2019
Bu yılın sayfası2019: Patriyarkayla uzlaşmıyoruz, bu bir feminist isyan.
Tam özet metnini göster Aç / kapat
İmza: Yok
2019 Feminist Gece Yürüyüşü’nün örgütlendiği dönem, 2 sene süren OHAL’in bitmiş olmasına rağmen eylem yasaklarının giderek arttığı bir dönemdi. 2018 yazında genel seçimlerin de yapılmasıyla tek adam rejimi artık tamamen yürürlükteydi. Öte yandan, 2019 31 Mart’ında gerçekleşecek yerel seçimler için pek çok yerde mitingler ve açıklamalar yapılıyordu ki bu yerel seçimler daha sonra AKP’nin İstanbul’u ve Ankara’yı kaybetmesiyle sonuçlanacaktı. 2019 8 Mart’ına bu koşullar altında girildi. 2018 25 Kasım eyleminin İstiklal’de engellenen ilk kadın eylemi olması da feminist gece yürüyüşünün engellenme ve/veya geri püskürtülme olasılığının göz önüne alınarak örgütlenmesine sebep oldu.
Bu sene toplantı çağrısı “feministlere” hitaben yapılırken, eylem çağrısının da “erkeklere kapalıdır” şeklinde olmasına karar verildi. Çağrının bu şekilde yapılması, trans/natrans kelimelerinin kullanılmaması LGBTİ+ hareketinden gelen geri dönüşlerle şekillendi, çağrı üzerinde ortaklaşıldı. Çağrı metni üzerinden birtakım başka tartışmalar -örneğin “laiklik” kavramı üzerinden- mail yazışmalarında gerçekleşti. 2015’ten beri süren Onur Yürüyüşü yasağı ile birlikte Feminist Gece Yürüyüşü’nün İstiklal’de kalabalık yapılabilen son eylem olduğu, henüz yürüyüş engellenmemiş olsa dahi engellemenin ihtimal dahilinde olduğu göz önünde bulundurularak “her yıl olduğu gi̇bi̇ yürüyoruz” vurgusunun önemi konuşuldu.
“Geçen 8 Mart'tan bu yana türlü türlü cinsiyetçilikle, feminizm düşmanlığı, transfobi ve homofobiyle, artık bu kadarı da olmaz dediğimiz çeşit çeşit kadın düşmanlığı ile kuşatıldık. Patriyarkadan gücünü alanlar, kâh ‘günah’, ‘ahlaksızlık’, kâh ‘suç’, ‘sen ne bilirsin’ diyerek sesimizi kısmak, yaşam alanlarımızı daraltmak için ellerinden geleni yaptılar,” diye kısa bir tahlille giriş yapılan bildiride, “gücümüzü birbirimizden alıyoruz” vurgusu yapıldı ve #BuBirFeministİsyandır etiketi altında farklı konulardaki feminist sözler sıralandı. Bildiri metninin siyasal gündem tartışmasına boğulmayan, patriyarkaya karşı feminist isyan sözünün temel alındığı, “dayanışıyoruz”, “itaat etmiyoruz” gibi talepkar ve dayanışmayı ön plana çıkaracak bir dil kullanılarak yazılmasına karar verildi. O dönem dünyada örgütlenen feminist grevlere de metinde yer verildi. Ölüm orucunda olan trans mahpus Buse Aydın ve bir süredir açlık grevinde olan Leyla Güven’le dayanışma da bildiride yer alırken yürüyüşün slogan listesine de o senenin gündemindeki konularla ilgili sloganlar eklendi.
Pankart sözü üzerine yürütülen tartışmalarda olabildiğince sade bir söz kurmak konusunda ortaklaşıldı. Gündem de tartışıldı. Sermayenin sürekli feminizmi bir pazarlama stratejisi olarak kullandığı konuşuldu. Buradaki güçlü kadın imgesi ve pazarlama stratejisi bir tarafta, Yeni Akit vb. kadın ve LGBTİ+ düşmanı odaklar tarafından üretilen nefret söylemi diğer taraftaydı. Pankartın içeriğiyle ilgili iki temel eğilim ortaya çıktı. İlk eğilim pankartta patriyarka kelimesinin kesinlikle yer alması yönündeydi. Buna gerekçe olarak gece yürüyüşüne katılan kadın sayısının her geçen yıl artıyor oluşunun beraberinde ortak politik hedef belirleme sorunu doğurduğu vardı. İkinci eğilim ise, “ Bu bir feminist isyandır” gibi bir sloganın tek başına çok net, herkesin benimseyebileceği ve kendi isyanını yürüyüşe taşımasını mümkün kılan bir ifade biçimi olduğu, bunun fotobloklarla desteklenebileceği şeklindeydi. Bunların yanı sıra “mücadele” kavramını “isyan” kavramına nazaran daha politik bulduğunu söyleyenler oldu. “Patriyarkayla uzlaşmıyoruz” ifadesi önerilmişken uzlaşma kelimesiyle ilgili tartışmalar sürdü. Bunun sanki bir uzlaşı zemini varmış izlenimi yaratıp yaratmadığı konuşuldu. Ya da bu iş, ev, aile yaşamının uyumlulaştırıldığı bir pazarlık ortamında bizim de istemeden de olsa bu pazarlığın bir parçası haline getirilmemize mi işaret ediyordu? Bunlar tartışıldı ve sonucunda “Patriyarka ile uzlaşmıyoruz, bu bir feminist isyandır,” sloganın kullanılmasına karar verildi.
