönetim için! Oyumuz yaşadığımız mekanı, kenti değiştirmek için! 30 yıldır konuşan silahlar son bir yıldır sustu. Kürt sorununun çözümü umudunu taşıdık hep birlikte. Ancak, bu çözüm süreci ne iyi gidiyor ne de şeffaf! Biz bu sürecin hızlanmasını, yasallaşmasını ve kadınların taraf olarak katılmasını istiyoruz! Acil çözümün ve başta ana dilde eğitim olmak üzere çözüm süreci taleplerinin birçoğunun feministlerin de talebi olduğunu tekrarlıyoruz. Feminist gece yürüyüşümüzün 12. yılında 12 yıldır yürüdüğümüz sokaktayız. Sokaklarımızı, meydanlarımızı, alanlarımızı bizden almak isteyenlere inat! Patriyarkaya, heteroseksizme, kapitalizme, militarizme karşı mücadele etmeye, feminist mücadeleyi örmeye devam edeceğiz. Feminist İsyan İstanbul Feminist Kolektif 8 Mart 2014

2014

Sloganlar

2014 Yılı Slogan Listesi Yaşasın 8 Mart, yaşasın feminist mücadelemiz Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması Jin jiyan azadi Yaşasın 8 Mart, biji haşte adare Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz! Patronsuz, pezevenksiz bir dünya istiyoruz Sokaklar bizim senin mi sandın/ geceler bizim senin mi sandın Gelsin baba gelsin koca gelsin devlet gelsin gaz/ inadına isyan inadına isyan inadına özgürlük Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa   Erkek egemenliğine karşı ses çıkar (zılgıt, düdük ne olursa) Cinsiyetçiliğe karşı ses çıkar Transfobiye karşı ses çıkar Homofobiye karşı ses çıkar Militarizme karşı ses çıkar Kapitalizme karşı ses çıkar   Erkekler evlere çocuk bakmaya Erkekler evlere ütü yapmaya Görünmeyen emek sesini yükselt   Çamaşırdır kirlenir bulaşıktır kirlenir, seni köle sanmasın kirlettiyse yıkasın Ayşe Fatma’yı Emel Sibel’i / birbirlerini sevebilmeli Ar değiliz, zar değiliz, mal değiliz. feministiz biz feministiz. Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir Kürtaj haktır karar kadınların Kürtaj değil Uludere cinayet Susma haykır lezbiyenler vardır Her yer taksim her yer direniş Aile değil kadınız, feminist isyandayız Aileyi değil kadını koru Boşanmayı değil cinayeti engelle Tecavüzün şiddetini duy, Nevin’in öfkesini anla Hayır diyorsam hayırdır, tacizde kadının beyanı esastır Erkeklerin sevgisi her gün 3 kadın öldürüyor Öldüren sevgi istemiyoruz Bağır bağır herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun Erkek adalet değil gerçek adalet Kadın cinayetleri politiktir Trans cinayetleri politiktir   Tesadüf değil erkek şiddeti Susma haykır translar vardır Erkek vuruyor, devlet koruyor Erkek adalet değil gerçek adalet   Şiddete karşı ses çıkar, Tacize karşı ses çıkar, Tecavüze karşı ses çıkar   Gözaltında tacize tecavüze son Devlet elini bedenimden çek AKP elini bedenimden çek Dublaj, montaj bahane, yolsuzluk şahane/ AKP’den hesabı kadınlar soracak Tayyip’in beyanı esas değildir Bana bak başbakan tepemizi attırma kendin yat kuluçkaya bir türkçük iki türkçük üç türkçük doğurmaya Cinsiyetçi başbakan istemiyoruz Kadın düşmanı Tayyip Erdoğan Kadınlar savaş istemiyor Jîn jîyan azadî Jîn şer naxwazin, aşitî dixwazin

