2011 Feminist Gece Yürüyüşü

2011 yılı özeti

Toplantıya çağıran
Feminist Kolektif
Pankart sözü
feministler + kadın cinayetlerine isyandayız + feminist isyan/serhildana feminist (üç pankart)
Güzergâh
Taksim - Tünel
Buluşma noktası
Taksim tramvay durağı, 19.30

2011: Feministler, kadın cinayetlerine isyandayız, feminist isyan-serhildana feminist

İmza: İstanbul Feminist Kolektif

2011 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü, Feminist Kolektif çağrısıyla yapıldı. O sene, Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası, kampanyanın daha görünür olması için kampanyaya destek veren örgütlenmeleri İstanbul Feminist Kolektif (İFK) bileşenleri olarak duyurdu: Bağımsız feministler, Amargi, Filmmor, KADAV, Mor Çatı, Sosyalist Feminist Kolektif, MEDİZ ve Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği’den kadınlar İFK bileşenleri olarak açıklandı ve birkaç yıl boyunca İFK bileşeni olarak devam ettiler. Ancak bu durum Feminist Gece Yürüyüşü örgütlenmelerinde bireysel katılım prensibini etkilemedi. Yürüyüş metinlerinde de kurum adı yazılmadı. Ancak 2011 sonrası bütçe vb. belirlenirken kurumlardan destek almanın önü de açılmış oldu.

2011 Feminist Gece Yürüyüşü hakkında yazışmalar, öneriler vb. Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası için oluşturulan cinayetlereisyandayiz@googlegroups.com grubunda yapıldı ve feminist@yahoogroups.com duyuru grubu gibi kullanıldı.

Hazırlık toplantılarında, Lambda ve İllet çevresinden feministler, trans cinayetlerinin de kadın cinayetleriyle eş düzlemde ele alınması gerektiğini gündeme getirdiler. Yapılan tartışmanın ardından “Trans cinayetleri politiktir” slogan listesine dahil edildi.

İstanbul’da 8 Mart günü Feminist Gece Yürüyüşü öncesinde, Kadıköy’de saat 10.00’da İFK’nın Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası kapsamında “Kadınlar her gün yakınları erkekler tarafından öldürülüyor. Bu katliamları durdurmak için ne bekliyorsunuz?" pankartı ile adliye önünde bir saatlik sessiz bir eylem düzenlendi.

Gece yürüyüşünde, erkek şiddeti ve kadın cinayetleri ana gündemlerden biriydi. Taksim Hill Hotel’den sarkıtılan “Kadın Cinayetlerine İsyandayız” büyük pankartı, yatay pankart olarak yürüyüş sırasında taşındı. Sabah düzenlenen eylemde taşınan ve üstünde öldürülen kadınların fotoğraflarının olduğu ve “katil kim” yazan dövizler Gece Yürüyüşü’nde de yer buldu. Feminist Gece Yürüyüşü isyanla birlikte coşkunun yükseltildiği bir yürüyüş olduğundan bu fotoğrafların taşınması tartışma konusu oldu. Basın metni de erkek şiddetine odaklanıyordu, sığınak sayısının ve şiddetle mücadele mekanizmalarının yetersizliği vurgulandı. KESK’te yaşanan tacize de basın metninde yer verildi.

Önceki sene bir grup feminist eylem sonrası Tünel meydanına yürümüştü, bu sene ise ilk defa yürüyüş güzergahı da uzatılarak Tünel meydanına kadar yüründü. Eylemde taşınan yatay pankartlardan Türkçe-Kürtçe “feminist isyan - serhildana feminist” pankartı Tünel’deki heykele asıldı. Eyleme katılım bir önceki yıl olduğu gibi bin kişi civarındaydı. Herhangi bir örgüt temsili olmadan yapılan ve erkeklere kapalı olduğu duyurulan eyleme anarşistler kendi bayrak ve işaretleriyle geldiler. Eylemin arkasından yürüyen bir erkek grubu oldu.

