YILLIK ÖZETLER

Yıllık
Özetler

17 yıl

Toplantıya çağıran
2018 yürüyüşünü örgütleyen feministler
Pankart sözü
Patriyarkayla uzlaşmıyoruz, bu bir feminist isyan
Güzergâh
Fransız Kültür Merkezi - Dağılarak Eminönü’ne kadar
Buluşma noktası
Fransız Kültür Merkezi, saat 19.30

2019: Patriyarkayla uzlaşmıyoruz, bu bir feminist isyan.

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: Yok

2019 Feminist Gece Yürüyüşü’nün örgütlendiği dönem, 2 sene süren OHAL’in bitmiş olmasına rağmen eylem yasaklarının giderek arttığı bir dönemdi. 2018 yazında genel seçimlerin de yapılmasıyla tek adam rejimi artık tamamen yürürlükteydi. Öte yandan, 2019 31 Mart’ında gerçekleşecek yerel seçimler için pek çok yerde mitingler ve açıklamalar yapılıyordu ki bu yerel seçimler daha sonra AKP’nin İstanbul’u ve Ankara’yı kaybetmesiyle sonuçlanacaktı. 2019 8 Mart’ına bu koşullar altında girildi. 2018 25 Kasım eyleminin İstiklal’de engellenen ilk kadın eylemi olması da feminist gece yürüyüşünün engellenme ve/veya geri püskürtülme olasılığının göz önüne alınarak örgütlenmesine sebep oldu.

Bu sene toplantı çağrısı “feministlere” hitaben yapılırken, eylem çağrısının da “erkeklere kapalıdır” şeklinde olmasına karar verildi. Çağrının bu şekilde yapılması, trans/natrans kelimelerinin kullanılmaması LGBTİ+ hareketinden gelen geri dönüşlerle şekillendi, çağrı üzerinde ortaklaşıldı. Çağrı metni üzerinden birtakım başka tartışmalar -örneğin “laiklik” kavramı üzerinden- mail yazışmalarında gerçekleşti. 2015’ten beri süren Onur Yürüyüşü yasağı ile birlikte Feminist Gece Yürüyüşü’nün İstiklal’de kalabalık yapılabilen son eylem olduğu, henüz yürüyüş engellenmemiş olsa dahi engellemenin ihtimal dahilinde olduğu göz önünde bulundurularak “her yıl olduğu gi̇bi̇ yürüyoruz” vurgusunun önemi konuşuldu.

“Geçen 8 Mart'tan bu yana türlü türlü cinsiyetçilikle, feminizm düşmanlığı, transfobi ve homofobiyle, artık bu kadarı da olmaz dediğimiz çeşit çeşit kadın düşmanlığı ile kuşatıldık. Patriyarkadan gücünü alanlar, kâh ‘günah’, ‘ahlaksızlık’, kâh ‘suç’, ‘sen ne bilirsin’ diyerek sesimizi kısmak, yaşam alanlarımızı daraltmak için ellerinden geleni yaptılar,” diye kısa bir tahlille giriş yapılan bildiride, “gücümüzü birbirimizden alıyoruz” vurgusu yapıldı ve #BuBirFeministİsyandır etiketi altında farklı konulardaki feminist sözler sıralandı. Bildiri metninin siyasal gündem tartışmasına boğulmayan, patriyarkaya karşı feminist isyan sözünün temel alındığı, “dayanışıyoruz”, “itaat etmiyoruz” gibi talepkar ve dayanışmayı ön plana çıkaracak bir dil kullanılarak yazılmasına karar verildi. O dönem dünyada örgütlenen feminist grevlere de metinde yer verildi. Ölüm orucunda olan trans mahpus Buse Aydın ve bir süredir açlık grevinde olan Leyla Güven’le dayanışma da bildiride yer alırken yürüyüşün slogan listesine de o senenin gündemindeki konularla ilgili sloganlar eklendi.

Pankart sözü üzerine yürütülen tartışmalarda olabildiğince sade bir söz kurmak konusunda ortaklaşıldı. Gündem de tartışıldı. Sermayenin sürekli feminizmi bir pazarlama stratejisi olarak kullandığı konuşuldu. Buradaki güçlü kadın imgesi ve pazarlama stratejisi bir tarafta, Yeni Akit vb. kadın ve LGBTİ+ düşmanı odaklar tarafından üretilen nefret söylemi diğer taraftaydı. Pankartın içeriğiyle ilgili iki temel eğilim ortaya çıktı. İlk eğilim pankartta patriyarka kelimesinin kesinlikle yer alması yönündeydi. Buna gerekçe olarak gece yürüyüşüne katılan kadın sayısının her geçen yıl artıyor oluşunun beraberinde ortak politik hedef belirleme sorunu doğurduğu vardı. İkinci eğilim ise, “ Bu bir feminist isyandır” gibi bir sloganın tek başına çok net, herkesin benimseyebileceği ve kendi isyanını yürüyüşe taşımasını mümkün kılan bir ifade biçimi olduğu, bunun fotobloklarla desteklenebileceği şeklindeydi. Bunların yanı sıra “mücadele” kavramını “isyan” kavramına nazaran daha politik bulduğunu söyleyenler oldu. “Patriyarkayla uzlaşmıyoruz” ifadesi önerilmişken uzlaşma kelimesiyle ilgili tartışmalar sürdü. Bunun sanki bir uzlaşı zemini varmış izlenimi yaratıp yaratmadığı konuşuldu. Ya da bu iş, ev, aile yaşamının uyumlulaştırıldığı bir pazarlık ortamında bizim de istemeden de olsa bu pazarlığın bir parçası haline getirilmemize mi işaret ediyordu? Bunlar tartışıldı ve sonucunda “Patriyarka ile uzlaşmıyoruz, bu bir feminist isyandır,” sloganın kullanılmasına karar verildi.

22 Şubat sosyal medya eyleminin etiketi #BuBirFeministİsyandır şeklinde belirlendi ve Türkiye’den ve dünyadan toplu veya bireysel olarak gerçekleştirilen eylem görselleri kullanıldı. Bunlar arasında, Arjantin kürtaj eylemi, Boston’da ilk defa maratona katılan kadının engellenme fotoğrafı, dayağa karşı yürüyüş, bacağını topla kampanyası fotoğrafı, bir önceki sene kullanılan balonlu barış pankartı, Polonya kürtaj eylemi, İran’da hijabını yakan kadın görseli, sütyen yakma eylemleri, Nevin için yapılan sanat işi, Amerika’da yapılan Vietnam destek eylemi, “Ayşe Fatma’yı seviyor” sanat işinin görseli vardı.

1 Mart günü #8MartGeliyor etiketiyle genel eylem görselleri, videoları ve çağrılar paylaşıldı. 7 Martta #8MarttaFeministİsyan etiketiyle eylemdeki dövizlerin ve stencilların fotoğrafları üzerine eylem çağrısının konduğu bir görsel serisi hazırlandı. Bu eylemlerde kullanılan tüm görsellerin temsiliyet ve yansıttığı konular açısından dengeli olmasına özen gösterildi. Kullanılan görsellerin temaları barış, Kürt meselesi, emek, bakım emeği, beden, kürtaj, LGBTİ+, erkek şiddeti, kadın dayanışması ve feminist mücadele üzerinden oluşturuldu. Twitter algoritmasından kaynaklı feminist gece yürüyüşünün git gide trend topic (TT) olmasının zorlaşmasıyla sosyal medya eylemlerinin önceki senelere göre sönük geçme riski ve yürüyüşün engellenme ihtimali göz önünde bulundurularak #8MarttaYürüyoruz etiketinin kullanılmasına karar verildi. 8 Mart’ta ne var? başlıklı bir GIF de hazırlandı.

Bunun yanı sıra sokaklarda stencil, mekanlarda ve yine sokaklarda afişleme çalışması yapıldı. Etiler - Arnavutköy civarından Boğaz Köprüsü’ne lazerle yansıtılan görsel ve videolar o senenin en çok ses getiren eylem çağrısı oldu ve sosyal medyada defalarca paylaşıldı. Bir önceki sene olduğu gibi bu sene de yürüyüşün ilkelerini hatırlatan bir metin hazırlandı ve gruplarda paylaşıldı.

Yürüyüşte kullanılacak materyaller belirlenirken, geçen seneki pankartın “feminizm” kısmının kesilerek ayrıca kullanılması kararı alındı. Eylemin kalabalığı göz önünde bulundurularak eylem coşkusunun tüm kalabalığa yayılması için ara pankartlar hazırlandı. Ara pankartların sözü de ana pankartla uyumlu olarak “feminist isyan” olarak belirledi.

Fotoblokların sözleri o dönemin gündemleri üzerinden belirlendi. İktidar ve kurumlarının eşitlik yerine adalet vurgusunu öne çıkarmaya ve toplumsal cinsiyet terimini tedavülden kaldırma çabasına yönelik “Eşitliği yok sayan adaleti sağlayamaz! Onun adı toplumsal cinsiyet eşitliği” fotobloku hazırlandı. Fotobloklara göçmen kadınlarla ortak mücadeleye, ekonomik kriz, nafaka, karşılıksız bakım emeği, esnek çalışmaya dair sözler eklendi. Her ne kadar kreşler “kamu zararı” yaratıyor söylemi üzerinden kreşleri kapatmaya yönelik tartışmalar 2018 yılında başlamış olsa da, bu senenin fotobloklarında da kreş teması gündemleştirildi. Son olarak, uluslararası greve de işaret eden “dünyayı ev içi emek döndürüyor” sözü fotobloklara dahil edildi.

Emniyet 8 Mart sabahı İstiklal Caddesi'nde herhangi bir etkinliğe izin verilmeyeceğini, etkinlik yapmak isteyenlerin caddenin alt sokağına yönlendirileceğini duyurdu. Taksim ve çevresindeki yollar araç trafiğine 14.00 itibariyle Valilik kararıyla kapatıldı. Bu saati takriben İstiklal Caddesi’ne çıkan ara sokaklar da barikatlar ve polisler tarafından Tünel’e kadar kapatıldı. Yürüyüş saatine doğru Taksim metro istasyonu da kapatıldı. Yürüyüşte gönüllü olan ve hazırlık komisyonunda yer alan kişiler, bir araya gelerek polis engellemesi üzerine yapılacakları, herkesin güvende hissedeceği ve yürüyüşün coşku ve kalabalığına zarar vermeyecek şekilde alınacak tutumlar üzerine konuştu.

Emniyet ve valilik duyuru ve kararlarıyla birlikte her şeye rağmen yürüyüş için Fransız Kültür’ün önünde buluşulacağı duyuruldu. Eylem saati iyice yaklaştığında polisler İstiklal Caddesi’ne kurdukları barikatlarla insanları ya üst aramasıyla ya da “buradan giriş yok” diyerek caddeye almamaya çalıştılar. Kalabalığın artmasıyla bu barikat fiilen kalktı. Özel harekat polislerinin bazı çatılarda bekletildiği görüldü. Eylem saatinde Feminist Mekan’dan coşkulu bir şekilde çıkıldı ve Fransız Kültür’ün önüne doğru gidildi. Polisler Zambak Sokak’tan itibaren İstiklal’i barikatlarla ve çevik kuvvetle kapadı. Kalabalık üç koldan (İstiklal Caddesi, Meşelik Sokak, Zambak Sokak) giderek arttı ve Taksim Meydanı’na kadar taşmış oldu.

Ara pankartlar coşkuyu çok arttırdı. Kalabalık yaklaşık bir buçuk saat kadar sloganlarla, coşkuyla alanda durdu. Polisin barikatı açması için “aç aç barikatı aç” sloganları atıldı, kalabalık arttıkça öne doğru ittirmeler ve ana pankart çevresinde sıkışmalar oldu. Polisin yolu açmaması sonucu barikata yüklenildi. Polis bunun üzerine biber gazı ve plastik mermiyle saldırdı. Eylemin hem arkasından hem önünden kalabalığa saldıran polis kadınları sıkıştırdı. Bir grup inisiyatif alarak Sıraselviler caddesinden aşağı doğru inmeye başladı. O tarafta bulunan bir ara pankart ve megafoncuyla beraber fiili bir şekilde aşağıya doğru yürüyüş başlamış oldu. Kalabalığın önemli bir kısmı o tarafa yöneldi ve buradan sonuç olarak Eminönü’ne kadar pankart ve sloganlarla önceden planlanmayan bir yürüyüş gerçekleştirildi.

Bunun sonrasında yapılan parti ise, The Mekan’da çok kalabalık bir katılımla gerçekleşti. Parti girişinde önceden bastırılan feminalı kaşeler kullanıldı ve sahneye Ritim Kolektif çıktı.

Yürüyüşü takip eden günlerde, “8 Mart Gece Yürüyüşü’nde ezanı ıslıkladılar” başlığıyla gece yürüyüşü Twitter üzerinden linç edilmeye başlandı. Twitter’daki lincin yanı sıra siyasetçilerden de açıklamalar gelmeye başladı, Erdoğan bir mitinginde “Önceki gün CHP ve HDP öncülüğünde Taksim'de güya kadınlar günü için bir araya gelen bir grup ezana ıslaklarla sloganlarla terbiyesizlik ettiler” diyerek gece yürüyüşünü hedef gösterdi. Mis Sokak'ta cübbeli ve sarıklı bir grup tekbir getirerek, “Ezana uzanan eller kırılsın” sloganları attı ve barların bulunduğu yerde yürüyüş gerçekleştirdi. Tüm bunlar üzerine, yürütülen uzun tartışmalar sonucunda bir metin hazırlandı. Bu konuda komisyon içinde fikir ayrılıkları vardı ve daha derinlikli bir tartışma değerlendirme toplantısına bırakıldı. Hazırlanan metin dışında Kadın Savunması’nın ayrı bir açıklama yapması da eleştirildi.

Değerlendirme toplantısında ise, konuşanların çoğu bir metin çıkartılmış olmasını anlamlı bulurken, bazılarının metin yayınlamaya gerek olmadığı ve bunun dini baskıya tepki göstermeyi marjinalize ettiği yönünde eleştirileri vardı. Buna rağmen çıkan metnin olabildiğince bu açılardan kapsayıcı ve sade olduğu konusunda ortaklaşıldı. Bununla birlikte metnin Whatsapp ve mail grubunda tartışılması, gazetecilerin görüş almaya yönelik ısrarcılığı ve bunun sonucunda aceleciliğe düşülmesine yönelik eleştiriler de yapıldı. Toplantı sonucunda, bundan sonra açıklama yaparken kadınları muhatap alan, yalnızlaştırmayan, güçlendiren şekilde söz kurulmasına, taleplerin öne çıkarılmasına özen gösterilmesi konuşuldu.