2014

Tartışma

Kamuoyuna, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü; 2003 yılından bu yana patriyarkaya, erkek şiddetine, cinsiyetçiliğe, heteroseksizme, kapitalizme, militarizme, emperyalizme ve savaşa karşı feminist kadınlar ve LBTİ bireylerin ortak yaptıkları bir eylemdir. HDP/HDK Kadın Meclisi’nde yer alan kadınlar olarak, feminist hareketin organize ettiği 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşlerine birçoğumuz katıldık, katılıyoruz. Bu yıl da tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü için çağrılar haftalar öncesinden organize edildi. Yürüyüş formatının, sadece kadınların katılımı ile ve parti/kurum flamaları olmaksızın gerçekleştirilen bir yürüyüş olduğu tüm kamuoyunca bilinmekte idi. Bu yıl yapılan Feminist Gece Yürüyüşü; aralarında Mücadele Birliği, EKA, Kaldıraç ve Partizan’ın da bulunduğu kimi kurumların, polis barikatı önünde, yürüyüşçü kadınlara müdahalesi ile sonuçlanmıştır. Bu tutum, kadın iradesine bir müdahale olduğu gibi, yıllardır mücadele ettiğimiz kadına ve LGBTİ bireylere yönelik şiddetin biçim değiştirmiş bir görünümü olmuştur. Sonrasında Partizan, özeleştirel bir açıklama yapmış, ancak diğer kurumlar tavırlarını çeşitli gerekçelerle savunmaya ve feminist yürüyüşçüleri itham etmeye yönelmişlerdir. Bu savunmalardan biri de eylemlerin çakışmasına yöneliktir. Kuşkusuz herkesin bağımsız eylem yapma hakkı vardır. Ancak, yıllardır geleneği bilinen ve haftalar öncesinden ilan edilen ve öznesi kadınlar olan yürüyüşle, üstelik 8 Mart gününde çakışan eylemler yapmak, devrimci dayanışmanın da kadın dayanışmasının da kabul edebileceği bir şey değildir. İFK’nın organizesinde yapılan Feminist Gece Yürüyüşü katılımcıları alana geldiğinde, karma grupların oradan çekilmeleri gerekirdi. Bu yapılmadığı gibi, uyarıya rağmen flamaların indirilmemesi, erkeklerin alandan çekilmemesi ve tartışmayı şiddete dönüştürmeleri kabul edilemez. Polis barikatına direnme gerekçesiyle bu müdahalenin mazur görülmesi de mümkün değildir. Zira, bir engellemeye direnme hakkı da feminist yürüyüşün katılımcıları ve yürüyüşün organizesini yapan İFK’nındır. Uzun süredir gösterilere kapatılan İstiklal Caddesi’nin, sabah HDK/HDP Kadın Meclisi’nin aday tanıtım yürüyüşü, akşam Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılan binlerce kadının kararlı ve coşkulu/öfkeli yürüyüşüyle kırılmış olması, polis barikatına direnmekten başka bir şey değildir. Partizan dışındaki kurumların metinlerinde görülen buna dair savunma ve suçlamalarla, kadın yürüyüşünün direniş çizgisinin önemsizleştirilmesi de doğru değildir. Kadın hareketine dair tartışmaların çözüm yeri, yine kadın örgütlülükleri ve kadın hareketinin kendisidir. Erkeklerin biçim verdiği bir tartışma ve kadın hareketine dışarıdan bir müdahale asla kabul edemeyeceğimiz asgari müştereğimizdir. HDP'nin parti programında da vurgulandığı üzere "kadınların kurtuluş ve özgürlük mücadelesinde temel güç olan kadın örgütlülüğüne inanan, kadınların örgütlenmesinin önündeki her türlü engelin kaldırılması için mücadele eden ve kadın kurtuluş hareketiyle ilişki içinde bulunan Partimiz, ekonomik, toplumsal, siyasal, hukuksal, kültürel ve sosyal alanda erkek egemen sistem nedeniyle geri plana itilen kadınların yaşadığı eşitsizliğe karşı, fiili ve gerçek bir eşitliğin sağlanması için mücadele eder. " Feminist hareketin, kadın hareketinin temel dinamiklerinden biri olduğunu, kadın mücadelesi ve toplumsal mücadelelere katkılarının hepimizin kazanımı olduğunu hatırlatarak, İFK ile dayanışma içinde olduğumuzu deklare ediyor ve yürüyüşe müdahale eden muhatap kurumları özeleştirel bir tutum almaya davet ediyoruz. HDK/HDP Kadın Meclisi Koordinasyonu