Yürüyüş sonrasında İFK Haymatlos’ta eğlence düzenlerken önceki yıl olduğu gibi Tünel meydanda da parti vardı. Haymatlos’ta Ritim Kolektif ilk defa sahneye çıktı. İlk defa açık çağrı ile duyurulan eğlence çok kalabalık oldu. Gece yarısı sonrası Tünel’deki partinin dağılmasının ardından o ekip de Haymatlos’a geldi.

Bu eylemde İllet, Feministival, Lambda çevresinden bir ekibin taşıdığı “Am benim elletirim”, “transfeminizm burada”, “ben feminizmin trans olanını severim” dövizleri üzerinden yürüyüş esnasında başlayan ve sonrasında devam eden ve ilerleyen bir tartışma yaşandı. Dövizlere alanda müdahale eden feministler oldu. Döviz tartışmaları feminist mail grubunda da sürdü. 8 Mart sonrasında iki toplantı yapılarak dövizlere müdahale edilmesinin ve müdahale biçiminin yanlış olduğunu anlatan bir metnin kamuoyuna duyurulmasına karar verildi. Sonrasında bu metin kimi çabalara rağmen son halini alamadı, taslak olarak kaldı. Burada gündeme gelen tartışmaların bir tanesi, Feminist Gece Yürüyüşlerinde farklı feminizmlerin (sosyalist, radikal, trans gibi) ön plana çıkarılması yerine toplu olarak güçlü bir feminizm sözünü yükseltmek fikrini savunanlar ile bu tutumun translar açısından dışlayıcı olduğunu savunanlar arasında yaşandı. Bir diğeri, beden, cinsellik ve LGBTİ politikasının, erkek şiddeti gündeminin gölgesinde kalmasına dair bir eleştiriydi. Son olarak yürüyüşlerin, sözün, partilerin, tartışma zeminlerinin farklı feminizmler veya hareketler açısından yan yana gelerek, birlikte konuşarak ve birlikte örgütleyerek oluşturulması gerekliliğine değinildi ve feminist hareket ile LGBTİ hareket ve kesişim kümelerinde varolan temas eksiklerine ilişkin de bir eleştiri yöneltildi. Yürüyüşe ilişkin sorulardan biri de trans olmayan erkeklerin eyleme alınmamasının eylem esnasında nasıl sağlanacağı oldu.

Podcast

Tüm yılların özetleri

2011

Çağrı

2011 Yılı Gündüz Eylemi ve Gece Yürüyüşü için Basına Çağrı Hepimiz Öldürülebiliriz! Kadınlar en yakınları erkekler tarafından öldürülüyor Katliamları durdurmak için ne bekliyorsunuz? 2002’de kayıtlara 66 olarak geçen kadın cinayeti sayısı her geçen yıl artarak sürüyor. Son 5 yılda katledilen kadın sayısı 5000’in üstünde. Boşanmak istiyoruz, öldürülüyoruz. Sokağa çıkıyoruz, öldürülüyoruz. Tuzluk uzatmadık, yemeği zamanında yetiştirmedik diye de öldürülebiliyoruz. Katiller hanemizde. En yakınlarımız erkekler! Öldürülmemek için TBMM’den, hükümetten, adli yargılardan acil önlem istiyoruz. Bugün adliyenin önündeyiz. Çünkü kadınların bir bölümü kendilerini öldürecek erkeklerden şikayetçi olma gücünü bulup savcılıklara suç duyurusunda bulunuyorlar. Ama buna rağmen korunmuyor ve öldürülmeleri engellenmiyor. Kadın katillerini yargılayan mahkemeler katillerin bahanelerini gerekçe olarak kabul edip onlara “haksız tahrik indirimi” uygulayabiliyor. Dolayısıyla kadınlara şiddet uygulayan erkeklerin ellerini güçlendiriyorlar. Bugün adliyenin önündeyiz. Çünkü kadınların öldürülmemesi için yapacak çok şey var. Adli kurumlardan da artık sorumsuz davranış görmek istemiyoruz. Bir kez daha hatırlatalım. Türkiye’de gün geliyor ki 5-10 kadın öldürülüyor. Soruyoruz: Katliamları durdurmak için ne bekliyorsunuz? 8 Mart Salı Saat 10.00 Yer: Bahariye Kadıköy Adliyesi “Kadın cinayetlerine isyandayız” İstanbul Feminist Kolektif Gece Yürüyüşü Saat:19.30 Taksim Tramvay Durağı-Tünel