Eylemi değerlendirirken farklı kaygı ve eğilimler vardı. Her ne kadar yürüyüş engellenmiş olsa da, kalabalığın çok olması herkese iyi gelmişti. Öte yandan, genel olarak eylemlere yönelen şiddet, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “İstiklal Caddesi kırmızı çizgimizdir” dediği son açıklaması üzerine eylemlerin geleceği ve bir sonraki sene yürüyüşün meşruiyetini ve kalabalığını yitirmeden sürmesi için neler yapılabileceği konuşuldu.

Podcast

Toplantıya çağıran
2017 yürüyüşünü örgütleyen feministler
Pankart sözü
Hayatımız, isyanımız, mücadelemiz feminizm
Güzergâh
Fransız Kültür Merkezi - Tünel
Buluşma noktası
Fransız Kültür Merkezi, saat 19.30

2018: Hayatımız, isyanımız, mücadelemiz feminizm

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: Feministler

2018 8 Mart’ı hazırlıkları başladığında OHAL sürüyordu. Kamuoyunda epey yankı bulan ve kadın hareketinin aktif bir şekilde protesto ettiği müftülere nikah kıyma yetkisi Kasım 2017’de verildi. Ocak 2018 sonunda başlayan Zeytin Dalı Harekâtı’yla savaş tekrar gündeme geldi. Erdoğan, Şubat ayında zina konusunda çalışmalar yapılması için talimat verdiğini açıkladı. Dünyada yükselen sağcılık, yabancı ve göçmen düşmanlığı, kadınların kazanımlarının geri alınmaya çalışılması, köpürtülen LGBTİ+fobi Türkiye’de de karşılık buluyordu. 6284 sayılı yasaya saldırıların başladığı, Diyanet’in yetki ve faaliyetlerinin gittikçe her alana yayıldığı, 2017’de Ankara’daki her türlü LGBTİ+ etkinliğinin yasaklanmasının ardından İstanbul’da da Kuirfest’in yasaklanmasıyla LGBTİ+ düşmanlığı güçlendi.

Bu yıl toplantı çağrısı “kadınlara ve translara” hitaben yazıldı. Eylem için açılan Facebook etkinliğindeki çağrı da aynı şekilde “kadınlara ve translara” hitaben yapıldı. Bunun üzerine bir grup LGBTİ+, “8 Mart Natrans Feminist Gece Yürüyüşü” adıyla bir Facebook etkinliği açarak bu hitap şeklini eleştirdi. Bu ifade yıllar içerisindeki tartışmalar sonucu oluşmuş, LGBTİ+ hareketin müdahalesiyle çağrı değiştirilmişti. Değişmeye de devam etti. Facebook üzerinden süren uzun tartışmalardan sonra gerçekleştirilen ilk toplantıda trans görünürlüğü açısından “trans” adının geçmesinin önemli olduğu ve bunun da özneleriyle birlikte kararlaştırılmış bir formülasyon olduğu konuşuldu. Tam içe sinmese de, çağrılarda bir süredir “natrans erkeklere kapalıdır” ifadesinin kullanıldığı ve şimdilik yine bu şekilde kullanılacağı şeklinde ortaklaşıldı. Öte yandan toplantıda, kadınların kadın olmaktan ötürü uğradığı şiddet ve ayrımcılıktan bahsedilirken “kadın” dememenin politik sorunlarından da bahsedildi. Şiddet gibi konular üzerinden translarla taleplerin ortaklaştırılması, bu sözün sloganlara da yansıtılması konuşuldu. Bu mesele net bir şekilde neticelendirilmese de genel bir tartışma yürütülmüş oldu.

Yürüyüş çağrısının Fransız Kültürü Merkezi önüne saat 19.30’a yapılması kararı alındı. Pankart ana sözü belirlenirken çok didaktik olmamasına, aynı zamanda ironiye de kaçmamasına çalışıldı. Politik içerikleri fotoblok ve dövizlere bırakarak, ana pankart sözünü kısa tutma kararı alındı. Yürüyüşün sözü “Feminizm ne yapar?” sorusu üzerinden tartışarak belirlendi. Mümkün olduğunca güçlendirici bir söylem üzerinden oluşturulmaya çalışılan eylem metinlerine paralel olarak, bu seneki metnin çerçevesinin de yıl boyunca yaşanan zorluklardan çıkış için “kurtuluş feminizm” şiarına işaret ederek oluşturulması önerildi.

Erkek şiddeti ve patriyarka üzerine fotoblok sözleri, “Kadın cinayetleri, çocuk istismarı, taciz, tecavüz / Hepsi erkek şiddeti!”, “Münferit değil, tesadüf değil, hastalık-sapıklık hiç değil ERKEK ŞİDDETİ!”, “Patriyarka gidecek, biz kalacağız!” olarak belirlendi. 2017 senesindeki müftü nikahı tartışmaları ve diyanetin devasa bütçesi üzerinden yapılan tartışmalara ve genel olarak aile ve kadın konularındaki dahiliyetine dair “Diyanet, müftü, ilahiyatçı her yerde / Eşitlik - özgürlük nerede? (ARKASI:) Alışın LGBTİ+lar burada!” , “Boşanmayı engellemek isteyen evlilik kurumunu kaldırsın, (ARKASI:) Kadınlar yoksullaşırken Diyanet zenginleşiyor” sloganları belirlendi. Savaş gündemine ilişkin “Uzak olsun nefret, faşizm, militarizm!” , “Savaşa akan paralar kadınların cebinden çıkıyor” sloganlarının yazılması kararlaştırıldı. O dönem sürmekte olan zina tartışmalarına yönelik “Cinselliğim suç değil, senin yasakların şiddet” fotoblok sözlerine eklendi. Emek üzerine fotoblok sözleri “Evde bakım hizmeti, iş yerinde eşitsiz maaş / Erkekler hayatımızı çalıyor, (ARKASI:) Emek hırsızı erkekler” , “Hasta, engelli, çocuk, yaşlı; neden herkese kadınlar bakıyor? Erkekler ne işe yarıyor?” olarak şekillenirken, OHAL zamanı çıkan KHK’lar ve OHAL koşullarına yönelik “OHAL’de kapatılan kadın örgütleri burada! Kadın dayanışması her yerde!” sözleri oluşturuldu. Fotoblokların arkasındaki “yaşasın feminist mücadelemiz” Türkçe, Kürtçe, Ermenice, Arapça yazıldı.

Hazırlık sürecinde gece yürüyüşünün ilkelerini (ortak pankart, imzasız dövizler, cis erkeklere kapalı olması, kortejsiz yürüyüş gibi) hatırlatmak amacıyla, kurum temsiliyeti/görünürlüğü, kortejlere ayrılma hali, en önde grupların sembollerinin yoğunluklu taşınması konularının bu ilkelere aykırı olduğuna dair bir metin yazılarak kurumlarla paylaşılması ve gruplarda yaygınlaştırması kararı alındı.

Eylem sloganları ve döviz sözlerini çoğaltmak için bu sene slogan atölyesi yapma kararı da alındı. 2014 yılında bu stencil atölyesi olarak yapılmıştı. Atölye başlıkları şu şekilde oluşturuldu:

- Emek, kadın yoksullaşması meselesi, KHK’lar, işsiz kalan kadınlar

- Barış-militarizm

- Nefret cinayetleri/trans cinayetleri/Diren'le görünürleşen trans mahpusların durumu

- Diyanet

- Cinsel istismar/cinsel şiddet

- Göç/göçmen kadınlar/sınırları aşan dayanışma

- Kürtaj

- Cinsellik-beden

- Erkek şiddeti/erkek adalet

- Hayatını savunmak/hayatına sahip çıkmak

Atölyenin yanı sıra #Benim8MartSloganım etiketiyle sosyal medya eylemi yapılarak slogan önerilerinin toplanması amaçlandı ve toplanan sloganlar döviz yazma listesine eklendi. Hem döviz atölyesinde çıkan dövizler hem de yürüyüşe getirilen dövizlerin çoğu cinsellik ve beden temelli, oldukça renkli dövizlerdi. Ancak savaş politikalarına da dikkat çekmek ve barışa yönelik ortak feminist sözün kurulması ve görünmez kalmaması için komisyon tarafından “BARIŞ” yazan, balonlara bağlı ve uçan bir orta pankart hazırlandı. Yağmurlu koşullarda zorlukla taşındı. Ayrıca eylemde mor ışıklı “Birlikte Güçlü” ve yumruklu femina pankartı da taşındı.

Eylem için kullanılan diğer sosyal medya etiketleri: #8MarttaFeministİsyan , #8MarttaTaksime idi. Bu paylaşımlar genel olarak önceki yıllara ait eylem görsellerini temel alıyordu.

Taksim’de mekanlara bırakarak, Kadıköy ve Beşiktaş’ta ise meydanda elden dağıtarak bildiri dağıtımı yapıldı. Eski fotobloklar kesilerek “yılın direnişçisi, saçlarımı savururum haklarımı savunurum” yazan çerçeveler hazırlandı, bildiri dağıtımları sırasında bu çerçeveler oldukça ilgi çekti. Ayrıca afişlemeye de çıkıldı, rozet yaptırıldı. Rozetler, bildiri dağıtımı ve eylem günü dağıtıldı. Kadıköy ve Taksim’de stencil çalışması yapıldı. Eylem çağrısı için video hazırlanıp paylaşıldı. Sosyal medya eylemleri dışında yaratıcı bir eylem formatı olarak projeksiyonla duvarlara görseller yansıtıldı.

Yürüyüş günü yaşanabilecek kaosu engellemek için çok fazla kişiye ihtiyaç olduğu konuşuldu, bu yüzden önden bir gönüllü toplantısıyla görevlileri belirleme kararı alındı. Feminist Mekan’da eylem günü erkenden toplanarak Fransız Kültür Merkezi’nin önüne gidildi. KCDP ve Kampüs Cadıları, yürünecek yönde daha aşağıda olan Mis Sokak’a çağrı yaptığı için bir süre sıkışıklık ve karmaşa oldu. Çabalar sonucu, pankart, yürüyüşün önüne getirilerek yürüyüş başlatıldı ve Tünel’e kadar devam etti. Yürüyüşün oldukça kalabalık olması organizasyon ekibinin yürüyüşe katılan herkese sesini ve sözünü ulaştırmasını zorlaştırdı. Bu katılımın ardından, eylemin coşkusunun tüm kalabalığa yayılması için ayrıca neler yapılabileceği konuşulurken, aralara uzun yatay pankartlar koyma fikri ortaya çıktı ve sonraki senelerde bu fikir uygulandı.

40.000 civarında kişinin katıldığını düşünülen bu seneki gece yürüyüşü, the New York Times gazetesinde manşetten haber oldu. Bazı haber kaynaklarına göre 50.000’i bulan bu sayı, Feminist Gece Yürüyüşü’nün en kalabalık olduğu yıldı.

Yürüyüşün ardından parti bu sene de The Mekan’da yapıldı. Ritim Kolektif ve dj’lerin sahne aldığı gecede mekan dolup taştı.

Yürüyüş sonrasında, eylemde kullanılan dövizler üzerinden sosyal medyada hem iktidar yanlısı hesap ve kaynaklar tarafından hem de kimi sekter sol hesaplar tarafından gece yürüyüşü hedef gösterilmeye çalışıldı. Önceki yıllara ait kimi fotoğraflar da bu -özellikle transfobik, homofobik- hedef gösterme bağlamında dolaşıma sokulurken, 9 Mart giderek bir önceki gün gerçekleşen yürüyüşü bir tür hedef gösterme gününe dönüştü.

Podcast

Toplantıya çağıran
2016 yürüyüşünü örgütleyen feministler
Pankart sözü
Hayatlarımıza müdahaleye hayır + Feminist mücadelemizin dönüşü yok (bölünen pankart)
Güzergâh
Fransız Kültür Merkezi - Tünel
Buluşma noktası
Fransız Kültür Merkezi, saat 19.30

2017: Hayatlarımıza müdahaleye hayır + Feminist mücadelemizin dönüşü yok

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: Feministler

2017 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü hazırlıkları, 15 Temmuz 2016 “darbe girişimi” sonrası ilan edilen olağanüstü hâl koşullarında başladı. OHAL’de çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) işten atmalar, dernek kapatmaların arkası kesilmiyordu. KHK’ya dayandırılarak DBP’den seçilen belediyelere 11 Eylül 2016 tarihi itibarıyla el konmaya başlanmıştı. TBMM’nin 3. büyük partisi HDP’nin Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’la birlikte 11 milletvekili 4 Kasım 2016’da tutuklandı. HDP’lilerin seçildiği belediyelere peşpeşe kayyumlar atandı, Gültan Kışanak’ın da içinde olduğu seçilmiş belediye başkanları tutuklandı. Bölgedeki erkek şiddetinden kurtulmak isteyen kadınların başvurduğu kadın dernek ve merkezleri de kayyumlar sonrası kapatıldı. “Bu Suça Ortak Olmayacağız” metnini imzalayan barış akademisyenleri hakkında soruşturmalar açıldı, akademiden uzaklaştırılanlar oldu.

OHAL koşullarında her türlü demokratik hak adım adım ortadan kalkarken, bir yandan da, 14 Mayıs 2016 tarihinde yayınlanan TBMM Boşanma Komisyonu raporu, AKP’nin kadını değil aileyi temel alan politikalarını güçlendirdi. Tek adam rejimi anlamına gelen başkanlık sistemi için anayasa değişikliğini oylamak üzere 16 Nisan 2017’de referandum kararı alındı.

Kasım 2016’da TBMM gündemine gelen ve çocuğa karşı cinsel istismar suçundan ceza alan erkeklere af getiren yasa tasarısı kadınların mücadelesi sonunda geri çekildi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, “Kamuoyunda tartışılan ve binlerce ailenin mağduriyetini gidermeyi amaçlayan erken evliliklerle ilgili yasa tasarısı yeniden ele alınacaktır” diye tweet attı.

2016’da şort giydiği için bir kadına bir erkeğin otobüste tekme atması, başka bir erkeğin parkta hamile bir kadına saldırması gibi gelişmeler, ülkede belirli yaşam tarzlarına yönelik, özellikle kadınlar üzerinden sürdürülen saldırıların daha yoğun hissedildiği bir döneme girildiğinin işaretleriydi.