8 MART 12. FEMİNİST YÜRÜYÜŞE DAİR… Bu yıl 12.’sini yaptığımız Feminist Yürüyüş’te binlerce kadın coşkuyla yürüdük. Her yıl olduğu gibi patriarkaya, kapitalizme, homofobiye ve heteroseksizme öfkemizi/tepkimizi gösterdik. Ne var ki, aylardır yasaklı olan İstiklal Caddesi ve Taksim’de böylesine görkemli bir kadın eyleminde, önümüze kurulan erkekli grupların barikatıyla, bir kez daha 8 Mart’ta bile kadın iradesine tahammülsüzlüğün örneğini yaşadık. 8 Mart gecesi Feminist Yürüyüş’te feministlere/kadınlara/lgbti bireylere yapılan şiddeti, hiçbir etiğe yakışmayan ve kendinden başka irade tanımayan bu “erk”ek yaklaşımını, bu yürüyüşün bileşeni/katılımcısı sosyalist feminist bir örgüt olan Kadın Emeği Kolektifi olarak kabul edilemez buluyor ve kınıyoruz. İFK yaptığı açıklamada belirtti; ancak bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Gece yürüyüşünün bu yıl da her zamanki yerinde yapılacağının duyurusu ve yürüyüşü örgütlemek isteyen tüm feminist kadınlara katılım çağrısı haftalar öncesinden yapıldı. Buna karşılık verenlerle, artık yıllardır belirlenmiş ilkeler doğrultusunda, hazırlıklara başlandı ve son akşama kadar mümkün olan en geniş şekilde yürüyüşün duyurusu yapıldı. Nitekim binlerce kadın büyük bir coşkuyla her yıl olduğu gibi tek pankart arkasında ve mor flamalarla yürüdü. Polis barikatı önünde bekleyen erkekli kadınlı grupların (Kaldıraç, Mücadele birliği, Partizan, EKA) bile bile Feministlerin gelişiyle eyleme geçmesi, kadınların önünü açmayarak ortamın gerilmesine neden olmaları bizce anlamı çok açık bir mesajdır. Burada esas müdahale edilmek ya da kontrol altına alınmak istenen kadın hareketinin öznesi feminist iradedir. Tahammülsüzlük bunadır. Eylem gecesinden sonra Kaldıraç ve Mücadele Birliği tarafından art arda yayınlanan metinler, bırakın özeleştiri vermeyi, Feministleri özür dilemeye çağıracak kadar kendini bilmez bir noktaya varmıştır. Partizanın daha sonradan yazdığı özeleştirel metni ise bir özür dileme olarak kabul ediyoruz. Umarız bu özeleştiri pratikte de karşılığını bulur. Evet, 8 Mart gecesinden sonra bir kere daha anladık ki, patriarkanın hiçbir şeyinden arınmamış sosyalist erkeklerle cebelleşme devam ediyor/edecekte. Fakat gizli bir gerçek var ki; o da, Feminist hareketin giderek büyümesi güçlenmesi, kendini kuran alanlar açması patriarkal kapitalizmin yarattığı sıradan erkekler kadar patriark sosyalist erkekleri de rahatsız etmiş. Ne kadar iyi! Şimdi İFK’yı da, ve İFK metnini paylaşanları da özeleştiriye ve özür dilemeye davet edenlere son sözümüz şudur: Feminist Hareket siz ne yaparsanız yapın, büyümeye kendini kuran alanlar yaratmaya devam edecek! 8 Mart kadınlarındır, öyle de kalacak. Bizim mücadelemiz erkeklerin sosyalist ya da değil gölgesinin olmadığı özgür bir dünya kurulana kadar sürecek! YAŞASIN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ YAŞASIN FEMİNİST MÜCADELEMİZ! KADIN EMEĞİ KOLEKTİFİ