2011 Yılı 8 Mart Gündüz ve Gece Eylem Çağrısı Yarın 8 Mart! Kadınlar Günü’müzü kutluyoruz diyemediğimiz bir 8 Mart daha! 8 Mart Kadınlar Günü’nü kutlamak üzere değil bir kez daha kadınlarla “Kadın Cinayetlerine Dur” demek için, Her gün çok sayıda kadının erkekler tarafından öldürüldüğü bir ülkede, - Kadınların şiddete karşı suç duyurularını önemsizleştiren ve kadınlara koruma emri çıkarmayan savcılar, - Katillerin gerekçelerini meşru sayıp katillere “haksız tahrik indirimi” uygulayan mahkemeler, - Bu kadın katliamına münferit diyebilen Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı, - Değil bir komisyon, kriz masası kurmak bu konuyu hala gündemine dahi almayan hükümete, TBMM’e Kadınlar Her Gün En Yakınındaki Erkekler Tarafından Öldürülüyor! Bu Katliamı Durdurmak İçin Daha Ne Bekliyorsunuz? demek için, Saat: 10:00’da Kadıköy Adliyesi önünde olacağız. Gece Yürüyüşü saat 19:30'da. Taksim'den Tünel'e yürüyoruz!

2011

Basın Açıklaması

Daxuyanîya Çapemenîyê ya Sala 2011’an Hevalên delal, jinên delal! Îro 8ê Adarê ye! Dîsa “8'ê Adarê”yeke din e ku em nikarin têda Roja Jinan pîroz bikin! Lêbelê 8'ê Adarê li her derê ji alîyê her kesî ve tê pîrozkirin. Ji bo ku 8'ê Adarê ji têkoşîna li dijî tundî û îstîsmara mêrên serdest û ji femînîzmê dûr bixin, çi hewldaneke mezin heye... Me ji bîr nekirîye ku me 8’ê Adarê ji têkoşîna jinên kedkar a heta mirinê ya bi daxwaza kêmkirina saetên kar û baştirkirina şert û mercên xebatê girtîye, bi ser de em careke din li dost û dijmin dubare dikin ku me ev roj li wan kesan mîrat girtîye ku wan li dijî Mistefa’yan têkoşîn kirine ku digot divê terrik li ser pişta jinan nêye kêmkirin. Em îro li vir piştîvanîya xwe li wan kesan bi eşkerayî diqîrin ku keda wan hatîye desteserkirin, li malê bûne mehkûmê koletî û li kargehê jî bûne mehkûmê meaşên kêmtir, li malê-kargehê-kerxaneyê têne îstismarkirin, mecbûr mane ku li lêdana bav û mêrên xwe tebat bikin, di cînayetên namûsê de hatine kuştin, di kurtajên veşartî de mirine, ji alîyê çeteyên navneteweyî ve ji bo sektora fuhûşê hatine firotin û li kuçe-kargeh-şer û nezaretê de tûşî taciz û tecawizê bûne. BIJÎ HEŞTÊ ADARÊ! Serhildan Azad dike! Jinno, ji bo Rizgarîya Me, WerinTÊKOŞÎNÊ; Serhildana me; li dijî desteserkirina ked, beden û nasnameya jinan e ji alîyê mêran ve. Serhildana me; li dijî lêdana mêran, li dijî bav û kekên me ye ku xwe wek “parêzvanê namûsa me” dihesibînin. Serhildana me; li dijî tundîya dewletê, îşkence, tacîz û tecawiza cerdevan, leşker û polîsan e. Serhildana me; li dijî desteserkirina keda me ya li malê ye ji alîyê mêran ve… Li dijî wê yekê ye ku em karê malê, karê lênêrînê dikin û wek karkerê malbatê yê bê heqdest dixebitin û keda me nayê dîtin. Serhildana me; li dijî wan e ku me di bazara kapîtalîst de îstismar dikin, ji ber ku em jin in û naxwazin di rêza duyemê de bin keda me erzan dibînin, mûçeyên wekhev ji bo karê wekhev nadin me, karan bi awayeke zayendperest dabeş dikin. Serhildana me; li dijî patronan û sendîkayên mêrsalar e ku êrîşa kapîtalîzmê ya li ser jinên kedkar nabînin, bi mêrsalarîyê re çekan didin hev û rêveberîya xwe bi jinan re parve nakin. Serhildana me; li dijî wê yekê ye ku em nikarin zayendîya xwe azad bijîn, li dijî mêrsalarîyê ye ku heteroseksîzmê li ser me ferz dike. Dîsa li dijî dûrxistin û paşguhkirina lezbîyenan, li dijî tundîya hember jinên travestî û transgender û li dijî sûcên nefretê ye. Serhildana me; li dijî