2010 Feminist Gece Yürüyüşü

2010 yılı özeti

Toplantıya çağıran
Feminist Kolektif
Pankart sözü
Erkek egemen düzene karşı feminist mücadele-dayanışma + feministler (iki pankart)
Güzergâh
Taksim - Galatasaray
Buluşma noktası
Taksim tramvay durağı, 19.00

2010: Erkek egemen düzene karşı feminist mücadele-dayanışma, feministler

İmza: Feminist Kolektif

2009 yılında yedincisi yapılan Feminist Gece Yürüyüşüne 500’ü aşkın kadın katılmış ve yürüyüş, bağımsız bir feminist eylem olarak görünür olmuştu. 2009-2010 arasında Amargi, Sosyalist Feminist Kolektif ve İstanbul Feminist Kolektif güçleniyordu. “Erkeklerden Alacaklıyız” ve “Kadın Cinayetlerine İsyandayız” kampanyaları sürüyordu. 14 Şubat 2010’da “Erkeklerin Sevgisi 3 Kadın Öldürüyor” eylemi yapıldı. Amargi’nin çağrısıyla ve farklı kadın örgütlerinin katılımıyla Cinsel Şiddete Karşı Mücadele Platformu kuruldu. Ocak ayında, “tüm kadınlık deneyiminden geçmiş ve geçmekte olan”lara çağrısıyla feministler, feminist bir festival örgütlemek için bir araya geldi ve 9-10-11 Nisan 2010 tarihinde yapılması planlanan “feministival” organizasyonu için toplantılara başladılar. Feminist Kolektif çevresinde organize edilenler ile Cinsel Şiddete Karşı Mücadele Platformu ve feministival çalışmalarının ayrı yürütüldüğünü söylemek mümkün.

2008 yılından itibaren feministler gece yürüyüşü sonrası “feminist” mail grubuna açık çağrı yaparak ortak eğlence mekânının da duyurusunu yapıyorlardı. 2010 yılında bu mekan TMMOB lokali olarak belirlendi. O sene ayrıca, Tünel Meydana, başka bir feminist sokak partisi çağrısı daha yapıldı. İki ayrı parti ile ilgili toplantılarda yapılan çeşitli tartışmalar sonucu, 2010 yılında Feminist Gece Yürüyüşü çağrısı altına hem Tünel’de yapılacak “Tek taşına değil, tek başına”, “Sokaklar bizimdir, hesap sorulmaz, 12’den sonra büyü bozulmaz!” sokak partisinin hem de TMMOB lokalinde yapılan eğlencenin duyurusu eklendi. Sonraki yıllarda gece eğlencelerinde sahneye çıkan SFK Ritim Grubu (sonraki ismiyle Ritim Kolektif) ilk kez 2010 yılında TMMOB’de sahneye çıktı.

2010 basın metninde, barış ve savaş karşıtı vurguda 2009 yılında kurulan ve feministlerin aktif dahil olduğu Barış İçin Kadın Girişimi’nin etkisi vardı. 2009’da “Kürt sorununda demokratik siyasal çözüm” talebi varken 2010’da militarizm ve milliyetçiliğe karşı barış ısrarına vurgu yapıldı. Barış için Kadın Girişimi’nin politik hattı sonraki yılların metinlerine de yansıdı.

2010 yürüyüşü de, bir önceki yıl gibi, bine yakın kişinin katılımıyla gerçekleşti. Sosyalist Feminist Kolektif üyelerinin mor bez üzerine “el emeği göz nuru” çizdikleri yumruklu-yumruksuz feminalı bayraklar taşındı. Ama 2010 yılı, yürüyüşe katılımının çeşitlenmesi ve LGBTİ hareketinden feministlerin katılımı açısından bir dönüm noktası oldu. Lambda, Amargi çevresinden katılımın çokluğu, içinde yer aldıkları Feministival ekibinin sokak partisinin yürüyüşle birlikte duyurulması, yürüyüşe katılımı da cazip hale getirdi. Lezbiyen kadınların görünür olduğu bir yürüyüş oldu. Yürüyüşte ilk kez gökkuşağı renklerinde yumruklu-yumruksuz feminalarla lezbiyen bayrakları taşındı. Eşcinsel aşka ilişkin dövizler feminist gece yürüyüşlerinde ilk kez yer aldı. Bunların bir kısmı hazırlık grubu tarafından yazıldı, bir kısmı ise katılımcılar tarafından getirildi. Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan Selma Aliye Kavaf, 7 Mart 2010’da yaptığı “Eşcinsellik hastalıktır” açıklaması sebebiyle protesto edildi, resminin yer aldığı dövizler taşındı. Tünel’deki partiye de katılan Direnişin Ritimleri 2010 yürüyüşünde kortejin arka tarafında enstrüman çalarak yürüdüler.