22 Şubat sosyal medya eyleminin etiketi #BuBirFeministİsyandır şeklinde belirlendi ve Türkiye’den ve dünyadan toplu veya bireysel olarak gerçekleştirilen eylem görselleri kullanıldı. Bunlar arasında, Arjantin kürtaj eylemi, Boston’da ilk defa maratona katılan kadının engellenme fotoğrafı, dayağa karşı yürüyüş, bacağını topla kampanyası fotoğrafı, bir önceki sene kullanılan balonlu barış pankartı, Polonya kürtaj eylemi, İran’da hijabını yakan kadın görseli, sütyen yakma eylemleri, Nevin için yapılan sanat işi, Amerika’da yapılan Vietnam destek eylemi, “Ayşe Fatma’yı seviyor” sanat işinin görseli vardı.
1 Mart günü #8MartGeliyor etiketiyle genel eylem görselleri, videoları ve çağrılar paylaşıldı. 7 Martta #8MarttaFeministİsyan etiketiyle eylemdeki dövizlerin ve stencilların fotoğrafları üzerine eylem çağrısının konduğu bir görsel serisi hazırlandı. Bu eylemlerde kullanılan tüm görsellerin temsiliyet ve yansıttığı konular açısından dengeli olmasına özen gösterildi. Kullanılan görsellerin temaları barış, Kürt meselesi, emek, bakım emeği, beden, kürtaj, LGBTİ+, erkek şiddeti, kadın dayanışması ve feminist mücadele üzerinden oluşturuldu. Twitter algoritmasından kaynaklı feminist gece yürüyüşünün git gide trend topic (TT) olmasının zorlaşmasıyla sosyal medya eylemlerinin önceki senelere göre sönük geçme riski ve yürüyüşün engellenme ihtimali göz önünde bulundurularak #8MarttaYürüyoruz etiketinin kullanılmasına karar verildi. 8 Mart’ta ne var? başlıklı bir GIF de hazırlandı.
Bunun yanı sıra sokaklarda stencil, mekanlarda ve yine sokaklarda afişleme çalışması yapıldı. Etiler - Arnavutköy civarından Boğaz Köprüsü’ne lazerle yansıtılan görsel ve videolar o senenin en çok ses getiren eylem çağrısı oldu ve sosyal medyada defalarca paylaşıldı. Bir önceki sene olduğu gibi bu sene de yürüyüşün ilkelerini hatırlatan bir metin hazırlandı ve gruplarda paylaşıldı.
Yürüyüşte kullanılacak materyaller belirlenirken, geçen seneki pankartın “feminizm” kısmının kesilerek ayrıca kullanılması kararı alındı. Eylemin kalabalığı göz önünde bulundurularak eylem coşkusunun tüm kalabalığa yayılması için ara pankartlar hazırlandı. Ara pankartların sözü de ana pankartla uyumlu olarak “feminist isyan” olarak belirledi.
Fotoblokların sözleri o dönemin gündemleri üzerinden belirlendi. İktidar ve kurumlarının eşitlik yerine adalet vurgusunu öne çıkarmaya ve toplumsal cinsiyet terimini tedavülden kaldırma çabasına yönelik “Eşitliği yok sayan adaleti sağlayamaz! Onun adı toplumsal cinsiyet eşitliği” fotobloku hazırlandı. Fotobloklara göçmen kadınlarla ortak mücadeleye, ekonomik kriz, nafaka, karşılıksız bakım emeği, esnek çalışmaya dair sözler eklendi. Her ne kadar kreşler “kamu zararı” yaratıyor söylemi üzerinden kreşleri kapatmaya yönelik tartışmalar 2018 yılında başlamış olsa da, bu senenin fotobloklarında da kreş teması gündemleştirildi. Son olarak, uluslararası greve de işaret eden “dünyayı ev içi emek döndürüyor” sözü fotobloklara dahil edildi.
Emniyet 8 Mart sabahı İstiklal Caddesi'nde herhangi bir etkinliğe izin verilmeyeceğini, etkinlik yapmak isteyenlerin caddenin alt sokağına yönlendirileceğini duyurdu. Taksim ve çevresindeki yollar araç trafiğine 14.00 itibariyle Valilik kararıyla kapatıldı. Bu saati takriben İstiklal Caddesi’ne çıkan ara sokaklar da barikatlar ve polisler tarafından Tünel’e kadar kapatıldı. Yürüyüş saatine doğru Taksim metro istasyonu da kapatıldı. Yürüyüşte gönüllü olan ve hazırlık komisyonunda yer alan kişiler, bir araya gelerek polis engellemesi üzerine yapılacakları, herkesin güvende hissedeceği ve yürüyüşün coşku ve kalabalığına zarar vermeyecek şekilde alınacak tutumlar üzerine konuştu.