Bütün bu olumsuz tablo içinde feministlerin, kadın hareketinin enerjisi ve umudu yine de çok yüksekti. Polonya’da başlayan, Arjantin’le devam eden feminist grev hareketi dalga dalga yayılıyordu. Ve 8 Mart’a doğru 55 ülkeden kadınlar grev çağrısına katılmıştı. Birçok ülkeden birbiri ardına bildiriler geliyor, hemen hepsi de kendi ülkelerinde öne çıkan mücadele ekseni ile grev fikri etrafında şekillenen bu geniş ortak bağlamı birleştiriyordu. Kadınların yaptıkları işleri bir günlüğüne de olsa yapmayı bırakmasının dünyayı yerinden oynatacağı vurgulanıyor ve bu heyecan yaratıyordu. Türkiyeli kadın hareketi de bu heyecanı paylaşıyordu.

Feminist grev dalgasının yanı sıra cinsel istismarcıya af yasasının geri çekilmesi ve yaklaşan referandumda “hayır” çıkmasıyla bu baskıcı-otoriter rejimin değişebilme ihtimali, 8 Mart hazırlıkları başlarken motivasyon oluşturuyordu. Referandumda kadınların “hayır”larının nedenlerini ortaya koymak ve büyütmek için “Tek başına olmaz; #hayır: 8 Mart'a doğru Kadınlar Birlikte Güçlü” sözü etrafında 28 Ocak'ta bağımsız feministler, onlarca kadın grubu ve siyasi partilerden kadınlar bir araya geldi. 2017 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü çağrı videosu da bu enerjiyi yansıtacak şekilde, dünyadaki feminist grev hareketinin söz ve sloganlarıyla yapıldı.

2016’da İstanbul Feminist Kolektif’in (İFK) dağılması sonrası, Twitter ve Facebook hesapları 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’ne devredildi. Ve yürüyüş için on yıldır kullanılan İFK/Feminist Kolektif imzasından vazgeçildi. Toplantı çağrısını 2016 yılının yürüyüş hazırlık toplantılarına katılan feministler yaptı.

Aynı dönemde faaliyetlerini sonlandırma kararı alan, tartışma süreci yürüten Sosyalist Feminist Kolektif (SFK) mekânını feministlere devretti. İFK’nın mail adresi feministler@gmail.com olarak değişti, SFK mekanı da Feminist Mekan ismini aldı.

Bu sene, Kadınlar Birlikte Güçlü etkisiyle de, 8 Mart Gece Yürüyüşü çalışmalarında İstanbul Feminist Kolektif zeminini aşan kadın gruplarıyla ilişkiler güçlendi. 2012 Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, 2014 Temmuz Kadın Cinayetlerine Acil Önlem Grubu ve son olarak referandum için “hayır” kampanyasında İFK zemininin dışında kadın gruplarıyla birlikte yol alıyordu. Bunun da etkisiyle karma gruplardan kendini feminist hareket içinde konumlandıran feministler 2017’de çalışmalara çok daha fazla katılmaya başladı.

Gece yürüyüşü hazırlık toplantılarında pankart sözünün ne olacağı konuşulurken referandumda “hayır” demenin, yürüyüşün ana sözü olup olmayacağı tartışıldı. Salt “hayır” demenin ötesinde, başkanlığın kadınların hayatları için ne anlama geleceği şeklinde genişleterek erkek egemenliğine “hayır” diyen, feminist mücadelenin devam edeceğini, kadınların yan yanalığını vurgulayan bir sözde ortaklaşıldı.

8 Mart hazırlıkları yoğun ilerledi. Kadınlar Birlikte Güçlü çağrısıyla 6 Mart’ta sosyal medya profillerine kadın grevi logosu giydirildi ve sosyal medya eylemi çağrısı yapıldı. 8 Mart Gece Yürüyüşü için stantlar kurulurken “hayır” kampanyası örgütlendi. Öte yandan, greve ses verme eylemleri de yapıldı. Hazırlıklar daha da detaylandırıldı; görevlilerin sayısı artırıldı, yeni fotobloklar eklendi, çok sayıda bayrak basıldı. Yol çalışması olduğu ve yolun daralacağı hesap edilerek pankart ortadan bölünecek şekilde hazırlandı. “Hayatlarımıza müdahaleye hayır; Feminist mücadelemizin dönüşü yok” ikiye bölünebilir bir söz olarak pankarta yazıldı. Sosyal medyada 5 Mart’ta #8MarttaTaksimdeyiz, 7 Mart’ta #FeministGeceYürüyüşü etiketleriyle çağrı yapıldı.

Yukarıda sayılan gelişmelerle birlikte “unutmuyoruz” vurgusuyla bildiri metninde ve basın açıklamasında ülkede patlayan bombalar, Suriye savaşı, barış akademisyenlerinin hedef gösterilmesi, Boşanma Komisyonu, çocuk istismarı faillerine af, hayat tarzı üzerinden kadınlara saldırılar 8 Mart gündeminde yer aldı.

O sene, Taksim’in, özellikle Gezi’den sonraki değişimle de birlikte artık çoğunlukla turistler ve erkekler tarafından kullanılıyor olduğu ve kadınların gündelik hayatlarında daha az geldikleri bir yer haline dönüştüğü düşüncesiyle Taksim’de stant açılması yerine sadece bildiri dağıtımı yapıldı. Taksim yerine Beşiktaş ve Kadıköy’de stant açıldı. Böylece 2017 8 Mart yürüyüşü, Taksim’de stant açmanın bırakıldığı yıl oldu.

8 Mart günü, Kadınlar Birlikte Güçlü’nün çağrısıyla, feministler Cihangir Parkı’nda buluştu ve hem çağrı metnini okuyarak yere bez serip pankart yazdı hem de Kadınlar Birlikte Güçlü tarafından hazırlanan greve destek metnini okudular. Ayrıca üzerinde “Greve Ses Ver” yazan ince uzun branda pankart bastırılıp Tünel’deki sanat eserinden aşağı sarkıtıldı.

2017’de yürüyüş o güne kadarki en kalabalık ve coşkulu yılını yaşadı. Katılım için 40 binlerden söz ediliyordu. İstiklal Caddesi’nde yürüyecek yerin kalmadığı bir seneydi. Fakat yıllardır kurulan ortak pankart, imzasız döviz geleneğine rağmen TJA, SKM, HDP Gençlik, Sosyalist İşçi imzalı dövizlerle yürüyüşe geldi ve yürüyüş ekibiyle aralarında kısa tartışmalar yaşandı.

Önceki yıllarda olduğu gibi, yürüyüş ekibinin çağrısıyla birlikte eğlenmek için duyurulan yürüyüş sonrası parti yaklaşık 1000 kişilik bir katılımla The Mekan’da yapıldı.

Bir önceki yıl Kadıköy’de gündüz mitingi yasaklanmıştı ve Kadıköy’de dağılıp çarşıda yürüyerek miting yapılmaya çalışılmıştı. 2017’de Kadıköy ve Bakırköy için iki miting başvurusu yapıldı. Önce ikisine de izin verilmezken yapılan itirazlarla Bakırköy’de miting izni çıktı. Yıllardır Kadıköy’de gündüz yapılan 8 Mart Mitingi, 2017’de ilk kez Bakırköy’de düzenlendi.

Podcast

Toplantıya çağıran
İstanbul Feminist Kolektif
Pankart sözü
Emeğimiz, bedenimiz, cinselliğimiz, kurtuluşumuz için feminist mücadele
Güzergâh
Fransız Kültür Merkezi - Tünel
Buluşma noktası
Fransız Konsolosluğu, 19.00

2016: Emeğimiz, bedenimiz, cinselliğimiz, kurtuluşumuz için feminist mücadele

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: İstanbul Feminist Kolektif

2016 8 Mart hazırlıkları başlarken İstanbul Feminist Kolektif (İFK) örgütlenmesi ile ilgili kimi kararlar alınmıştı. İFK içinde yer alan Sosyalist Feminist Kolektif (SFK) kendini yenilemek/sonlandırmak üzere bir tartışma süreci yürütüyordu ve 2015 sonlarında dışa yönelik faaliyetlerini sınırlandırmaya karar vermişti. SFK’nın çıkardığı Güz 2015 Feminist Politika dergisi son sayı olarak çıktı ve 2012 Aralık ayında Amargi’nin kendini sonlandırmasından sonra bir feminist örgütlenme daha faaliyetlerini durdurmuş oldu. SFK aldığı kararla mekanını feministlere devrederken 2016 Feminist Gece Yürüyüşü hazırlıkları sırasında gönüllü komisyon, mekanın Feminist Mekan olarak yeniden düzenlenmesi, dayanışma ağının kurulması için çalışmalara başladı. Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği (KİH-YÇ) de İFK faaliyetlerini takip edemeyeceğini belirtti. Aynı dönemlerde Filmmor da İFK’dan çekildi. 9 Temmuz 2015’te ise İFK faaliyetlerini sınırladığını duyurdu, iç yazışma grubunu da Kasım 2015’te kapattı. Ancak kimi faaliyetlerde İFK adı kullanılmaya devam ediliyordu. Bunlardan biri Kadınlar Hayatlarına Sahip Çıkıyor çalışmasıydı. 2016 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü hazırlıkları da İFK imzasıyla yapılan toplantı çağrısıyla başladı. Bu imzayla başlayan son yıl oldu.

İFK yazışma grubu kapandığı için öneriler, tartışma konuları yer yer cinayetlereisyandayiz@googlegroups.com grubunda tartışılıyordu. Toplantı notları cinayetlereisyandayiz@googlegroups.com, feminist@yahoogroups.com ve bağımsız feminist kadın gruplarına atılıyordu.

2016 yılı hazırlık sürecinde Barış İçin Kadın Girişimi’nin ve Kadın Cinayetlerine Acil Önlem Grubu’nun faaliyetleri yoğun olarak sürüyordu. Barış İçin Kadın Girişimi “Yaşamdan Yanayız” adlı bir kampanya yürütüyordu. 14 Temmuz 2015 tarihinde LezBiFem, Kadıköy’de, “Lezbiyeniz, biseksüeliz, feministiz; hizaya gelmiyoruz” pankartıyla LB görünürlüğünü ön plana alan bir eylem yaptı. 2016 hazırlık toplantılarına LezBiFem’den kişiler aktif olarak katıldı.

2009 yılında temeli atılan ‘çözüm süreci’, 2009-2015 arasında kısmi gerilimler olsa da sürmüştü. 17 Temmuz 2015 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP ve HDP’lilerin katılımıyla açıklanan 10 maddelik ‘Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını açıkladı. Türkiye, 7 Haziran 2015 seçimlerine, 5 Haziran’da Diyarbakır’da gerçekleşen HDP mitingine yönelik yapılan ve 5 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırının etkisinde girdi. Seçimlerde AKP, yüzde 40,8 oy aldı ve ilk kez Meclis çoğunluğunu kaybetti. AKP, 7 Haziran seçimlerini iptal etti ve 1 Kasım’da yapılacak yeni seçimlere giden süreçte çatışmalar arttı. Türkiye’nin her yerinde bombalar patlamaya başladı. 20 Temmuz 2015’te 33 kişinin hayatını kaybettiği Suruç katliamı yaşandı. 8 Eylül’de ülke genelinde HDP binalarına saldırılar gerçekleşti. 7 Haziran-1 Kasım arasındaki süreçte Türkiye tarihinin en büyük katliamı Ankara’da yaşandı. 10 Ekim’de Ankara’daki barış mitingde iki canlı bombanın yaptığı saldırıda 103 kişi yaşamını yitirdi. Cizre’de, Sur’da, Silopi’de çatışmalar yaşandı. 7 Şubat 2016 tarihinde Cizre bodrumlarında yüzün üzerinde kişi öldürüldü. 8 Mart 2016 yürüyüşü için çalışmalar sürerken Sur’da da benzer bir katliamın olma ihtimalinden endişe ediliyordu.

Böyle bir atmosferde başlayan yürüyüş hazırlık toplantılarından ilki olan 11 Şubat 2016 tarihinde yürüyüşün ana temasının feminist mücadele vurgusu, dayanışma, kadınların gücü olabileceği sonucuna varıldı. Yürüyüşün Fransız Konsolosluğu önünden Tünel’e doğru saat 19:00’da başlamasına karar verildi. 2014 yılından beri yapıldığı gibi çalışma grupları kuruldu. Çağrı metni ile basın açıklamasının yazılması ve paylaşımını yapacak metin komisyonu, yürüyüşte taşınacak görseller ve sosyal medya çağrılarıyla ilgili önerileri sunacak görsel komisyonu, yürüyüşten sonra buluşulacak mekanı ve eğlence organizasyonunu gerçekleştirecek parti komisyonu ve bütçe komisyonlarında çalışacak gönüllüler belirlenip görev dağılımı yapıldı. Kadın ve transların katılımına açık olan yürüyüşe cis erkeklerin katılımını engellemek için uygun biçimde müdahale edilmesi ve megafonlarla erkeklerin meydandan ayrılmaları için çağrı yapılabileceği konuşuldu.

8 Mart 2016 Salı gecesi yapılacak 14. Feminist Gece Yürüyüşü için 11 Şubat 2016 tarihinden başlayarak her hafta hazırlık toplantıları yapıldı. Yürüyüş süreci, kadın ve translara yönelik hazırlanan “Feministler için 8 Mart Takvimi” başlıklı ve feministler imzalı çağrı metniyle duyuruldu. 2015 yılında olduğu gibi 2016 yılında da “8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü Hazırlığında Ben de Varım!” diyenlere hitaben feministler@gmail.com mail adresinden e-mail gruplarına anket gönderildi ve önceden duyurulan hazırlık takviminde hangi saatlerde, nerede, hangi işlere talip oldukları soruldu. Sunulan seçenekler arasında pankart-döviz yazımına katılma, 8 Mart saat 13.00 sonrası yapılacak işlere destek verme, stant kurulumu ve stant başında durma işine katılma, gece yürüyüşünde önde fotoblok taşıma, ses aracını çekme, slogancı olma, gece eğlencesinde kapıda bilet satışı yapma, rozet satma vardı.