Yürüyüşte ayrıca, Hâlâ Tanığız Platformu’nun getirdiği “Pınar Selek için Adalet” yazılı dövizler ve Feminist Kolektif ’in hazırladığı kadın cinayetlerini gündemleştiren dövizler de vardı. Kadın cinayetleri, 2009’da açıklanan resmi verilere de yer verilerek açıklamada da gündemdeydi.

Galatasaray’da gece yürüyüşü bittikten ve metin okunduktan sonra “Sokaklar bizimdir, hesap sorulmaz, 12’den sonra büyü bozulmaz!” pankartı ve Direnişin Ritimleri ekibiyle birlikte bir grup feminist Tünel’e kadar yürüdü ve orada gece yarısından sonra da devam eden partilerini yaptı. Diğer bir grup da TMMOB’da SFK Ritim Grubuyla eğlendi.

Feminist Gece Yürüyüşü çağrısı “kadınlara çağrı” ile yapılıyordu. Feministival çağrısı ise “kadınlık deneyiminden geçmiş ve geçmekte olan kadınlar” diye başlıyordu. Böylece feminist mücadelenin öznesi genişliyordu. Bu farklılık, önümüzdeki yıllarda kimi gerilimlere yol açacaktı. Yürüyüş organizasyon toplantılarında ve değerlendirmelerde, yürüyüşe katılımın artması ve çeşitlenmesi coşkuyla karşılanırken bir yandan yürüyüşe gelen erkeklerin sayısının da artması yıllarca tartışma konusu oldu. 2010 yılında, cinsel yönelim-cinsiyet kimliği politikalarını feminist politika yaparken öne çıkaran gruplar her ne kadar yürüyüşün örgütlenmesinde mesafeli yer alsalar da, hem yürüyüşün kısmen katı yapısını kırma yolunu açmış hem de bu yürüyüşün özü (gündemleri, dövizleri, sloganları) ile ilgili tartışmaların devam edeceği sinyalini vermişlerdi.

2010 yürüyüşü feminist kolektifin sınırlarının çeşitlilik ve kapsayıcılık anlamında genişlediği bir yıl oldu. Yürüyüş artık daha çeşitli bir kalabalığa sahip ve coşkuluydu.

Tüm yılların özetleri

2010

Çağrı

2010 Yılı Eylem Çağrısı Erkek egemen düzene karşı Feminist Mücadele Feminist Dayanışma Biz feministler, 8 Mart’ta Taksim Meydanı’nda geleneksel 8. Gece Yürüyüşü ile bir kez daha haykırıyoruz: Geceleri de Sokakları da İstiyoruz Bu çağrı, biz feministlerin 8. Gece Yürüyüşümüzde tüm kadınlarla yan yana, can cana, söz söze, feministçe erkek egemenliğine karşı kadın dayanışmasını örmek için bir arada olalım çağırısıdır, Bu çağrı, ev kadını, fahişe, anne, gelin, kaynana, patron, müdür, güzel, çirkin, zayıf, şişman, sarışın, esmer, eş, metres, açık, kapalı gibi farklı adlar altında kadını kadına düşmanmış gibi göstererek, kadınları her halükarda erkeklerin hizmetçisi, kölesi yapan patriarkaya karşı biz kadınların topyekün susmadığımızın, ayaklandığımızın çağrısıdır, Bu çağrı, istediğimiz zaman sevişmekten istediğimiz kadar yemek yemeye, geceleri korkusuzca sokaklarda gezmekten yalnız yaşamaya, evlenmekten evlenmemeye, çocuk doğurmaktan doğurmamaya dek bedenim benim, bedenime dokunma diyerek gemileri yakan kadınların özgürlüğümüz için yollara dökülme çağrısıdır. Bu çağrı, emeğimizin bedenimizin kimliğimizin sahibi biz kadınlarız diye haykıran kadınların çağrısıdır. Bu çağrı sadece feminizmle, kadın dayanışmasıyla kadınların kurtulabileceği çağrısıdır. Bu çağrı kadınların kadınlara çağrısıdır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlediğimiz Geleneksel Gece Yürüyüşümüze tüm kadınlar davetlidir. Yer: Taksim Tramvay Durağı Saat: 19.00’da buluşma 19.30 Yürüyüş İstanbul Feminist Kolektif