nesaxkirina birînên jinên kurdan e ku zimane wan hatîye qedexekirin û zanavê wan hatîye tunehesibandin. Serhildana me li dijî wan e ku nikarin bibêjin “Bijî Xwişk û Biratîya Gelan!” Serhildana me; li dijî TUNDÎYA MÊRAN, serhildana me LI DIJÎ KUŞTINA JINAN E… Îsal jî; em hatin kuştin ji ber ku me nexwest ku em bikevin nivîna mêran, ji ber ku me xwêyê dirêj nekir, ji ber ku me hevberdan dixwest. Îsal jî; qatilên me bûne mêr, hevserên berê, bav, bira û evîndar. Dema ku mêran îsal jî jin dikuştin; dewleta mêrsalar bi hemû sazgehên xwe kujerên mêr parastin. Îsal jî; qereqolên ku me xwest me ji lêdana mêrên me xilas bikin û "qanûnên parastinê" bi cih bînin, em şandin malê. Pir caran em diçin Dozgeriyên ku em pir caran bi çavên xwe yên reşkirî û lêvên xwe yên birînkirî çûne ku serlêdana sûc bikin; bêyî ku destên wan bilerizîne biryara devjêberdena ji şopandinê dan. Sazgeha Tipa Edlî ya ku em hem bi bêhêvîtî û hem jî bi hêrs li bendê bûn ku di dosyayên tecawizê de randevûyê bide, bi biryarên xwe parastina tecawizkaran berdewam kir. Di sala dawî de jî dadgehan bi hinceta “provakasyona neheq”, ango "kêmkirina ceza ya bo mêranîyê" di kuştina jinan de, cezayên kujeran kirin çivîk. Îsal jî; me têkoşîna li dijî tundîya zayendî; ne tenê li dijî yên li derveyî me, li hemberî yên li kêleka me jî domand. Tevî ku me dizanibû mêrên ku em bi wan re di heman sendîkayê de, di heman partîyê de ditêkoşin ji serdestîya mêrsalar ne azad in, dîsa jî, ji ber tiştên ku li dû me qewimîn em lerizîyan û xemgîn bûn. Herî dawî xebatkareke KESK'ê jî got ku rêveberekî ew tacîz kirîye. Tiştên ku piştre qewimîn, bi awayekî vekirî nîşan da ku çiqas girîng e ku gotina jinan di tacîz û tecawizê de esas bê girtin û guhnedana vê prensîbê an jî gotina "daxuyanîya jinan girîng e, lê..." tên wateya tinehesibandina jina ku rastî tacîza zayendî hatîye û destkeftiyên rêxistina jinan. Îsal jî; di rapora Forûma Aborî ya Cîhanê ya 2010'an de, Tirkîye di warê "wekheviya zayendî" de di nava 134 welatan de ji rêza 121'an daket 126'an, lê ji bo sazgehên dewletê tiştek neguherî. Serokwezîrî ji jinan re gotina xwe ya "3 zarokan bînin." tim dubare kir. Lêbelê di vê 8’ê Adarê de me dixwest bibêjin ku jin êdî rastî tundîyê nayên. Me dixwest bibêjin ku dema jin rastî tundîyê hatin, sitargehek dikeve para her 7500 jin û zarokan, li gorî pîvanên Yekîtiya Ewropayê ewqas sitargeh hatine vekirin. Me dixwest ku êdî dûbare nekin ku hêjmara sitargehan hîn negihîştîye 100î. Me dixwest ragihînin ku êdî dema jin bixwazin xwe ji tundîyê dûr bixin ewlekarîya wan a aborî tê dayîn, tundîya mêran êdî ne rewa ye, çûna jinan a dadgehê jî nabe sedema kuştina wan. Lê îsal jî dewletê tu tedbîr negirt ku zîhnîyeta serdest a mêran ji holê rabike, pêşî li îstîsmara fizîkî û kedê ya jinan bigire, tundîya fizîkî, derûnî û aborî ya li ser jinan kêm bike. Ji xeynî nûçeya pêşnûmeya qanûnê ya ku berîya 8'ê Adarê bi lez û bez hat ragihandin, tiştek di destê me de nîne. Em tedbîrên lezgîn dixwazin, ne qanûnên muhtemel ku li ser kaxezê bimînin. Em bang li Meclîs, Hikûmet û rayedarên Dadwerîyê dikin; jin her roj ji alîyê xizmên xwe yên mêr ve têne kuştin. Hûn li benda çi ne ku wan bisekinin? Îro 8’ê Adarê ye! Dîroka 8’ê Adarê, dîroka berxwedana jinan e. Em 8'ê Adarê weke roja serhildana jinan silav dikin. Bi hev re em xurt in, bi hev re em ê bi serhildanê xurttir bibin. BIJÎ 8'Ê ADARÊ, BIJÎ TÊKOŞÎNA ME! Kolektîfa Femînîst a Stenbolê