8 Mart için bildiri dağıtımı ve slogan atölyesinde Feminist Gece Yürüyüşü’nün sloganlarını birlikte bulma çağrısı da kadın ve translara yapıldı. İlk olarak 28 Şubat Pazar günü saat 15.00’te Kadıköy Süreyya Operası önünde stant açılıp bildiri dağıtıldı. Ardından saat 17.00’de SODİD'de slogan ve döviz atölyesi yapıldı, kullanılacak sloganlar ve ana pankart yazısı birlikte netleştirildi. Ana pankart, “Emeğimiz, bedenimiz, cinselliğimiz, kurtuluşumuz için feminist mücadele” oldu. 7 Haziran-1 Kasım sürecinde yaşanan katliamlar, Cizre, Silopi, Sur’daki ölümler ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle dövizlerde ve basın açıklamasında barış talebi vurgulandı. “Sur, Cizre, Silopi.. Bu savaşta kadınların rızası yok”, taşınan fotoblok sözlerinden biriydi. Yoğurtçu Kadın Forumu toplantı çıkışlarında stencil ve yazılama yapıldı. Diğer stantlar Taksim Galatasaray Lisesi önünde ve Mis Sokak başında açıldı. Takvimde 6 Mart Pazar gündüz yapılacak 8 Mart Mitingi de yer aldı ancak bu mitinge ilk defa o sene izin verilmedi. Kadıköy’de buluşan kadınlar çarşıya dağılarak yürüyüş yaptı.

3 Mart 2016’da Feminist Gece Yürüyüşü’nü örgütlemek için her hafta bir araya gelindiği ve yürüyüş öncesi son toplantının 4 Mart Cuma akşamı Feminist Mekan’da yapılacağı -bir önceki toplantı notlarıyla birlikte- mail gruplarında duyuruldu. İFK da yürüyüşü 14. defa birlikte örgütlemek için feministleri daha kalabalık olarak toplanmaya çağırdı. 6 Mart gecesi İFK Facebook sayfası hacklendi, yeni çağrıya göre Taksim’deki Feminist Gece Yürüyüşü iptal edilmiş, yürüyüş Yenikapı’ya alınmıştı. Hesap hızlı bir şekilde geri alınarak çağrı düzeltildi.

2016 yürüyüşü sırasında polisle özellikle Sur, Cizre, Kobanê sloganları yüzünden sık sık tartışma yaşandı. Polis yürüyüş dağıldıktan sonra Galatasaray’da Cizre, Sur, Silopi’ye dikkat çekmek için slogan atanları susturmaya çalıştı. Bunun yanı sıra,KJA, Kampüs Cadıları gibi, belli gruplardan kadınların birlikte yürümesi ve yürüyüş sorumlularının attırdığı sloganlara eşlik etmeyip kendi sloganlarını atması da tartışıldı. Kampüs Cadıları kendisini yürüyüş içinde ayrı bir yerde konumlandırdığı bir video paylaştı.

8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nden sonra saat 21.00’de The Mekan’da buluşma ve Ritim Kolektif grubunun sahne alacağı eğlence için afiş ve çağrı metni hazırlandı. İlk kez toplanan giriş ücreti 5 TL’ydi, girişte kollara femina damgası basıldı. Parti çok kalabalıktı, The Mekan’da boş yer yoktu.

Yürüyüş değerlendirme toplantılarında kimlik, beden, cinsellik ve savaş ön plana çıkarken emek ve kapitalizm bağlantılı dövizlerin/sözlerin az olduğu konuşuldu. Trans cinayetleri vurgusunun eksik olduğu da belirtildi. O yıl en popüler sloganlardan biri “Dolapta zıkkımın kökü, sokakta isyan var” oldu. Ayrıca, yürüyüş alanına daha erken gidilmesi gerektiği, kalabalık ve sıkışıklıkla birlikte megafoncuların dahi alanı örgütlemede zorlandığı, ana pankartı önde tutup gelenleri arkasına almanın epey efor istediği aktarıldı.

Feminist Gece Yürüyüşü’nün protokolsüz bir yürüyüş olduğu, dolayısıyla buranın ilkeleri çerçevesinde milletvekillerinin ön pankartta yürümesinin öncelenmeyeceği ve kabul edilmeyeceği bir kez daha konuşuldu.

Podcast

Toplantıya çağıran
İstanbul Feminist Kolektif
Pankart sözü
Hayatımıza sahip çıkıyoruz, feministler
Güzergâh
Fransız Kültür Merkezi - Tünel
Buluşma noktası
Fransız Kültür Merkezi, saat 19.00

2015: Hayatımıza sahip çıkıyoruz, feministler

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: İstanbul Feminist Kolektif

Gezi direnişinden sonra gece yürüyüşüne katılım kitleselleşmiş, kadın hareketinin ortak hareket etme refleksi çoğalmıştı. Gezi’den sonra Taksim’de ilk olarak bir araya gelebilen tek kalabalık direniş alanı 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü olarak ortaya çıktı. 2014-2015 yılları arasında barış sürecinin sona ermesi ve IŞİD’in Kobanê’ye saldırısı önemli gelişmelerdi. Kobanê direnişinde kadınların rolü dünyada ve Türkiye’de büyük yankı buldu. Bu yıl ayrıca hükümet yetkilileri feministleri hedef alarak kadın-erkek eşitliğini reddeden söylemlerde bulundu. Feministlerin gündeminde ise üç alanda örgütlenme vardı. Birincisi, İstanbul Feminist Kolektif’in (İFK) Nevin Yıldırım ve Yasemin Çakal’ın davalarını takip ederek gündemleştirdiği, ölmemek için öldürmek zorunda kalan kadınlar gündemiydi. Bu gündem etrafında Ocak 2015’te “Kadınlar Hayatlarına Sahip Çıkıyor” raporu yayınlanmaya başladı. İkinci olarak, İFK’nın çağrısıyla Temmuz 2014’te oluşturulan Kadın Cinayetlerine Acil Önlem Grubu’nun toplantıları sürdürüldü. Üçüncü olarak da, Barış İçin Kadın Girişimi toplantıları devam etti. Ayrıca 2015 yılının Haziran ayında genel seçim yapılacaktı, buna dair de feministlerin sözü vardı.

2015 senesinde Feminist Gece Yürüyüşü, bir yıl önceki polis barikatı ve barikatı zorlamak üzerine yapılan tartışmalar göz önüne alınarak çok daha kapsamlı şekilde örgütlendi. 2014 itibarıyla Taksim Meydanı artık polis tarafından kapatılmaya başlamıştı. Yürüyüş güzergâhı ters yöne döndürülerek Fransız Kültür Merkezi önüne çağrı yapıldı. Bir önceki yıl başlayan çağrı videosu hazırlama pratiği bu yıl da tekrarlandı.

Bu yıl ilk kez gönüllü formu düzenlenerek çalışmalara katılım için sosyal medyadan açık çağrı yapıldı.“8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü Hazırlığında Ben de Varım!” diyenlere hitaben feministler@gmail.com adresinden gönderilen çağrı ile birlikte çoğunluğu daha önceden feminist toplantılara gelmeyen 30 kadar feminist yürüyüşün örgütlenmesi çalışmalarına dahil oldu. Bu pratik sonraki yıllarda artarak sürecekti.

Bu yılki yürüyüşün öncesinde çeşitli rozetler hazırlandı, stantlar kuruldu, bildiri dağıtıldı, hazırlanan stenciller ile yürüyüş duyuruldu. Bu yıl ilk kez fotoblok basılmasına ve eylemde taşınmasına karar verildi.

Pankart sözü, İFK’nın “Kadınlar Hayatlarına Sahip Çıkıyor” raporlarının etkisiyle “hayatımıza sahip çıkıyoruz” olarak belirlendi. Ancak bu söz raporlarda olduğu gibi sadece ölmemek için öldürmek/yaralamak zorunda kalan kadınları değil, tüm kadınları kapsayacak bir söz olarak kullanıldı. Pankartta “hayatımıza sahip çıkıyoruz” cümlesi yanında “erkek adalete direniyoruz”, “aile kurmuyoruz”, “itaat etmiyoruz”, “inadına 3 çocuk doğurmuyoruz”, “kahkaha atıyoruz”, “kızlı erkekli oturuyoruz” gibi daha küçük cümlelerle farklı direniş alanları da vurgulandı. Ayrıca dövizler, ön pankart arkasında ilk kez taşınan (Kürtçe ve Ermenice de hazırlanmış olan) fotobloklar ve basın açıklamasında da AKP’nin politikalarına karşı kadınların hayatlarına sahip çıkmaları ve direnmeleri vurgusu öne çıktı. Yürüyüşte ana pankartın yanı sıra “kadın cinayetlerine isyandayız” yazılı (60 metrekarelik) pankart da uzunlamasına taşındı.

Bu sene yürüyüşe katılım 15-20.000 gibi sayılara ulaştı. Fransız Kültür Merkezi önünde toplanılarak Tünel’e kadar yüründü. Basın açıklaması Tünel Meydan’da coşkulu bir kalabalıkla okundu. Basın metni, AKP’nin politikalarına karşı “hayatımıza sahip çıkıyoruz” diyerek kadınların direnişini öne çıkardı. Savaş politikalarına ve heteroseksizme karşı kadınların mücadelesine vurgu yapıldı.

The Mekan’da yapılan eğlence çağrısına bu sene “Kadınlara ve translara açıktır” ifadesi eklendi.

8 Mart’ın ardından 13 Mart Hanime Aslan, 19 Mart Yasemin Çakal, 25 Mart Nevin Yıldırım duruşmaları takip edildi, basın açıklamaları yapıldı. Bu sene ayrıca Kadıköy’de son izinli 8 Mart Mitingi’nin yapılabildiği seneydi.

Podcast

Toplantıya çağıran
İstanbul Feminist Kolektif
Pankart sözü
Geceleri, sokakları, meydanları terk etmiyoruz, feminist isyan + Aile değil kadınız, feminist isyandayız
Güzergâh
Galatasaray - Taksim
Buluşma noktası
Galatasaray, 19.00

2014: Geceleri, sokakları, meydanları terk etmiyoruz, feminist isyan + Aile değil kadınız, feminist isyandayız

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: İstanbul Feminist Kolektif

2013 Haziran ayında gerçekleştirilen Gezi Direnişi’nde feministler bağımsız bir özne olarak aktif yer aldılar. 2012 yılında “Kürtaj Haktır Karar Kadınların” kampanyasında birlikte çalışan bağımsız feministler/kadın grupları ve karma gruptan kadınlar, Gezi Direnişi dolayısıyla daha da yakınlaşmışlardı. Bu hem feministlerin örgütlenmesini hem de diğer toplumsal hareketler nezdinde feministlerin meşruiyetini güçlendirdi. Gezi Direnişi sırasında 8 Haziran’da yapılan “Tayyipsiz, Tacizsiz Bir Yaşam İçin Sokaklardayız!” yürüyüşü direnişe katılan kadınlarla birlikte örgütlendi. Direnişin hemen sonrasında yine Taksim’de polis tacizine karşı büyük bir yürüyüş yapıldı. Ayrıca 2013 yazında gerçekleşen Onur Yürüyüşü, İstiklal caddesinin baştan sona dolduğu, katılımın 100 bin olarak anıldığı bir eylem olmuştu. Dolayısıyla 2014 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılım önceki yıllardan daha fazla olacaktı.

2014 Feminist Gece Yürüyüşü hakkındaki yazışmalar hem 27 Ocak 2014’te kurulan istanbulfeministkolektif@googlegroups.com hem de cinayetlereisyandayiz@googlegroups.com mail gruplarında yapıldı. Kadın Cinayetleri İsyandayız Kampanyası sönümlenmişti. Dolayısıyla bu mail grubu daha seyrek kullanılıyordu.

İlk toplantının çağrısı İstanbul Feminist Kolektif (İFK) tarafından yapıldı. Daha önceki yıllarda Şubat sonu, Mart başında başlayan ve ortalama iki toplantıda örgütlenen 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşleri için 2014 yılında ilk feministlere açık çağrılı toplantı 17 Şubat’ta yapıldı. Bu toplantı öncesinde de İFK, Feminist Gece Yürüyüşü gündemli toplanmıştı. İlk toplantıya bağımsız feministlerin yanı sıra karma örgütlerden çok sayıda kadın da katıldı. Kuşkusuz, “Kürtaj Haktır Karar Kadınların” kampanyasından beri birlikte çalışıyor olmanın etkisi vardı bu katılımda. Ama bir önemli neden de 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nün Taksim’de yapılıyor olmasıydı. Gezi Direnişi sonrası Taksim adım adım eylemlere ve protestolara yasaklandı. Önce Gezi Parkı’nı polisler çevirdi. Sonra Taksim Meydanı’nda hiçbir eyleme izin verilmedi. Taksim’de eylem yapmak sol sosyalist muhalefet için önemliydi.

Yapılan ilk toplantıda herhangi bir örgüt veya platform imzası olmadan dövizlerin hazırlanması ilkesi ve hazırlık toplantılarında birlikte döviz yazmanın, sözü belirlemenin önemsendiği hatırlatıldı. 2014 yılında toplantılara ve dolayısıyla yürüyüş organizasyonuna katılan bağımsız feminist sayısı da çok fazlaydı. Karma gruplardan kadın politikası yapan kadınlar organizasyonda çok aktif görev almadı. 2013 yılında olduğu gibi bütçe feminist gruplar tarafından oluşturuldu. Eylemin sözü, daha önceki yıllarda da bu organizasyonda yer almış bağımsız feministler tarafından belirlendi. Eylemi örgütlemek için çok sayıda toplantı yapıldı. Ayrıca “uluslararası dayanışma”, “basın”, “slogan atölyesi” gibi çalışma grupları da oluştu.

Yürüyüşe çağrı Galatasaray’da saat 19.00’da toplanmak üzere yapıldı. Bu yıl ilk defa çağrı videosu hazırlandı. Çağrı metninde kürtaj hakkı, kadın cinayetleri ve kadınların hayatının her alanına yönelik saldırılara vurgu yapıldı. Çağrı metni “Kadınlara ve translara çağrı” diye başlıyordu. Böyle bir çağrı ilk kez yapılıyordu.

Olası bir polis müdahalesi ve yürüyüşün gerçekleştirilememe ihtimaline karşı eş zamanlı olarak uluslararası bir kampanya örgütlenerek kamuoyu yaratılmaya karar verildi ve uluslararası alanda paylaşmak üzere bir metin yazılarak yaygınlaştırıldı. Böylece uluslararası desteğin örgütlenmesi sağlandı. Ayrıca bu yıl ilk defa #feministgeceyuruyusu etiketiyle sosyal medya eylemi yapıldı. Yürüyüş öncesinde sıkı bir basın çalışması yapılarak üç kez basına duyuru yollandı.

Pankart sözünde patriyarkaya ve özel hayata vurgu yapılmasına karar verildi. Eylemin adının Feminist Gece Yürüyüşü olmasının vurgulanması ve kadınların ailede ve sokakta var olma haline de işaret eden bir söz olmasında ortaklaşıldı. Pankart sözü “Geceleri, sokakları, meydanları terk etmiyoruz! Feminist İsyan” olarak belirlendi. İkinci pankart olarak da 2012 yılında kullanılan “Aile değil kadınız, feminist isyandayız” pankartının götürülmesine karar verildi. Polisin TOMA ile su sıkma olasılığına karşı pankart vinil olarak bastırıldı. Bağımsız feministlerin oluşturduğu bütçeyle o yıl 120 bayrak yaptırıldı. Alanda dağıtmak üzere bin düdük, tefler, parlak maskeler satın alındı.