2014

Parti

2014 Yılı Parti Çağrısı Maili Feminist Gece Yürüyüşü sonrası birlikte eğleniyoruz! / 21.30-The Mekan 8 Mart'ta Feminist Gece Yürüyüşü’nden sonra hep birlikte eğlenelim! 21.30'da The Mekan'da... Adres: Atıf Yılmaz Cad. Küçük Bayram Sok. No:1 Kat:2 (Ağa Cami’nin yanındaki sokak) İstanbul Feminist Kolektif Tarih: 6 Mart 2014 Kaynak: feminist <feminist@yahoogroups.com>, cinayetlereisyandayiz@yahoogroups.com, kurtajhaktir@googlegroups.com, kadinkurultayi@yahoogroups.com

2014

Dayanışma Metni

ما زنان، در ۸ مارس در تقسیم‌ استانبول خواهیم بود! ما، زنان اهل ترکیه، از ۱۱ سال پیش تا به حال، در راهپیمایی های شبانه ۸ مارس، بر علیه مردسالاری، خشونت مردانه، تبعیض جنسی‌، هتروسکسیسم، سرمایهداری، نظامیگری و جنگ اعتراض می‌کنیم. از آخرین راهپیمایی ۸ مارس تا به حال یک سال، با خشونت هر دم فزاینده علیه زنان، می‌گذرد. ما هر روز، خبر جدیدی از کشتار و جنایت علیه زنان می‌خوانیم یا می‌شنویم. در ترکیه روزی ۳ زن -از طرف مردی- کشته میشود. مجرمها و متجاوزها به هیچ عنوان تنبیه نمیشوند. دولت ترکیه، به جای به پایان رساندن خشونت علیه زنان، تلاش می‌کند آمار تلاق را کاهش بدهد. اکپ - حزب عدالت و توسعه -، که حکومت، قانونگذاری و قدرت صلاحیت را در دست دارد، حق سقط جنین را از ما گرفته، درب‌های بیمارستانهای دولتی را برای ما بسته، و دسترسی‌ به روشهای ضدّ بارداری را محدود کرده است. حکومت، از هر روشی‌ برای ایجاد سلطه روی بدن زنان استفاده می‌کند. آنها، در حال تصویب قوانینی هستند که ما زنان را به کار انعطاف پذیر و نه‌امن محکوم خواهد کرد. در ترکیه، تعداد خانه‌های امن و مراکز اطلاع رسانی برای زنان بسیار کم و معدود می‌باشد. دولت، اسم وزارت زنان را به وزارت خانواده و سیاست اجتماعی تغییر داده است. این وزارت جدید، خانه‌های امن و مراکز اطلارسانی را عملا به مراکز حفظ خانواده تبدیل کرده است که زنان را به بازگشت به خانه مجبور میکنند. ما، زنانی که بخشی از خیزش گزی در تابستان بودیم، به سیاستهای زنستیز دولت عصیان کردیم. در طول مقاومت، با خشونت و آزار جنسی‌ از سوی پلیس، رو در رو شدیم. البته این اولین تجربه‌ ما نبود. زنان در ۲۰۰۵، در میدان بیازیت استانبول نیز با خشونت پلیس مواجه شدند. تقسیم، میدانی که زنان در آن، علیرغم خشونت پلیس و تمام ممانعتها، با شعار "کوچه ها را هم، شبها را هم ترک نمی‌کنیم" مقاومت کردند، امروز تحت محاصرهٔ پلیس می‌باشد. پس از ۱۱ سال که در این کوچه شعار آزادی زنان را دادیم، در ۸ مارس امسال ما با تهدید خشونت پلیس، آزار و گاز اشک آور مواجه هستیم. ظلم و ستم در حال افزایش هست اما ما از مبارزه و مقاومت علیه مردسالاری دست بر نمیداریم! مثل ۱۱ سال گذشته، امسال شب ۸ مارس نیز در میدان تقسیم خواهیم بود. حکومت اکپ، که به تمام عرصه‌های زندگی‌ ما حمله می‌کند، سعی‌ دارد کوچه را نیز از ما بگیرد. با این حال ما در تقسیم جعم می‌شویم و فریاد می‌کشیم. درخواست ما از زنان در سراسر جهان این است که در همبستگی‌ با ما، خشونت پلیس را محکوم کنند و با این که نمیتوانند در تقسیم کنار ما باشند، برای آزادی زنان با ما همبستگی‌ نشان دهند. پدر، شوهر، پلیس، باتوم دیگر اثر ندارد! عصیان! عصیان! آزادی! کلکتیو فمینیست استانبول