2011 Yılı Basın Açıklaması Sevgili arkadaşlar, sevgili kadınlar Bugün 8 Mart! Kadınlar Günü’nü kutlayamadığımız bir 8 Mart daha! Oysa 8 Mart, her yerde, herkesçe kutlanıyor. 8 Mart’ı erkek egemenlerin şiddet ve sömürüsüne karşı mücadele günü olmaktan uzaklaştırmak için ne büyük çaba, 8 Mart’ı feminizmden uzaklaştırmak için ne büyük bir gayret var… Bizler 8 Martı bin sekiz yüzlü yıllarda işçi kadınların çalışma saatlerinin azaltılması ve daha iyi çalışma koşulları için ölümüne verdikleri mücadeleden devraldığımızı unutmadığımız gibi, kadının sırtından sopa eksik olmaz diyen Mustafa’lara karşı mücadele edenlerden devraldığımızı da, dosta düşmana karşı bir kez daha tekrarlıyoruz. Bizler bugün burada emeğine el konulanlarla, evde köle işte düşük ücrete mahkûm edilenlerle, fabrikada genelevde evde nerde olursa olsun sömürülenlerle, baba, koca, erkek dayağına katlanmak zorunda kalanlarla, “namus” cinayetlerinde katledilenlerle, gizli kürtajlarda ölenlerle, uluslararası çetelerce fuhuş sektörüne satılanlarla, sokakta, işyerinde, savaşta, gözaltında tacize tecavüze uğrayanlarla dayanışmamızı haykırıyoruz… YAŞASIN 8 MART/ BİJİ HAŞTE ADARE İsyan Özgürleştirir! Kadınlar Kurtuluşumuz için MÜCADELEYE; İsyanımız; kadınların emeklerine, bedenlerine ve kimliklerine erkekler tarafından el konulmasına, isyanımız PATRİARKAL DÜZENE İsyanımız; koca dayağına, “namus bekçiliğimize” soyunan babamıza, abimize. İsyanımız; bedenimizin bize bırakılmayıp, erkek devletin ve erkeklerin eline teslim edilmesine. İsyanımız; devlet kaynaklı şiddete, işkenceye, korucu, asker, polis taciz ve tecavüzüne İsyanımız; evde emeğimize erkekler tarafından el konmasına… Ev işi, bakım işi yaparken, ücretsiz aile işçisi olarak da çalışırken, emeğimizin görünmemesine. İsyanımız; kapitalist piyasada sömürülmeye, ayrıca kadın olduğumuz için ucuz işgücü ve ikincil olmaya, cinsiyetçi işbölümüne. İsyanımız; patronlara. İsyanımız patriarkayla kol kola giren kapitalizmin kadın emekçilere yönelik saldırısını görmeyen, yönetimlerini kadınlarla paylaşmayan erkek sendikalara. İsyanımız; cinselliğimizi özgürce yaşayamamaya, patriarkanın bize heteroseksizmi dayatmasına. Lezbiyenlerin dışlanmasına, yok sayılmasına, Travesti ve transeksüel kadınlara uygulanan şiddete, nefret cinayetlerine. İsyanımız; bu topraklarda yıllarca süren savaşın öncelikli mağduru, kimlikleri yok sayılan, dili yasaklanan Kürt kadınlarının yaralarının sarılmamasına. İsyanımız yaşasın halkların kardeşliği diyemeyenlere. İsyanımız; ERKEK ŞİDDETİNE, isyanımız KADIN CİNAYETLERİNE… Bu yıl da; sevişmek istemediğimiz için, tuzluğu uzatmadığımız için, boşanmak istediğimiz için (…) öldürüldük. Bu yıl da katillerimiz kocalar, eski kocalar, babalar, erkek kardeşler, sevgililer oldu. Bu yıl da erkek öldürürken; erkek devlet bütün kurumlarıyla erkek katili kolladı. Bu yıl da; koca dayağından