Her yıl olduğu gibi o yıl da “8 Mart kızıldır, kızıl kalacak” politik zemininde 8 Mart’ı kutlayan Emekçi Kadınlar (EKA) eylem çağrısı yaptı. EKA’ya mail atıp Feminist Gece Yürüyüşü ile çakışmaması için hassasiyet göstermesi istendi. 8 Mart’a 10 gün kala, Tünel ve Taksim’de saat 19.00’a Abdocan’ın (Abdullah Cömert) doğum günü vesilesiyle toplanma çağrısı yapıldığı öğrenildi. İFK bu etkinlikleri düzenleyenlere bir mail atarak, 8 Mart’ın kadınlar günü olduğunu ve yıllardır feministlerin binlerce kadın ve transla yürüyüş yaptığını hatırlattı; bunun gözetilmesini rica etti. 8 Mart’a iki gün kala ise Kaldıraç 19.30’da Taksim’e eylem çağrısı yaptı.

Feminist Gece Yürüyüşü Hazırlık Komisyonu, Gezi sonrası kalabalığa hazırlıklıydı. 2014 Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılım sayısı ilk kez 10 binleri bulmuştu. Kararlı, coşkulu bir kalabalık vardı. Eylem için Feminist Gece Yürüyüşü’nün teamüllerine aykırı olarak grup imzalı çağrı yapan Halkevci kadınlar kendi renkleri olan turuncu semboller, baklava desenli dövizler ve Gezi’de sembolleşen baretlerle eyleme gelerek pankart önünde yer aldı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu gece yürüyüşüne katılmadı, saat 18.30’da Taksim’de kendi eylemi için toplanmıştı. Saat 20.30 gibi Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan kadınlar da kendi bayraklarıyla Kaldıraç, EKA grubunun içinde yer aldı.

Yağmur altında süren yürüyüş korteji Fransız Kültür Merkezi önüne yaklaştığında, Taksim’e eylem çağrısı yapan grupların eylemleri bitmiş olmalıydı ancak Kaldıraç, Partizan ve EKA grubundan oluşan 100 kadar eylemci sessiz bir şekilde bekliyordu. Erkekler kenara çekilmiş, ortada kadınlar bayraklarıyla duruyordu. Kenarda duran kalabalık erkek grubunun içinde de bayrak taşıyanlar vardı. Bu grupların aradan çekilmesi, bayrakların toplanarak kadınların pankartın arkasına geçmesi, erkeklerin eylem alanından çıkması istendi. Partizan grubu flamalarını kaldırdı. Ancak Kaldıraç ve EKA kabul etmedi. Tam tersine eylem alanı bir tartışma alanına dönüştü. Kaldıraç grubundan sözlü saldırıların yanı sıra translara yönelik fiziki saldırıda da bulunuldu. Bunun üzerine Yürüyüş Hazırlık Komisyonu basın açıklamasını okumadan yürüyüşü bitirme kararı aldı. Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılan kadınların güvenliğinin gözetilmesi, bu eylemlerin kadınların yan yana coşkuyla yürümek üzere geldikleri bir yürüyüş olması, yıllardır yapılagelen haliyle yürüyüşün tamamlanabilmesi yürüyüş hazırlık ekibinin ilkeleri arasındaydı. Bu nedenle barikata yüklenmenin getireceği karmaşadan kaçınma kararı vardı. Bu sırada polisle Feminist Gece Yürüyüşü’nün örgütlenmesinden sorumlu ekip arasında kısa süreli bir diyalog kuruldu. Polisin “Basın açıklamanızı yapın” önerisi reddedildi ve “barikat açılmadan basın açıklaması yapılmayacağı” söylendi.

Feminist Gece Yürüyüşü’nün bittiği duyurusu sonrası yürüyüş katılımcılarının neredeyse tamamı alandan çekildi. Ancak feminist pankartın ön tarafında Kampüs Cadıları ve Halkevleri’nden kadınlar, Feminist Gece Yürüyüşü’nün örgütlenme ilke ve hassasiyetlerinin yok sayarak, Gece Yürüyüşü’nün pankartını kapatmayı, eylemi bitirmeyi reddetti. Bu gruplar, EKA’lı kadınlarla birlikte barikata kısa bir yüklenmeden sonra eylemi bitirmeye karar verdiler. EKA ve Halkevci kadınlardan kısa açıklamaların ardından eylemi Çav Bella şarkısı ile bitirdiler. Bu açıklamaların yapıldığı sırada Kaldıraç ve Partizan da alandan çekilmişti. Eylem alanı Feminist Gece Yürüyüşü’nün bittiği duyurulduktan 10 dakika sonra tamamen boşalmıştı. Karma grupların eylemlerini bitirmesine kadar İFK’dan görev alan kişiler alanda kaldılar. Kadınlar, dağılırken eylemde kullanılan pankartı yere bırakıp gittiler. Yerde kalan pankartı İFK’lılar topladı.

Alanda okunmayan, basına yollanan ve sosyal medyada paylaşılan basın metninde kadına yönelik erkek şiddeti, aile politikaları, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’ne (ŞÖNİM) dair eleştirilerin yanı sıra Gezi Direnişi ve barış sürecine vurgu yapıldı.

Yürüyüş sonrası yukarıda bahsi geçen EKA, Kaldıraç, Halkevci Kadınlar dahil olmak üzere çok sayıda açıklama yayınlandı. İFK da ortadaki bilgi kirliliğini gidermeye yönelik bir katkı sağlamak ve feminist tarihe not düşmek için Feminist Gece Yürüyüşü’nün ilkelerine ve yürüyüşte yaşananlara ilişkin kısa bir bilgilendirmeyi içeren bir metin yayınladı. “8 Mart 2014 Feminist Gece Yürüyüşü’ne İlişkin İstanbul Feminist Kolektif (İFK) Değerlendirmesi” başlıklı metin feminist örgütlere yollandı ve feminist mail gruplarında yaygınlaştırıldı.

Yürüyüşün ardından İFK yaşananları değerlendirmek üzere bir forum çağrısı yaptı. Kaldıraç da ayrı bir açık toplantı çağrısı yaptı. İFK çağrısıyla yapılan forumda, Halkevci kadınlar ve feministler arasında ortak kararı tanımamanın güven sarsıcı olduğu konuşuldu. Bu deneyim ürettiği metinlerle ve tartışmalarla sonraki yıllara önemli bir birikim bıraktı.

Podcast

Toplantıya çağıran
İstanbul Feminist Kolektif
Pankart sözü
Bedenimiz, hayatımız, kararımız bizim, aileniz sizin olsun + Erkeklere hizmet eden ŞÖNİM erkek şiddetini önlemez
Güzergâh
Galatasaray - Taksim
Buluşma noktası
Galatasaray, 19.30

2013: Bedenimiz, hayatımız, kararımız bizim, aileniz sizin olsun + Erkeklere hizmet eden ŞÖNİM erkek şiddetini önlemez

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: Feministler

İstanbul Feminist Kolektif’in (İFK) aktif olduğu bu dönemde yürüyüşe çağrı yapma kararı bir İFK toplantısında alındı. Bu yıl, kürtaj kampanyasının eylemleri ve feministlerin takip ederek gündemleştirdiği Nevin Yıldırım davası gündemi vardı. Bu iki gündem yürüyüş çağrı metninde yer buldu.

“Kürtaj Haktır, Karar Kadınların” kampanyasında birlikte çalışmanın da etkisiyle yürüyüş toplantılarına tek tek karma gruplarla kadın politikası yapan kadınlar da katıldı. Ancak örgütlenmede etkin değillerdi. Yürüyüş çağrıları ve açıklamalar, karma grupların içinde yer almadığı İFK tarafından yapılıyordu.

2013’te yürüyüşe 3 bin civarında kişi katıldı. Sayının artmasında “Kürtaj Haktır, Karar Kadınların” kampanyasının etkisi olmuştu. Ancak üniversitelerden genç kadınların 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nü bir adres olarak görmeye başlamalarının etkisi daha fazlaydı. Yürüyüşe örgütlü katılımdan ziyade tek tek ya da küçük gruplar halinde gelenlerin sayısı artmıştı. AKP’nin kadınlara yönelik eşitliği yok sayan, kadın yerine aileyi odağa koyan politikalarını sertleştirmesi de yürüyüşün kalabalıklaşmasını etkiledi.

Toplantılarda pankart sözünün, kürtaj gündeminin de etkisiyle, beden üzerine kurulması üzerine konuşuldu. Fakat sözü kurarken şiddet ve kürtaj odaklı olmaktan ziyade özgürleşmeyi merkeze almaya karar verildi ve aile politikalarını katmakta ortaklaşıldı. Tartışmaların sonucunda, pankart sözü “bedenimiz, hayatımız, kararımız bizim, aileniz sizin olsun” olarak belirlendi. Pankartta imza “feministler” olarak yer aldı. “Erkeklere hizmet eden ŞÖNİM (Koza) erkek şiddetini önlemez” pankartı da ikinci küçük pankart olarak taşındı.

2013 yılı yürüyüş örgütlenmesinde ilk kez kapsamlı bir Eminönü alışveriş listesi hazırlandı. İlk kez bir bütçe oluşturuldu. Bütçe kaynağı olarak da tek tek feministlerin yanı sıra Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası İFK “bileşenleri”nden istenilmesine karar verildi.

Önceki yıl yürüyüşün örgütlenmesine katılan sanatçıların etkisiyle stencil yapılmaya başlanmıştı. 2013’te de bir grup sanatçı yürüyüş ekibiyle birlikte stencil hazırladı.

Kadınlar 19.30’da Galatasaray’da buluştular ve Taksim’e doğru yürüdüler. Basın açıklaması Taksim’de yapıldı. Basın açıklamasının odağında aile politikaları ve kürtaj vardı. Açıklamada 2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı kanuna ve aynı dönemde kurulan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’ne (ŞÖNİM) dair eleştiriler dile getirildi. Basın açıklamasında ayrıca heteroseksizm eleştirilerine ve transların maruz kaldığı şiddete ve ayrımcılığa da yer verildi; Nevin Yıldırım davası gündemleştirildi, Van Kadın Derneği’ne açılan kapatma davası kınandı ve sığınak çalışması yapan İŞTAR’lı kadınların tutuklanması hakkında dayanışma mesajı verildi.

Yürüyüş sonrası eğlence The Mekan’da yapıldı. Eğlencede giriş ücreti alınmadı; Nevin ile dayanışma için bir kutu gezdirildi. Eğlenceye katılım önceki yıllarla kıyaslanamayacak kadar kalabalıktı.

Yürüyüş esnasında alanda gerçekleşen bir transfobi tartışması yürüyüşten sonra yapılan bir toplantıda birlikte tartışıldı. Yürüyüşe katılanlara yönelik ayrımcı tutum sergilenmemesi ve transfobik yaklaşımın genelleştirilerek bütün feministlere atfedilmemesi ilkelerinde ortaklaşıldı.

Podcast

Pankart sözü
Aile değil kadınız, feminist isyandayız
Güzergâh
Galatasaray - Taksim
Buluşma noktası
Galatasaray, 19.30

2012: Aile değil kadınız, feminist isyandayız

Tam özet metnini göster Aç / kapat

Call to Action made by: İstanbul Feminist Kolektif

İmza: İstanbul Feminist Kolektif

2012 yılında Feminist Gece Yürüyüşü hazırlık toplantıları, halihazırda İstanbul Feminist Kolektif’te (İFK) bir araya gelen feministler tarafından başlatıldı. Yazışmalar yine cinayetlereisyandayiz@googlegroups.com grubunda yapılıyordu. Yürüyüş için yapılan çağrıda, erkek şiddeti, kadın cinayetleri, karşılıksız emek, takip edilen davalar gibi feminist hareketin gündemindeki konulara değinildi ve patriyarkaya, cinsiyetçi, homofobik, militarist politikalara karşı örgütlü feminist mücadele vurgulandı. Çağrı metni, “Kadınlara Çağrı” diye başlıyordu.

Yürüyüş için yapılan çağrıda, erkek şiddeti, kadın cinayetleri, karşılıksız emek, takip edilen davalar gibi feminist hareketin gündemindeki konulara değinildi ve patriyarkaya, cinsiyetçi, homofobik, militarist politikalara karşı örgütlü feminist mücadele vurgulandı. Çağrı metni, “Kadınlara Çağrı” diye başlıyordu.

Yürüyüşün ana teması belirlenirken 2012 yılında 6284 sayılı kanunun yürürlüğe girmesi, Kadın Bakanlığı’nın isminin Aile Bakanlığı olarak değiştirilmesi, şiddet ile aile politikaları arasında kurulan bağ gibi gündemler nedeniyle “aile” odağa alındı ve ana pankart sözü “Aile değil kadınız, feminist isyandayız” olarak belirlendi.

Geçmiş senelerde yürüyüşte yaşanan tartışmalar göz önünde bulundurularak, sene içerisinde bu konuda fazla temas sağlanmamış olsa da, yürüyüş hazırlık toplantıları öncesinde bir araya gelindi. Lambda, LuBUnya, Voltrans, İllet, Amargi, Sosyalist Feminist Kolektif ve Mor Çatı’dan kişilerin katılımıyla Şubat sonunda yapılan toplantılar verimli geçti ve olumlu adımlar atıldı. Ardından yapılan ilk Feminist Gece Yürüyüşü toplantısında, yürüyüş görevlilerinin natrans erkekleri çıkarmak için yaptıkları uyarılar konusunda temkinli olması konuşuldu. Öncekilere benzer döviz tartışma veya eleştirilerinin yürüyüş esnasında yapılmaması vurgulandı. Transların ve trans erkeklerin yürüyüşe dahil edilmesi toplantıların temel gündemlerinden biri oldu.

Bu sene, bir grup feminist sanatçı, yürüyüşün görsellerinin üretilmesinde aktif yer aldı. Yürüyüşün çağrı görselini hazırlamanın yanı sıra stencil kalıpları hazırlama atölyesi yaptılar ve böylece yürüyüş için ilk defa stencil üretilerek Beyoğlu’ndaki duvarlara uygulandı.