2010

Basın Açıklaması

Daxuyanîya Çapemenîyê ya Sala 2010’an Di 100. salvegera 8'ê Adarê de em dibêjin "Bijî Têkoşîna me ya Femînîst û hevgirtina me ya femînîst!". Em hîn li kolanan in. Em tu carî pêwendîyê di navbera xwişkên xwe yên berîya 100 salan li New Yorkê di fabrîqeya tevnsazîyê de mirin û jinên Ozay û Pameks ên hatin qetilkirin de qut nakin û herwiha tevî mûçeyên kêm, tehdîdên ji kar avêtinê û qanûnên bêewle yên civakî ku me mehkûmî mêran dike, em dibêjin "Keda me, ya me ye!". Em van karên bêdawî yên wekî xwarinçêkirin, firaqşûştin, cilşûştin, utîkirin, paqijî, lênihêrîna zarok û nexweşên extîyar ji bo têrkirina qirikê dikin. Dema em li dinyayê xwedî derdikevin, wê têr dikin û paqij dikin, keda ku em bo têrkirina qirika xwe xerc dikin nayê dîtin, bi ser de em têne îstismarkirin. Em zêdetir girêdayî mêr, malbat û malê dibin. Ji bo ku azad bibin, jin dakevin kolanan, mêr li malê bixebitin! Di 100emîn salvegera 8'ê Adara 2010'an de hîn jî li Tirkiyeyê her roj 3 jin tên qetilkirin. Em ê li Taksîmê li dijî qetlîamên jinan dengê xwe bilind bikin. Dema ku em di malên bi navê "Helîna Xwe" de ji alîyê kesên nêzî me ve rastî şîdetê dihatin, di heman demê de em li dadgehê bûn li dijî zilamên ku dixwestin xwişkên me bi hincetên cuda yên wekî "Min pir ji wê hez dikir" bikujin. Li dijî daraza ku bi hincetên wek “hatîye tehrîkkirin”ê destekê dide mêrên qatil, em dibêjin "Kuştina jinan polîtîk e!" Li dijî tacîz û tecawizê em ê dev ji kolanan bernedin. Dema ku me tacîz bikin, em ê şerm nekin û hawar bikin! Em ê derzîya xwe ya binefşî li wan xin! Di 100emîn salvegera 8'ê Adarê, sala 2010'an de em ji bo jinên qetilkirî li Taksîmê ne, li cîhê ku ku şev û kolan li ser jinan bûne gef. Li sala dawîyê her roj 3 jin hatin kuştin! Armanca zilamên sûcdar û sûcdarparêz yek e! Parastina hêza xwe ya li ser jinan. Me Münevver, Guldunya, Ayşe û Pîppa JI BÎR NEKIRÎYE! Em ji sazgeh û dezgehên ku em karibin xwe tê de bigirin û li hemberî tundîya mêran bişêwirin, têne bêparkirin. Şaredarîyên ku ji bo jinan sitargehan venakin, bi mîlyonan dolar alîkarî didin projeyên Paytexta Çandê û bi butçeyên ku jinan paşguh dikin, bajêr bi rê ve dibin. Di serdema hikûmeta we de di 9 mehên destpêkê yên sala 2009’an de 953 jin hatin qetilkirin. Ger sitargeh niha neyên çêkirinê, dê kengî çêbin? Em ji bo azadî û aştîyê mixalîfê mîlîtarîzmê ne, li dijî navendên mîlîtarîst in ku mixalîfan wekî dijminên navxweyî dihesibînin! Em nirxên welatparêzî û neteweperestiyê red dikin ku têda mirin û kuştin tên pîroz kirin. Li dijî binçavkirin û girtinên li ser jinên Kurd ên ku dişibin lînç û darbeyan, em dibêjin “Bijî hevgirtina jinan, têkoşîna hevpar û aştî!”. Ji Berçelanê heta Taksîmê, ji Kadikoyê heta Esenyurtê em israra xwe ya aştîyê didomînin. Di 100emîn salvegera 8ê Adarê, sala 2010an de li Taksîmê em li dijî fikarên homofobîk û pêkanînên cihêkarî û dûrxistinê yên li dijî hevzayendan in ku ji kû û kê tên, bila werin. Em li vir in da ku bêjin "Destê xwe ji leşê min bikşîne!". Dirêjîya etekê me ne vexwendinek e ji bo mêran. Em cil û bergan li gor dilê xwe li xwe dikin, em bi şev li kuçeyan li gor dilê xwe dimeşin. Bedenên me ne aîdî BAVAN, mêran, dewlet an jî desthilatek din a ezmanî ne. Ji bo cîhanek ku em têda neyên çewisandin û îstismarkirin û bikaribin bêjin leş, nasname û keda me ya me ne. Li dijî pergala serdest a mêran, Bijî têkoşîna me ya femînîst! Bijî hevgirtina me ya femînîst! Kolektîfa Femînîst