kaçıp “koruyucu yasaları” uygulamasını istediğimiz karakollardan eve geri gönderildik. Çoğu zaman morarmış gözümüz, patlamış dudağımız ile suç duyurunda bulunmaya gittiğimiz savcılıklar; elleri titremeden takipsizlik kararları verdi. Tecavüz dosyalarında hem çaresiz, hem öfkeli bir halde randevu vermesini beklediğimiz Adli Tıp Kurumu verdiği kararlar ile tecavüzcüleri korumaya devam etti. Mahkemeler, son bir yılda da kadın cinayetlerinde, haksız tahrik yani “erkeklik indirimi” yaparak katillerin cezalarını kuşa çevirdiler. Bu yıl da; cinsel şiddete karşı mücadeleyi; sadece dışımızdakilere değil, yanı başımızdakilere karşı da sürdürdük. Aynı sendikada, aynı partide birlikte mücadele ettiğimiz erkeklerin de erkek egemenliğinden azade olmadıklarını bildiğimiz halde, yine de, yanı başımızda olanlardan sarsıldık, üzüldük. En son olarak KESK çalışanı bir kadın, yöneticinin kendisini taciz ettiğini açıkladı. Sonrasında yaşananlar, taciz ve tecavüzde kadının beyanının esas alınmasının ne denli önemli bir ilke olduğunu, bu ilke yok sayılarak ya da “kadının beyanı esastır ama…” denerek yürünen yolun; cinsel taciz gören kadını ve kadın örgütlenmesinin kazanımlarını yok saymak anlamına geldiğini açıkça gösterdi. Bu yıl da; Dünya Ekonomik Forumu 2010 raporunda Türkiye “kadın erkek eşitliğinde” 134 ülke arasında 121. sıradan 126. sıraya indi ama devletin kurumları yönünden hiçbir şey değişmedi. Başbakan kadınlara “3 çocuk doğurun” demeye devam etti. Oysa bu 8 Mart’ta kadınların artık şiddete uğramadıklarını söylemek isterdik. Kadınların şiddete uğradığında gidebilecekleri sığınak sayısının Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak her 7500 kadın ve çocuğa bir tane düşecek şekilde açıldığını söylemek isterdik. Sığınak sayısının artık 100 sayısına bile ulaşmadığını tekrar etmeyi geride bırakmak isterdik. Kadınların şiddetten uzaklaşmak istediklerinde ekonomik güvencelerinin sağlandığını, erkek şiddetinin artık meşru olmadığını, kadınların adliye kapılarına ulaşmalarının artık öldürülmemeleri için güvence olduğunu duyurmak isterdik. Oysa bu yıl da devlet, erkek egemen zihniyeti aşındıracak, kadının beden ve emek sömürüsünün önüne geçecek, kadına yönelik fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddetin hızını kesecek hiçbir önlem almadı. Elimizde 8 Mart öncesi acele açıklaması yapılan yasa tasarısı haberinden başka bir şey yok. Kağıt üzerinde kalması muhtemel yasalar değil, acil önlem istiyoruz. TBMM’ye, Hükümete, Adli makamlara sesleniyoruz; kadınlar her gün yakınları erkekler tarafından öldürülüyor. Durdurmak için daha ne bekliyorsunuz? Bugün 8 Mart! 8 Martların tarihi kadınların direnişlerinin tarihidir. Biz 8 Mart’ı kadınların isyan günü olarak selamlıyoruz. Birlikte güçlüyüz, birlikte isyan ederek daha güçlü olacağız. YAŞASIN 8 MART, YAŞASIN MÜCADELEMİZ İstanbul Feminist Kolektif