19.30’da Galatasaray’dan başlayan yürüyüş Taksim meydanına kadar sürdü. Yürüyüşte hazırlık toplantılarında yapılan yumruklu-yumruksuz feminalı mor bayraklar taşındı. 2012 yürüyüşünde LGBTİ+ dövizlerinin sayısı ve görünürlüğü arttı. Lazca dövizler de taşındı. 2011 ve 2012 dövizlerin tartışma konusu olmasının yanı sıra aynı zamanda dövizlerin çeşitlendiği yıllar oldu. Bu yıllardan itibaren yürüyüşte taşınan çeşitli dövizler ve bu dövizlerin fotoğrafları yürüyüşün karakteristik bir özelliği haline geldi. Yürüyüşe binden fazla kişi katıldı.

Yürüyüşte okunan basın açıklamasında aile odaklı politikalar gündeme getirilerek kadınları birey olarak almayan ve aileye mahkum eden anlayışın kabul edilmediği vurgulandı. Heteroseksist aile biçimi sürdükçe erkek şiddetinin süreceğinin altı çizildi ve eşitliği kabul etmeyip heteroseksizmi güçlendiren aile politikalarının her gün 3 gün kadının öldürülmesine ve trans cinayetlerinin artarak devam etmesine neden olacağı belirtildi.

Yürüyüş boyunca Direnişin Ritimleri çaldı ve sonraki yıllarda feminist yürüyüşlerde gelenekselleşecek Bandsista şarkıları bu yürüyüşte ilk kez söylendi. Yürüyüş sonrası Ritim Kolektif’in sahne alacağı Taksim Belediye Sarayı’nda feminist hareketin 30. yılı vesilesiyle kutlama düzenlendi. Hareketin farklı kuşaklarını bir araya getirmenin hedeflendiği bu etkinliğin davetiyesi, 1990 “438’e Hayır” kampanyasında kullanılan “İffetsiz Kadın Vesikası” örnek alınarak “8 Mart yemeği vesikası” adıyla hazırlandı.

Yürüyüş esnasında alanda tartışma yaşanmamış olsa da sonrasında dövizler üzerinden feminist@yahoogroups.com tartışmalar yapıldı. En çok tartışılan döviz sözü “Feministim, fahişeyim” oldu. Tartışmalar döviz sloganı üzerinden, fuhuş, seks işçiliği, transfeminizm konularıyla sürdürüldü. Amargi’de bu konuda yazılar yayınlandı. Dövizler bağlamında yapılan tartışmalarda kendi durduğu yeri sorgulayan İFK, yürüyüşü takip eden haftalarda transfeminizm konulu bir dizi iç toplantı yaptı.

Podcast

Toplantıya çağıran
Feminist Kolektif
Pankart sözü
feministler + kadın cinayetlerine isyandayız + feminist isyan/serhildana feminist (üç pankart)
Güzergâh
Taksim - Tünel
Buluşma noktası
Taksim tramvay durağı, 19.30

2011: Feministler, kadın cinayetlerine isyandayız, feminist isyan-serhildana feminist

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: İstanbul Feminist Kolektif

2011 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü, Feminist Kolektif çağrısıyla yapıldı. O sene, Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası, kampanyanın daha görünür olması için kampanyaya destek veren örgütlenmeleri İstanbul Feminist Kolektif (İFK) bileşenleri olarak duyurdu: Bağımsız feministler, Amargi, Filmmor, KADAV, Mor Çatı, Sosyalist Feminist Kolektif, MEDİZ ve Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği’den kadınlar İFK bileşenleri olarak açıklandı ve birkaç yıl boyunca İFK bileşeni olarak devam ettiler. Ancak bu durum Feminist Gece Yürüyüşü örgütlenmelerinde bireysel katılım prensibini etkilemedi. Yürüyüş metinlerinde de kurum adı yazılmadı. Ancak 2011 sonrası bütçe vb. belirlenirken kurumlardan destek almanın önü de açılmış oldu.

2011 Feminist Gece Yürüyüşü hakkında yazışmalar, öneriler vb. Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası için oluşturulan cinayetlereisyandayiz@googlegroups.com grubunda yapıldı ve feminist@yahoogroups.com duyuru grubu gibi kullanıldı.

Hazırlık toplantılarında, Lambda ve İllet çevresinden feministler, trans cinayetlerinin de kadın cinayetleriyle eş düzlemde ele alınması gerektiğini gündeme getirdiler. Yapılan tartışmanın ardından “Trans cinayetleri politiktir” slogan listesine dahil edildi.

İstanbul’da 8 Mart günü Feminist Gece Yürüyüşü öncesinde, Kadıköy’de saat 10.00’da İFK’nın Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası kapsamında “Kadınlar her gün yakınları erkekler tarafından öldürülüyor. Bu katliamları durdurmak için ne bekliyorsunuz?" pankartı ile adliye önünde bir saatlik sessiz bir eylem düzenlendi.

Gece yürüyüşünde, erkek şiddeti ve kadın cinayetleri ana gündemlerden biriydi. Taksim Hill Hotel’den sarkıtılan “Kadın Cinayetlerine İsyandayız” büyük pankartı, yatay pankart olarak yürüyüş sırasında taşındı. Sabah düzenlenen eylemde taşınan ve üstünde öldürülen kadınların fotoğraflarının olduğu ve “katil kim” yazan dövizler Gece Yürüyüşü’nde de yer buldu. Feminist Gece Yürüyüşü isyanla birlikte coşkunun yükseltildiği bir yürüyüş olduğundan bu fotoğrafların taşınması tartışma konusu oldu. Basın metni de erkek şiddetine odaklanıyordu, sığınak sayısının ve şiddetle mücadele mekanizmalarının yetersizliği vurgulandı. KESK’te yaşanan tacize de basın metninde yer verildi.

Önceki sene bir grup feminist eylem sonrası Tünel meydanına yürümüştü, bu sene ise ilk defa yürüyüş güzergahı da uzatılarak Tünel meydanına kadar yüründü. Eylemde taşınan yatay pankartlardan Türkçe-Kürtçe “feminist isyan - serhildana feminist” pankartı Tünel’deki heykele asıldı. Eyleme katılım bir önceki yıl olduğu gibi bin kişi civarındaydı. Herhangi bir örgüt temsili olmadan yapılan ve erkeklere kapalı olduğu duyurulan eyleme anarşistler kendi bayrak ve işaretleriyle geldiler. Eylemin arkasından yürüyen bir erkek grubu oldu.

Yürüyüş sonrasında İFK Haymatlos’ta eğlence düzenlerken önceki yıl olduğu gibi Tünel meydanda da parti vardı. Haymatlos’ta Ritim Kolektif ilk defa sahneye çıktı. İlk defa açık çağrı ile duyurulan eğlence çok kalabalık oldu. Gece yarısı sonrası Tünel’deki partinin dağılmasının ardından o ekip de Haymatlos’a geldi.

Bu eylemde İllet, Feministival, Lambda çevresinden bir ekibin taşıdığı “Am benim elletirim”, “transfeminizm burada”, “ben feminizmin trans olanını severim” dövizleri üzerinden yürüyüş esnasında başlayan ve sonrasında devam eden ve ilerleyen bir tartışma yaşandı. Dövizlere alanda müdahale eden feministler oldu. Döviz tartışmaları feminist mail grubunda da sürdü. 8 Mart sonrasında iki toplantı yapılarak dövizlere müdahale edilmesinin ve müdahale biçiminin yanlış olduğunu anlatan bir metnin kamuoyuna duyurulmasına karar verildi. Sonrasında bu metin kimi çabalara rağmen son halini alamadı, taslak olarak kaldı. Burada gündeme gelen tartışmaların bir tanesi, Feminist Gece Yürüyüşlerinde farklı feminizmlerin (sosyalist, radikal, trans gibi) ön plana çıkarılması yerine toplu olarak güçlü bir feminizm sözünü yükseltmek fikrini savunanlar ile bu tutumun translar açısından dışlayıcı olduğunu savunanlar arasında yaşandı. Bir diğeri, beden, cinsellik ve LGBTİ politikasının, erkek şiddeti gündeminin gölgesinde kalmasına dair bir eleştiriydi. Son olarak yürüyüşlerin, sözün, partilerin, tartışma zeminlerinin farklı feminizmler veya hareketler açısından yan yana gelerek, birlikte konuşarak ve birlikte örgütleyerek oluşturulması gerekliliğine değinildi ve feminist hareket ile LGBTİ hareket ve kesişim kümelerinde varolan temas eksiklerine ilişkin de bir eleştiri yöneltildi. Yürüyüşe ilişkin sorulardan biri de trans olmayan erkeklerin eyleme alınmamasının eylem esnasında nasıl sağlanacağı oldu.

Podcast

Toplantıya çağıran
Feminist Kolektif
Pankart sözü
Erkek egemen düzene karşı feminist mücadele-dayanışma + feministler (iki pankart)
Güzergâh
Taksim - Galatasaray
Buluşma noktası
Taksim tramvay durağı, 19.00

2010: Erkek egemen düzene karşı feminist mücadele-dayanışma, feministler

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: Feminist Kolektif

2009 yılında yedincisi yapılan Feminist Gece Yürüyüşüne 500’ü aşkın kadın katılmış ve yürüyüş, bağımsız bir feminist eylem olarak görünür olmuştu. 2009-2010 arasında Amargi, Sosyalist Feminist Kolektif ve İstanbul Feminist Kolektif güçleniyordu. “Erkeklerden Alacaklıyız” ve “Kadın Cinayetlerine İsyandayız” kampanyaları sürüyordu. 14 Şubat 2010’da “Erkeklerin Sevgisi 3 Kadın Öldürüyor” eylemi yapıldı. Amargi’nin çağrısıyla ve farklı kadın örgütlerinin katılımıyla Cinsel Şiddete Karşı Mücadele Platformu kuruldu. Ocak ayında, “tüm kadınlık deneyiminden geçmiş ve geçmekte olan”lara çağrısıyla feministler, feminist bir festival örgütlemek için bir araya geldi ve 9-10-11 Nisan 2010 tarihinde yapılması planlanan “feministival” organizasyonu için toplantılara başladılar. Feminist Kolektif çevresinde organize edilenler ile Cinsel Şiddete Karşı Mücadele Platformu ve feministival çalışmalarının ayrı yürütüldüğünü söylemek mümkün.

2008 yılından itibaren feministler gece yürüyüşü sonrası “feminist” mail grubuna açık çağrı yaparak ortak eğlence mekânının da duyurusunu yapıyorlardı. 2010 yılında bu mekan TMMOB lokali olarak belirlendi. O sene ayrıca, Tünel Meydana, başka bir feminist sokak partisi çağrısı daha yapıldı. İki ayrı parti ile ilgili toplantılarda yapılan çeşitli tartışmalar sonucu, 2010 yılında Feminist Gece Yürüyüşü çağrısı altına hem Tünel’de yapılacak “Tek taşına değil, tek başına”, “Sokaklar bizimdir, hesap sorulmaz, 12’den sonra büyü bozulmaz!” sokak partisinin hem de TMMOB lokalinde yapılan eğlencenin duyurusu eklendi. Sonraki yıllarda gece eğlencelerinde sahneye çıkan SFK Ritim Grubu (sonraki ismiyle Ritim Kolektif) ilk kez 2010 yılında TMMOB’de sahneye çıktı.

2010 basın metninde, barış ve savaş karşıtı vurguda 2009 yılında kurulan ve feministlerin aktif dahil olduğu Barış İçin Kadın Girişimi’nin etkisi vardı. 2009’da “Kürt sorununda demokratik siyasal çözüm” talebi varken 2010’da militarizm ve milliyetçiliğe karşı barış ısrarına vurgu yapıldı. Barış için Kadın Girişimi’nin politik hattı sonraki yılların metinlerine de yansıdı.

2010 yürüyüşü de, bir önceki yıl gibi, bine yakın kişinin katılımıyla gerçekleşti. Sosyalist Feminist Kolektif üyelerinin mor bez üzerine “el emeği göz nuru” çizdikleri yumruklu-yumruksuz feminalı bayraklar taşındı. Ama 2010 yılı, yürüyüşe katılımının çeşitlenmesi ve LGBTİ hareketinden feministlerin katılımı açısından bir dönüm noktası oldu. Lambda, Amargi çevresinden katılımın çokluğu, içinde yer aldıkları Feministival ekibinin sokak partisinin yürüyüşle birlikte duyurulması, yürüyüşe katılımı da cazip hale getirdi. Lezbiyen kadınların görünür olduğu bir yürüyüş oldu. Yürüyüşte ilk kez gökkuşağı renklerinde yumruklu-yumruksuz feminalarla lezbiyen bayrakları taşındı. Eşcinsel aşka ilişkin dövizler feminist gece yürüyüşlerinde ilk kez yer aldı. Bunların bir kısmı hazırlık grubu tarafından yazıldı, bir kısmı ise katılımcılar tarafından getirildi. Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan Selma Aliye Kavaf, 7 Mart 2010’da yaptığı “Eşcinsellik hastalıktır” açıklaması sebebiyle protesto edildi, resminin yer aldığı dövizler taşındı. Tünel’deki partiye de katılan Direnişin Ritimleri 2010 yürüyüşünde kortejin arka tarafında enstrüman çalarak yürüdüler.

Yürüyüşte ayrıca, Hâlâ Tanığız Platformu’nun getirdiği “Pınar Selek için Adalet” yazılı dövizler ve Feminist Kolektif ’in hazırladığı kadın cinayetlerini gündemleştiren dövizler de vardı. Kadın cinayetleri, 2009’da açıklanan resmi verilere de yer verilerek açıklamada da gündemdeydi.

Galatasaray’da gece yürüyüşü bittikten ve metin okunduktan sonra “Sokaklar bizimdir, hesap sorulmaz, 12’den sonra büyü bozulmaz!” pankartı ve Direnişin Ritimleri ekibiyle birlikte bir grup feminist Tünel’e kadar yürüdü ve orada gece yarısından sonra da devam eden partilerini yaptı. Diğer bir grup da TMMOB’da SFK Ritim Grubuyla eğlendi.

Feminist Gece Yürüyüşü çağrısı “kadınlara çağrı” ile yapılıyordu. Feministival çağrısı ise “kadınlık deneyiminden geçmiş ve geçmekte olan kadınlar” diye başlıyordu. Böylece feminist mücadelenin öznesi genişliyordu. Bu farklılık, önümüzdeki yıllarda kimi gerilimlere yol açacaktı. Yürüyüş organizasyon toplantılarında ve değerlendirmelerde, yürüyüşe katılımın artması ve çeşitlenmesi coşkuyla karşılanırken bir yandan yürüyüşe gelen erkeklerin sayısının da artması yıllarca tartışma konusu oldu. 2010 yılında, cinsel yönelim-cinsiyet kimliği politikalarını feminist politika yaparken öne çıkaran gruplar her ne kadar yürüyüşün örgütlenmesinde mesafeli yer alsalar da, hem yürüyüşün kısmen katı yapısını kırma yolunu açmış hem de bu yürüyüşün özü (gündemleri, dövizleri, sloganları) ile ilgili tartışmaların devam edeceği sinyalini vermişlerdi.