NOI DONNE SAREMO IN PIAZZA TAKSIM L'8 MARZO! Noi, donne che viviamo in Turchia, manifestiamo da 11 anni, ad ogni 8 marzo, in piazza la sera per gridare la nostra rabbia contro il patriarcato, la violenza maschile, il sessismo, l'eteronormatività, il capitalismo, il militarismo e la guerra. Dall'ultimo 8 marzo abbiamo vissuto un anno con una crescente violenza contro le donne. Ogni giorno ci tocca leggere di un altro femicidio sui giornali. Ogni giorno tre donne vengono ammazzate in Turchia. Gli assassini e i violentatori non vengono puniti. Lo Stato non cerca di fermare la violenza contro le donne, Invece cerca di bloccare i divorzi. L'AKP (il Partito Giustizia e Sviluppo) che è governo, potere legislativo e giuridico allo stesso tempo, ci ha tolto il diritto all'aborto. Ci cacciano via dalle porte degli ospedali pubblici quando abbiamo bisogno di aiuto. L'accesso ai metodi contracettivi è stato fortement limitato. Il governo fa ogni tipo di legge per controllare il corpo delle donne. Nello stesso tempo sta preparando misure che ci condannano al lavoro precario e insicuro. I consultori e i rifugi per le donne maltrattate esistono solo in un numero simbolico e insufficiente. Il governo ha tolto il Ministero della Donna per sostiutirlo con quello della Famiglia e della Politica sociale. Questo nuovo Ministero ha convertito i centri donna in posti di promozione della famiglia tradizionale nella quale costringere le donne a tornare. Noi donne che eravamo nelle piazze durante la resistenza di Ghezi, abbiamo combattuto le politiche sessiste dello Stato. Abbiamo affrontato direttamente la violenza e le molestie sessuali della polizia mentre resistevamo. Però non è stata la prima volta. Nel 2005 in Beyazit le donne hanno affrontato la violenza della polizia durante le celebrazioni dell'8 marzo. Lo Stato turco è stato condannato per queste violenza dalla Corte Europea dei Diritti Umani. Taksim, dove noi donne di Istanbul continuiamo a resistere e ad esistere, malgrado la violenza della polizia e malgrado tutti i divieti, dicendo "La piazza e la notte sono nostre!", è ora sotto l'assedio della polizia. In questa piazza dove abbiamo alzato il nostro grido in favore della libertà delle donne per 11 anni, siamo ora confrontate con la minaccia della violenza poliziesca, le molestie e i lacrimogeni, per il prossimo 8 marzo. L'oppressione sta crescendo ma noi continuiamo a resistere e a rivoltarci contro il patriarcato! Così come negli ultimi 11 anni saremo in Taksim questo 8 marzo per la nostra marcia serale. Il governo dell'AKP, che sta attaccando le nostre vite su tutti i fronti, sta pure tentando di toglierci le piazze dove camminiamo. Ma sfidando tutti i divieti ci troveremo in Taksim per far sentire le nostre voci. Facciamo appello alle donne di tutto il mondo perché si uniscano a noi a gridare contro la possibile violenza poliziesca, in difesa della nostra libertà e in solidarietà, anche se non potrete essere materialmente presente in Taksim. Supereremo le barricate della polizia in Taksim insieme! Che venga il padre, che venga il marito, che venga la polizia, che venga il manganello! Ci ostiniamo nella rivolta! Ci ostiniamo nella libertà! Collettivo Femminista di Istanbul

2014

Haberler

17 haber

Feminist Gece Yürüyüşü'ne İlişkin 5 Açıklama

10 Mart 2014 -

Feminist Gece Yürüyüşü'nde Basın Açıklaması Yapılamadı

8 Mart 2014 Haluk Kalafat

Feminist Gece Yürüyüşü'nde Ne Oldu?

9 Mart 2014 Elif Akgül

Dünya Yerinden Oyna! 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü'ne Çağrı

4 Mart 2014 -

8 Mart, il il etkinlik programı

5 Mart 2014 -

Podcast