2011

Tartışma

2011 Değerlendirme Toplantısı Öncesi İllet*’in Maili Merhaba, 8 Mart gece yürüyüşüyle ilgili bir değerlendirme toplantısı yapılacağı bilgisiyle bu metni yazıyoruz. Bu yürüyüşe katılan kadınlar/translar olarak bu değerlendirme toplantısına katılmak, duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak, eleştiri vermek ve almak, sözümüzü iletmek ve başkalarının görüşlerini dinlemek istiyoruz. Ancak kaygılarımız da dağları aşıyor. Kimsenin yargılanmadığı, sorgulanmadığı ve hiyerarşinin üremediği bir ortamda, samimiyetle birlikte konuşabildiğimiz bir alan olabileceğinden emin olamıyoruz. Yürüyüş esnasında bazı arkadaşlarımız orada bulunan bazı kadınlar tarafından şiddete maruz bırakıldı, bazı başkalarının da eleştiriyi ve hatta dayatmayı dahi aşan boyutlarda şiddete uğradığına tanık olduk. Yaşadıklarımızı feminizmin hiçbir türünde (varsa özüne, varsa hakikisine, varsa etiğine, vesairesine) tanımlayamıyoruz. Bazı arkadaşlarımıza planlı sabotajcı muamelesi yapıldı, bazılarımız çeşitli hakaretlere uğradık. Taşıdığımız pankartların içeriklerinin çeşitli mail gruplarında tartışıldığını duyuyoruz. Dövizlere yöneltilen eleştirilerin, yapılan "uyarıların", eylem süresince edilen hakaretlerin, ve hatta bedenlerimize direkt olarak uygulanan müdahalelerin biçimini sorunsallaştıranlar oldu mu, bilmiyoruz. İşte bu yaşadığımız olaylar neticesinde toplantı esnasında da agresif bir üslup ve üstten bir bakışa maruz kalmanın, "mercek altına alınan grup" konumuna düşmenin endişesini taşıyoruz. Ve bu hassasiyetimizin göz önüne alınarak, öncelikli olarak "şiddetin" gündem olmasına ihtiyaç duyuyoruz. Herhangi bir içerik değerlendirmesi yapabilmek için öncelikle bu etik koşula ihtiyaç duyuyoruz. Değerlendirme toplantısında görüşmek üzere. Gönderen: İllet * “İllet lezbiyen, biseksüel, queer, interseks, trans odaklı haz ve direnişten yana bir anti-otoriter otonomdur. İllet geceleri baykuş görüntüsüne bürünen bir canavar, ortaçağda yakılan bir cadı, ataerkiye musallat bir feminist, kadın partisine de kahvehaneye de alınmayan trans-erkektir. Gazetelerde “katil lezbiyen”, “eli satırlı travesti”dir. Yok saydığımız arzularımız, kimliklerin üzerimizde yarattığı baskı, dans etmek isteyen devrimcidir.” Kaynak: https://illetblog.wordpress.com/