Emniyet ve valilik duyuru ve kararlarıyla birlikte her şeye rağmen yürüyüş için Fransız Kültür’ün önünde buluşulacağı duyuruldu. Eylem saati iyice yaklaştığında polisler İstiklal Caddesi’ne kurdukları barikatlarla insanları ya üst aramasıyla ya da “buradan giriş yok” diyerek caddeye almamaya çalıştılar. Kalabalığın artmasıyla bu barikat fiilen kalktı. Özel harekat polislerinin bazı çatılarda bekletildiği görüldü. Eylem saatinde Feminist Mekan’dan coşkulu bir şekilde çıkıldı ve Fransız Kültür’ün önüne doğru gidildi. Polisler Zambak Sokak’tan itibaren İstiklal’i barikatlarla ve çevik kuvvetle kapadı. Kalabalık üç koldan (İstiklal Caddesi, Meşelik Sokak, Zambak Sokak) giderek arttı ve Taksim Meydanı’na kadar taşmış oldu.
Ara pankartlar coşkuyu çok arttırdı. Kalabalık yaklaşık bir buçuk saat kadar sloganlarla, coşkuyla alanda durdu. Polisin barikatı açması için “aç aç barikatı aç” sloganları atıldı, kalabalık arttıkça öne doğru ittirmeler ve ana pankart çevresinde sıkışmalar oldu. Polisin yolu açmaması sonucu barikata yüklenildi. Polis bunun üzerine biber gazı ve plastik mermiyle saldırdı. Eylemin hem arkasından hem önünden kalabalığa saldıran polis kadınları sıkıştırdı. Bir grup inisiyatif alarak Sıraselviler caddesinden aşağı doğru inmeye başladı. O tarafta bulunan bir ara pankart ve megafoncuyla beraber fiili bir şekilde aşağıya doğru yürüyüş başlamış oldu. Kalabalığın önemli bir kısmı o tarafa yöneldi ve buradan sonuç olarak Eminönü’ne kadar pankart ve sloganlarla önceden planlanmayan bir yürüyüş gerçekleştirildi.
Bunun sonrasında yapılan parti ise, The Mekan’da çok kalabalık bir katılımla gerçekleşti. Parti girişinde önceden bastırılan feminalı kaşeler kullanıldı ve sahneye Ritim Kolektif çıktı.
Yürüyüşü takip eden günlerde, “8 Mart Gece Yürüyüşü’nde ezanı ıslıkladılar” başlığıyla gece yürüyüşü Twitter üzerinden linç edilmeye başlandı. Twitter’daki lincin yanı sıra siyasetçilerden de açıklamalar gelmeye başladı, Erdoğan bir mitinginde “Önceki gün CHP ve HDP öncülüğünde Taksim'de güya kadınlar günü için bir araya gelen bir grup ezana ıslaklarla sloganlarla terbiyesizlik ettiler” diyerek gece yürüyüşünü hedef gösterdi. Mis Sokak'ta cübbeli ve sarıklı bir grup tekbir getirerek, “Ezana uzanan eller kırılsın” sloganları attı ve barların bulunduğu yerde yürüyüş gerçekleştirdi. Tüm bunlar üzerine, yürütülen uzun tartışmalar sonucunda bir metin hazırlandı. Bu konuda komisyon içinde fikir ayrılıkları vardı ve daha derinlikli bir tartışma değerlendirme toplantısına bırakıldı. Hazırlanan metin dışında Kadın Savunması’nın ayrı bir açıklama yapması da eleştirildi.
Değerlendirme toplantısında ise, konuşanların çoğu bir metin çıkartılmış olmasını anlamlı bulurken, bazılarının metin yayınlamaya gerek olmadığı ve bunun dini baskıya tepki göstermeyi marjinalize ettiği yönünde eleştirileri vardı. Buna rağmen çıkan metnin olabildiğince bu açılardan kapsayıcı ve sade olduğu konusunda ortaklaşıldı. Bununla birlikte metnin Whatsapp ve mail grubunda tartışılması, gazetecilerin görüş almaya yönelik ısrarcılığı ve bunun sonucunda aceleciliğe düşülmesine yönelik eleştiriler de yapıldı. Toplantı sonucunda, bundan sonra açıklama yaparken kadınları muhatap alan, yalnızlaştırmayan, güçlendiren şekilde söz kurulmasına, taleplerin öne çıkarılmasına özen gösterilmesi konuşuldu.
Eylemi değerlendirirken farklı kaygı ve eğilimler vardı. Her ne kadar yürüyüş engellenmiş olsa da, kalabalığın çok olması herkese iyi gelmişti. Öte yandan, genel olarak eylemlere yönelen şiddet, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “İstiklal Caddesi kırmızı çizgimizdir” dediği son açıklaması üzerine eylemlerin geleceği ve bir sonraki sene yürüyüşün meşruiyetini ve kalabalığını yitirmeden sürmesi için neler yapılabileceği konuşuldu.
Podcast