2010 yürüyüşü feminist kolektifin sınırlarının çeşitlilik ve kapsayıcılık anlamında genişlediği bir yıl oldu. Yürüyüş artık daha çeşitli bir kalabalığa sahip ve coşkuluydu.

Toplantıya çağıran
Feminist Kolektif
Pankart sözü
Patriyarkaya, kapitalizme, militarizme, milliyetçiliğe, karşı feminist mücadele
Güzergâh
Taksim - Galatasaray
Buluşma noktası
Taksim tramvay durağı, 18.30

2009: Patriyarkaya, kapitalizme, militarizme, milliyetçiliğe, karşı feminist mücadele

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: Feminist Kolektif

Feminist hareket 2007 yılı sonrasında hem sokakta hem örgütlülük açısından büyümeye başladı. Mart 2007’den beri yapılan forumlarla, “feminist” mail grubu tartışma ve eylem örgütleme zemini olarak aktif olarak kullanılıyordu.

2008 Kasım ayında faaliyetlerine başlayan ve kuruluş enerjisini Feminist Kolektif’ten alan Sosyalist Feminist Kolektif (SFK) ve 2009 Şubat ayında kurulan, 29 Mart’ta yapılacak yerel seçimler için Beyoğlu Belediye Başkan adayı olarak Mor Çatı gönüllüsü feminist Ülfet Taylı’yı gösteren Seçim İçin Feminist Kolektif oluşumu dolayısıyla 2009 feminizm açısından hareketli bir seneydi. Feminist Gece Yürüyüşünün örgütlenmesinde de seçim çalışmasına aktif katılan feministler yer aldılar.

Örgütlenme toplantısında Seçim için Feminist Kolektif kampanyasıyla 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşünün iç içe geçmesinin sorun olmayacağı konuşuldu. Metinde seçimin yanı sıra muhafazakârlık, kapitalizm vurgusu ile patriyarka ve Kürt halkına yönelik savaş politikalarının yer almasına karar verildi.

Sokak hareketini örgütlenmesinin esasına alan SFK’nın kuruluşu 2009 yürüyüşünü güçlendirdi. Yürüyüş toplantıları, sonradan Feminist Mekan olarak kullanılan, Sosyalist Feminist Kolektif’in mekanında yapıldı. O yıldan beri de Feminist Gece Yürüyüşü örgütlenmeleri için bu mekan kullanılıyor.

2009 yılında 7. Feminist Gece Yürüyüşüne katılanların sayısı, yürüyüşün pazar günü geç saatte olması, gündüz mitinginde önde yürüyen feministlerin sayısı ve gündüz mitinginin yorgunluğuna rağmen ilk kez 500 kişiyi aştı. 2007 ve 2008’de açılan, gündüz mitinginde de kullanılan “Patriyarkaya, kapitalizme, militarizme, milliyetçiliğe, karşı feminist mücadele” pankartı bu sene de kullanıldı. Gündüz mitinginde de kullanılan, elle yapılan bayraklar ve dövizlerle yüründü. Katılım çok çeşitlilik içermiyordu ve sonraki yıllara kıyasla az sayıda döviz taşınan bir eylem oldu. Yürüyüşte Sosyalist Feminist Kolektif üyelerinin mor bez üzerine “el emeği göz nuru” çizdikleri yumruklu-yumruksuz feminalı bayraklar taşındı.

Okunan basın açıklamasında eylemin yeri de olan Beyoğlu’nun feminist adayını desteklemeye çağrı yapıldı. İstanbul seçimleri için sadece Beyoğlu feminist adayıyı desteklenirken, metinde Demokratik Özgür Kadın Hareketi'nin, Kürt illerinde seçilebilecek yerlerden çıkardığı 15 kadın belediye başkan adayı, erkek egemenliğine karşı mücadelenin sesi olarak işaret edildi ve Kürt sorununa demokratik siyasal çözüm talebi yer aldı. Heteroseksizme ise değinilmedi.

Yürüyüş sonunda Burçak Tarlası, Keçe Kurdan, Hür Doğdum Hür Yaşarım gibi şarkılarla eğlenildi. Makina Mühendisleri Odası’nda 2009 yılı eğlencesini SFK organize etti ve Feminist Kolektif’e çağrı yaptı.

Toplantıya çağıran
Feminist Kolektif/İstanbul Feminist Kolektif
Pankart sözü
Patriyarkaya, kapitalizme, militarizme, milliyetçiliğe, karşı feminist mücadele
Güzergâh
Taksim - Galatasaray
Buluşma noktası
Taksim tramvay durağı, saat 19.00

2008: Patriyarkaya, kapitalizme, militarizme, milliyetçiliğe, karşı feminist mücadele

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: İstanbul Feminist Kolektif

2008 yılına feministler daha örgütlü girdiler. 2007-2008 yılı arasında 14 feminist buluşma yapıldı. Bu buluşmalarla genişleyen feminist@yahoogroups.com mail grubunun üye sayısı yüzü aştı. Forumlarda güncel feminist politika tartışılıyordu ve sonuçları eylem, etkinlik ve kampanyalara yansıyordu. “Bağır herkes duysun erkek şiddeti son bulsun” başlığı ile Dayağa Karşı Yürüyüşün 20. yılında bir broşür çıkarılması, Yoğurtçu Parkı’nda 13 Mayıs’ta basın açıklaması yapılması ve 20 Mayıs’ta bir kadın şenliği düzenlenmesine forumlarda karar verildi. Eylemler, yüz yüze yapılan toplantıların yanı sıra “feminist” mail grubunda yapılan tartışmalar sonucunda örgütleniyordu. Daha önceki yıllarda feministler imzası kullanmanın uygun olmadığına ilişkin eleştiriler de haklı bulunarak Dayağa Karşı Yürüyüşün 20. yıl etkinliklerinde “Feminist Kolektif” imzası kullanılmaya başlandı. Dolayısıyla 2008 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü toplantı çağrısı mail grubunda yazışılarak Feminist Kolektif tarafından yapıldı. Feminist Kolektif yer yer İstanbul Feminist Kolektif adıyla da çağrılar yaptı. Nitekim 2008 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşünün basın metninde İstanbul Feminist Kolektif imzası kullanıldı.

2007-2008 yıllarında mail grubunda kararlaştırılarak 22 Temmuz 2007’de öldürülen Sevim Zarif ve 22 Şubat 2008’de öldürülen Ayşe Yılbaş davaları takip edilmeye başlandı. 2008 8 Mart’ına geldiğimizde “namus cinayetleri” kavramsallaştırmasından tamamen vazgeçilerek kadın cinayeti kavramı kullanılıyor ve dava takiplerinde cinayet faillerine verilecek cezada haksız tahrik-erkeklik indirimleri yapılmamasına yönelik mücadele öncelikli feminist politika alanı olarak benimseniyordu. 2007 8 Mart’ından, 2008 8 Mart’ına kadar, İstanbul’da erkek egemenliğini bütünlüklü bir politik sorun olarak gören ve kadınları bu sorun karşısında kolektif bir politik özne olarak kurmayı hedefleyen bir feminizm anlayışı doğrultusunda faaliyetler, kampanyalar öne çıktı. Ayrıca mail grubundaki feministlerin kadın hareketinin gündemini etkilediği bir yıl oldu. Novamed Grevi’yle Kadın Dayanışması Kampanyası, Sosyal Haklar İçin Kadın Platformu feministlerin önerileriyle kuruldu.

2008 8 Mart’ına girerken, takip edilen kadın cinayeti davalarıyla birlikte, devam eden iki kampanya daha vardı. Birincisi feministlerin yürüttüğü “Bedenimiz Bizimdir-Tacize Karşı Mor İğne” (2008 Ocak- Mart) kampanyası, ikincisi feministlerin girişimiyle kurulan, Sosyal Haklar için Kadın Platformu tarafından yürütülen “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısı (SSGSS)’ye esastan itirazımız var’ kampanyasıydı.

Bu yoğun gündemler dolayısıyla 2008 8 Mart’ı bir hafta sürecek şekilde örgütlendi. Haftanın başlangıç etkinliği de 1 Mart 2008’de Kadıköy’de yapıldı. Ayrıca bir feminist gazete de yayınlandı. Feminist Gece Yürüyüşü, 9 günlük yoğun etkinlik-eylem programında bir ara duraktı. Yürüyüşün önceki yıllarda olduğu gibi 2008’de de bir bütçesi yoktu. Ufak tefek harcamalar toplantıya katılan bağımsız feministlerin katkısıyla oluşan havuzdan yapılıyordu.

2008 8 Mart Gece Yürüyüşü bir önceki yılın pankartıyla yapıldı, Dayağa Karşı Yürüyüş’ün 20. Yılı için feministlerin yaptırdığı bayraklar taşındı. Taşınan dövizler 7 Mart günü Sultanahmet Adliyesi’nde “Kadına yönelik suçlarda müdahiliz” sözüyle düzenlenen basın açıklamasından ve 7 Mart gecesi yapılan Mor İğne Kampanya eylemindendi.

2008 8 Mart hemen öncesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kadınlara yönelik "Çocuk doğurun" mesajına karşılık anti militarist feministlerin ürettikleri "Bana bak başbakan, tepemizi attırma, kendin yat kuluçkaya, Bir Türkçük iki Türkçük, üç Türkçük doğurmaya..." sloganı ilk kez 2008 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nde atıldı.

Kendilerini “Safdışı” diye tanımlayan bir grup antimilitarist feminist 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’ne kendi sloganları, dövizleri ve müzik aletleri ile katıldılar. Bu vesileyle, ortak hazırlanan dövizler dışında imzasız da olsa katılımcıların kendi dövizlerini getirmeleri feminist gece yürüyüşü hukuku açısından tartışma konusu oldu. Bu konuda farklı fikirler vardı. Hazırlık grubu içinde beraber hazırlanmayan dövizlerin getirilmemesi gerektiğini düşünenler ağırlıktaydı. Ayrıca pankart getirilmemesi konusunda grup hemfikirdi.

300 civarı kadının katıldığı yürüyüşe kendini feminist olarak tanımlayan milletvekili Sebahat Tuncel de katıldı. 2008 yılına kadar 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü sonrası kulaktan kulağa yayılarak örgütlenen Sadri Alışık Sokak’taki Teras Bar’da yapılan gece eğlencesi ilk kez 2008 yılında mail yoluyla kadın gruplarına da duyuruldu.

Toplantıya çağıran
Bir grup feminist
Pankart sözü
Patriyarkaya, kapitalizme, militarizme, milliyetçiliğe, karşı feminist mücadele
Güzergah
Taksim - Galatasaray
Buluşma noktası
Taksim tramvay durağı, saat 19.30

2007: Patriyarkaya, kapitalizme, militarizme, milliyetçiliğe, karşı feminist mücadele

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: Feministler

2007 yılı 8 Mart’ına yaklaşırken, İstanbul’da feministler, feminist politik sözü büyütmek için düzenli forumlar yapmaya karar vermişlerdi. İlk forumun konusu ise “2000”li yıllarda feminist mücadelemiz” olarak belirlendi. Forum hazırlıkları için düzenli toplantı yapılıyordu. Bu toplantılar sırasında feminist gece yürüyüşü çağrısının yapılması da konuşuldu.

3 Mart’ta yapılan ilk forumda sistem dışı yani hem patriyarkaya hem kapitalizme karşı, erkeklerden, sermayeden, devletten bağımsız politika yapmanın yolları üzerine tartışıldı. Feminist Gece Yürüyüşü teması da bu forumdaki tartışmalar ışığında belirlendi. 2006 yılında kullanılan “Patriyarkaya karşı feminist mücadele” pankartı bulunamayınca da, yeni pankart yazılmasına karar verildi. Pankart sözünde patriyarkaya karşı mücadelenin yanı sıra, kapitalizm, militarizm, milliyetçiliğe karşı mücadelenin de vurgulanması uygun bulundu.

Basın açıklaması, pankart sözünün derinleştirildiği, ücretli - ücretsiz kadın emeğinin patriyarkal ve kapitalist sömürüsünden, lezbiyenler ve translara yönelik ayrımcılık ve nefretten söz eden, erkek şiddeti ve kadın cinayetlerinden bahsederek “bedenimiz bizimdir” diyen, Ermeni ve Kürt kadınlar ile dayanışan, savaşa karşı çıkıp halkların kardeşliğini ve feminist isyanı vurgulayan bir metindi.

Yürüyüşe 200-250 kadın katıldı. Çok coşkulu geçen yürüyüşün ardından basın açıklaması Kürtçe ve Türkçe okundu ve Galatasaray Meydanı’nda halaylar çekildi. Türkçe ve Kürtçe şarkılar söylendi. Yürüyüşte ana pankart dışında az sayıda döviz taşındı. 5. Feminist Gece Yürüyüşü, “feministler” imzası ile yapıldı.

Önceki senelerde olduğu gibi 2007’de de kadınlar yürüyüş sonrasında birlikte eğlenmek için buluştular. 2007’de eğlence mekanı Şiirci’ydi.

Aynı yıl, Çağlayan’da yapılan 8 Mart gündüz mitinginde ise, ilk kez mitingin önünde feministler pankartıyla örgütlü şekilde feminist kadınlar yürüdü.

Toplantıya çağıran
2005 yılının çağrısını yapan feminist kadınlar
Pankart sözü
Patriyarkaya karşı feminist mücadele
Güzergâh
Taksim-Galatasaray
Buluşma noktası
Taksim tramvay durağı, 20.00

2006: Patriyarkaya karşı feminist mücadele

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: Feministler

2005 yılında 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşünü örgütleyen kadınlar bir sonraki 8 Mart’a kadar örgütlülüklerini güçlendirmek için birçok eylem ve toplantı düzenlediler. Eylemler ve çağrılar feministler imzasıyla yapılıyordu. Bu grubun çağrısıyla, 1 Mayıs 2005’te Kadıköy’deki mitingde “feministler” pankartıyla yüründü. 2 Ekim’de militarizme ve milliyetçiliğe karşı sessiz protesto eylemi örgütlendi. 25 Kasım’da yine bu grubun çağrısıyla “Şiddetsiz Bir Dünya Mümkün” sloganıyla Kadıköy’de yürüyüş yapıldı. 11 Kasım 2005’te de grup kendi arasında haberleşmek için feminist@yahoogroups.com isimli e-mail grubunu kurdu. Grup üyelerinin tamamı bağımsız feminist kadınlardı. 2006 yılı 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü çağrısı bu grup tarafından yapıldı. Gruba üye sayısı 10-12 kişiydi.