2011 Yılı 8 Mart Gündüz Mitingi’ne Katılımla İlgili İstanbul Feminist Kolektif’in Açıklaması Merhaba, 8 Mart Platformu mitinge hazırlık toplantılarında yaşanan tartışmalı süreçte, KESK'te yaşanan cinsel tacizin adı konarak miting metninde yer almasında platform olarak ortaklaşılmıştı. Sonrasında DÖKH "cinsel taciz gören kadın" ifadesini doğru bulmadığını açıkladı ve metinden çıkarılmasını talep etti. Gelinen noktada metin üzerinden tartışmayı ve ortalama bir ifade bulmayı doğru bulmadığımızdan İstanbul Feminist Kolektif olarak mitingin örgütlenmesi sürecinden çekildik. Birlikte mücadele etmeyi çok önemsediğimiz DÖKH'ün, "cinsel taciz vardır" denmesine karşılık bu tutumu bizim adımıza güven zedeleyici oldu. Ancak platform içerisinde, bu tutuma rağmen, cinsel tacize karşı çıkma ve dayanışma adına gösterilen ortak iradeyi çok önemli görüyoruz. Bu sürecin sonunda kendi adımıza miting coşkusu ve dayanışma duygusu zarar gördü, mitinge katılıp katılmama noktasında farklı fikirler oluştu. KESK'te yaşananın adını cinsel taciz koymak konusunda aramızda fikir ayrılığı yok ama süreç sonucunda kimi arkadaşlarımız katılmayı, kimileri de katılmamayı doğru buluyor. O nedenle, 5 Mart'ta yapılacak olan 8 Mart Mitingi’ne örgütlü olarak katılmama kararı aldık. İstanbul Feminist Kolektif olarak bu sene mitingde yer almayacağız. İstanbul Feminist Kolektif

2011

Takvim

2011 Yılı Mart Ayı Programı 5 Mart Mitingi Bilgilendirme 8 Mart Gece Yürüyüşü 8 Mart Gündüz Etkinlik 3 Mart ve 7 Mart Afişlemeleri 8 Mart e-bülten 8 Mart Salı Saat: 10.00, Kadın Cinayetlerine Karşı Kadıköy Adliyesi Önündeyiz. Saat: 19.30, Feministlerin Gece Yürüyüşü Buluşma yeri: Taksim Tramvay Durağı Taksim'den Tünel'e yürüyoruz. Saat: 21.30- 02.00 Haymatlos'da Eğlence

2011

Haberler

2 haber

Feministler Kadın Katline Karşı Kadıköy Adliyesi'nde

8 Mart 2011 -

Kadınlar Örgütlü ve Güçlü Bir İsyan İçin Taksim'deydi

9 Mart 2011 Burçin Belge

Podcast