2006 Feminist Gece Yürüyüşüne hazırlık için iki toplantı yapıldı. 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşünün kadınlara çağrısı “feministler” mail grubunda son haline getirildi. 2006 yılında erkek egemen sistemin adı olan patriyarkanın pankartta geçmesine karar verildi. Patriyarkaya karşı feminist mücadele pankartındaki feministin harfleri bez parçalarından kesilerek ve dikilerek yapıldı.

2006’da yürüyüş önceki yıllara göre daha coşkulu geçti. 200 civarında kadının katıldığı eylemin basın metninin, 2005 yılında olduğu gibi, patriyarka ve feminizme ilişkin genel bir sözü vardı. Patriyarkal sistemin çok yönlü baskılarına, ezme ezilme, sömürü ve iktidar ilişkilerinin reddedilmesine vurgu yapıldı. Metinde, “feminist başkaldırı” tabiri geçiyordu. 2005’te olduğu gibi sistem dışı feminizm tabiri, patriyarkaya, kapitalizme karşı mücadele talepleri metinde yer aldı.

Yürüyüş çağrısında beraber hazırlanan dövizler dışında döviz getirilmemesi de belirtildi. Ancak yürüyüş örgütleyicileri tarafından hazırlanan “Erkek düzenine itaat etmiyoruz”, “Erkek, Devlet, Sermaye Yakıyor! Dayanışmaya…” dövizleri dışında, Gökkuşağı Kadın Derneği’nden kadınların 8 Mart gündüz mitingi için hazırladıkları “jin jiyan azadi”, “tecride, operasyonlara, savaşa hayır” yazılı imzasız lolipoplarla eyleme katılan kadınlar da oldu.

Yürüyüşe katılımdaki çeşitlilik ise İstanbul’daki örgütlü feminist kadınların çok altındaydı. Henüz örgütleyici çevrenin dışında çağrıyı duyup katılan kadın sayısı azdı. Zaten ilk üç yılın yürüyüşleri birkaç internet sitesi, bazen bir muhalif gazete dışında haber de olmuyordu.

Toplantıya çağıran
Bir grup feminist kadın
Pankart sözü
Erkek düzenine itaat etmiyoruz/feministler
Güzergâh
Taksim - Galatasaray
Buluşma noktası
Taksim tramvay durağı, 19.30

2005: Erkek düzenine itaat etmiyoruz - Feministler

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: Feministler (metnin altında imza olmadan)

2005 yürüyüşünün çağrısını bir grup feminist yaptı. Bu grup içinde yer alan feministlerin bir kısmı 2003-2004 yürüyüşlerinin de organizasyonunda aktif yer almıştı. 2004 sonu - 2005 başından itibaren düzenli toplanmaya başlayan bu grup, hem İstanbul’daki feminist grupların hem de tek tek feministlerin birlikte hareket edebileceği kanallar yaratmanın gerekli olduğunu düşünüyor ve sokak eylemliliğini önemsiyordu. Bu gruptaki kadınlar patriyarkaya karşı bütünlüklü bir feminist politikayı benimsiyorlardı. 8 Mart’lardaki gündüz mitinglerinde feministlerin talepleri, sözleri az yer alıyordu. Öte yandan kadın hareketinin neredeyse bütün bileşenleri erkek egemenliği tabiri başta olmak üzere, çok sayıda feminist yaklaşımı/fikri sahipleniyordu. Feminist olan ve olmayan kadınları ayıran ideolojik/politik arka plan da bir hayli bulanıklaşmıştı. Bunlara ek olarak, gerek kadın hareketinin tercih ettiği eylem formları gerek erkeklerin 8 Mart mitinglerine gelme konusundaki hevesleri gibi nedenlerle, 8 Mart mitinglerine gelmeyen ama aslında 8 Mart’ta sokaklarda olmak isteyen bir sürü feminist kadın vardı.

2003 ve 2004 yürüyüşlerinin verdiği ilhamla bu yürüyüşlerin gelenekselleştirilmesi için adım atan bağımsız feministlerden oluşan bir grup, Feminist Gece Yürüyüşü adını da koyarak, yürüyüşü örgütlemek üzere kadın gruplarına açık bir toplantı çağrısı yaptı. Çağrı o dönemde en çok kadın üye sayısına sahip ve tek tek bağımsız kadınların yanı sıra farklı gruplardan kadınların da üye olduğu kadinkurultayi@yahoogroups.com mail grubuna atıldı. Ayrıca feminist kadın grupları özel olarak çağrıldı. 2003’te kurulan Gökkuşağı Kadın Derneği, kendini feminist bir kurum olarak tanımlamasa da, Kürt kadınların feminist gece yürüyüşüne katılımını önemseyen çağrıcı grup, bu dernekten kadınlara da özel olarak haber verdi. Sonuç olarak, yapılan toplantıya Amargi’den, Lambda’dan, Gökkuşağı Kadın Derneği’nden ve bireysel feminist kimliğiyle kadınlar katıldı.

Toplantıda, yürüyüş metninde ülke gündemindeki konuların öne çıkarılabileceği ama ana pankart sözünde feminizmin geçmesi ve pankart sözünün patriyarkaya vurgu yapması üzerinde anlaşıldı. Ancak patriyarka sözcüğünün yeterince anlaşılır olmadığı düşünülerek, onun yerine “erkek düzen” sözü tercih edildi. Patriyarka dışında kapitalizm, heteroseksizm, milliyetçilik ve militarizme karşı sistem dışı mücadele vurgusu da hem basın metninde hem de sloganlarda yerini buldu. Metinde kapitalizmin sektör haline getirdiği, o dönemki ifadeyle “fuhuş” karşıtlığı da vurgulanmıştı. 2003 ve 2004’te olduğu gibi eylem feminist bireysel katılımla (örgüt kimliği olmaksızın) ve birlikte hazırlanan dövizlerin taşınması esaslarıyla örgütlendi. 2005’te lezbiyen kadınlar ilk kez gündüz mitingine kendi pankartları ve sloganlarıyla katıldılar. Gece yürüyüşünde de bu görünürlük konusunda anlaşıldı. “Lezbiyen kadınlar vardır” dövizi taşındı ve eylem sırasında “lezbiyen kadınlar vardır” sloganı atıldı.

Yürüyüşe katılanların sayısı yüze yakındı. Basın açıklaması Türkçe ve Kürtçe okundu. Artık yürüyüşün adı vardı: “8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü” ve yürüyüşün gelenekselleştiği ilan edildi.

Öte yandan, 2005 yılında, İstanbul’da bölünmüş bir 8 Mart Mitingi tablosu vardı. Aynı hafta sonu içinde üç miting düzenlendi. Feministler, Mor Çatı, Amargi ve Gökkuşağı Kadın Derneği'nin çağrısıyla bir araya gelen platform tarafından örgütlenen ve 5 Mart Cumartesi Kadıköy’de düzenlenen mitinge katıldı.

podcast

Toplantıya çağıran
Feminist kadınlar (6 Mart 2004: “Mezar değil sığınak istiyoruz” eylemini örgütleyen bağımsız feminist kadınlar)
Güzergâh
Taksim - Mis Sokak
Buluşma noktası
Taksim tramvay durağı, 19.30

2004: Erkek vuruyor devlet koruyor, mezar değil sığınak istiyoruz

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: Feminist kadınlar

1 Mart 2004 tarihinde Güldünya Tören, akrabası tarafından tecavüze uğrayıp hamile kaldığı için aile kararıyla kardeşleri tarafından öldürüldü. kadinkurultayi@yahoogroups.com mail grubunda yapılan yazışmalarda bir eylem yapma iradesi ortaya çıktı. Açık çağrıyla yapılan toplantı sonucunda feminist kadınlar imzasıyla 6 Mart'ta Zincirlikuyu Mezarlığı'nda “mezar değil sığınak” pankartıyla eylem yapıldı. 6 Mart eylem organizasyonunda yer alan “feminist kadınlar” 8 Mart için de kadına yönelik şiddetin çeşitli boyutlarını vurgulayan bir eylem çağrısı yapmaya karar verdiler.

Erkek şiddetine karşı çok sayıda dövizin taşındığı eyleme yüzden fazla kadın katıldı. Basın açıklaması Mis Sokakta okundu. Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılanlar arasında o yıl Türkiye’de bulunan Cynthia Cockburn de vardı.

Eylemin feminist kadınlar imzasıyla yapılması ve ikinci kez 8 Mart'ta Feminist Gece Yürüyüşünün düzenlenmesi, eylemlerin sonraki senelerde de süreklilik arz edeceği ihtimalini güçlendirdi. 2003’te olduğu gibi toplantıların kadın gruplarına açık çağrı şeklinde yapılması, katılımın grup değil bireysel katılım temelli olması ve eylemlerde imzasız, kadınların beraber hazırlandığı dövizlerin taşınması ilkeleri benimsendi.

podcast

Toplantıya çağıran
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı ve KADAV’dan kadınlar
Güzergah
Taksim - Mis Sokak
Buluşma noktası
Taksim tramvay durağı, 19.30

2003: Hitler, Mussolini, Şaron, Miloseviç, Bush, Saddam… “Bu bir rastlantı değil, hepsi erkek”

Tam özet metnini göster Aç / kapat

İmza: Barış Noktasında Buluşan Kadınlar

2003’te 8 Mart’ta Taksim Meydanı’ndan Mis Sokağa kadar yürüyüş yapma önerisi Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı ve Kadınlarla Dayanışma Vakfı’ndan (KADAV) kadınlardan geldi.

O tarihlerde, ABD’ye yönelik 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında, ABD yönetimi, Irak’ta Saddam Hüseyin rejiminin ABD’nin güvenliğini tehdit eden kitle imha silahlarına sahip olduğunu gerekçe göstererek Irak’a saldırı kararı aldığı için, dünyanın her yerinde ve Türkiye’de savaş karşıtı eylemler düzenleniyordu. Bu saldırının işgal anlamına geleceğini söyleyen savaş karşıtlarının Türkiye’deki eylemlerinden biri de Barış Girişimi’nin çağrısıyla 15 Şubat’ta başlatılan ve her gün saat 20.00’de yapılan “Barış için 1 dakika Karanlık Eylemi”ydi. Bu eylem hem evlerden sürdürülüyor hem de meydanlarda toplanılarak savaşa karşı ses çıkarılıyordu. Beyoğlu Mis Sokak da eylem alanlarından biriydi.

2003 8 Mart’ının gündemi savaştı. Mor Çatı ve KADAV’dan bir grup kadın, 8 Mart akşamı Mis Sokakta yapılacak ışık söndürme eylemini kadınlar olarak organize etmek için 5 Mart 2003’te toplantı çağrısı yaptı. kadinkurultayi@yahoogroups.com email grubuna gönderilen çağrıda ışık söndürme eylemi öncesinde Taksim’den Mis Sokağa yürüyüş önerisi de vardı. Çağrı üzerine biraraya gelen çoğunluğunu bağımsız feministlerin oluşturduğu katılımcılar arasında karma gruplarda kadın politikası yapan kadınlar da vardı. Ancak toplantıda hangi gruptan olursa olsun kadınların her biri sadece kendilerini temsil ediyorlardı. Toplantıda eylemin gündemi olarak, savaşın patriyarkal yüzünün ve kadınların savaş karşıtlığının öne çıkarılmasında hemfikir olundu. Taksim’den Mis Sokağa kadar yapılacak yürüyüşte örgüt veya herhangi bir platform imzası konmadan, hazırlık toplantılarında birlikte hazırlanan dövizlerin taşınmasına karar verildi. Eylemde ayrıca, “Rastlantı değil hepsi erkek” sloganının yazılı olduğu Hitler, Mussolini, Şaron, Miloseviç, Bush, Saddam’ın fotoğrafları taşınmasına karar verildi. Fotoğraflardan biri de kadınların da savaş suçu işleyebileceklerini ortaya koyan İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’ın bıyıklı fotoğrafı oldu. Ayrıca toplantıda savaşa karşı eylemlere 8 Mart’tan sonra da devam etme konusunda hemfikir olundu.

Eyleme katılanların sayısı yüz civarındaydı ve coşkulu bir eylem gerçekleşmişti. “Kadınlar vardır” şarkısı birçok kez beraberce söylendi. Devlet Başkanlarının fotoğraflarının olduğu “Rastlantı değil hepsi erkek” dövizlerinin yanı sıra savaş karşıtı başka dövizler de taşındı. Yürüyüş boyunca 15 Şubat’tan beri yapılan “Barış için 1 dakika karanlık” eylemlerinde olduğu gibi mumlar taşındı. Yürüyüş sonrası basın açıklaması okunduktan sonra saat 20.00’de düdük, davul vb. aletlerle ses çıkarıldı. Eylemde “feministler” imzası kullanılmamasına, pankart taşınmamasına, döviz ve sloganlarda feminizm lafı geçmemesine ve eylemin sonunun savaş karşıtlarının her gün tekrarladığı “Barış için 1 dakika karanlık” eylemlerine bağlanmasına rağmen, eylemin feministler tarafından örgütlenmesi ve sözünün, ilkelerinin tamamen feminist olması hem 8 Mart’ta feministlerin ayrı bir sokak eylemi yapabileceğini göstermesi hem de sonraki yıllar için feministlere ilham vermesi açısından önemliydi.

8 Mart gece yürüyüşü sonrasında, savaşa karşı eylemlere devam etmek üzere toplanıldı. “Barış Noktasında Buluşan Kadınlar” imzasıyla 31 Mart 2003 tarihinde Taksim Metro İstiklal Caddesi çıkışının yan tarafında tek bir pankart, feminalar ve mumlarla, bireysel katılımı esas alan, kurumsal isim ve sembollerin olmadığı, sessiz bir oturma eylemi başlatılmasına karar verildi. “İşgale ve saldırıya son, hepsi erkek tesadüf mü - kadın barış noktası” 31 Mart sonrası 5 gün aralıksız aynı yerde tekrar edilirken, sonrasında da her cumartesi, “Barış Noktasında Buluşan Kadınlar” ismiyle sürdürüldü. Kadınlar, 6 Nisan’da Çağlayan’da yapılan Irak işgaline karşı mitinge de 8 Mart’ta taşıdıkları dövizler ve pankartlarıyla katıldılar.

Podcast