2010 Yılı Basın Açıklaması 8 Mart'ın 100.yılında "Yaşasın Feminist Mücadelemiz ve feminist dayanışmamız!" diyoruz. Hala yine sokaklardayız. 100 yıl önce New York'ta dokuma fabrikasında ölen kız kardeşlerimizle, Özay ve Pameks'in öldürdüğü kadınlar arasındaki bağı hiç koparmadan düşük ücrete, işten çıkarılma tehditlerine, bizleri erkeklere mahkum eden sosyal güvencesiz yasalara rağmen "Emeğimiz bizimdir!" diyoruz. Yemek, bulaşık, çamaşır, ütü, temizlik, çocuk, yaşlı hasta bakımı derken bitmek bilmeyen bu işleri boğaz tokluğuna yapıyoruz. Dünyanın bakımını üstlenip, besleyip, temizlerken boğaz tokluğuna harcadığımız emek görünmüyor, sömürülüyoruz. Erkeklere, aileye, ev içine daha çok bağımlı hale geliyoruz Kadınlar özgürleşmek için sokağa, erkekler evde iş başına! 8 Mart'ın 100. yılında 2010'da Türkiye'de hala günde üç kadın öldürülürken, Taksim'de kadın katliamlarına karşı sesimizi yükselteceğiz. "Sıcak Yuva" denen evde yakınımızdaki erkeklerden şiddet görürken, bir yandan da "çok seviyordum" gibi çeşitli gerekçelerle canımıza kast eden, kız kardeşlerimizi katleden erkeklere karşı mahkemelerdeydik. Katil erkekleri "tahrik edilmiş" diye destekleyen yargıya karşı "Kadın cinayetleri politiktir!" diyoruz. Tacize, tecavüze karşı sokakta olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Tacize uğradığımızda utanmayıp bağıracağız! Mor iğnemizi batıracağız! 8 Mart'ın 100.yılında 2010'da Taksim'de gecelerin, sokakların kadınlara tehdide dönüştüğü bu yerde, öldürülen kadınlar için buradayız. Son bir yılda her gün 3 kadın öldürüldü! Suçlu ve suçluyu koruyan erkeklerin amaçları aynı! Kadınlar üzerinde iktidarlarını korumak. Münevver'i, Güldünya'yı, Ayşe'yi, Pippa'yı UNUTMADIK! Erkeklerin şiddeti karşısında sığınacağımız, danışabileceğimiz kurumlardan yoksun bırakılıyoruz. Sığınak açmayan Yerel Yönetimler Kültür Başkenti projelerine milyon dolarları hibe ederken, kadınları yok sayan bütçelerle kenti yönetiyorlar. Hükümetiniz döneminde 2009'un ilk 9 ayında 953 kadın öldürüldü. Sığınaklar şimdi değil de ne zaman? Muhalifleri iç düşman belleyen, militarist odaklara karşı, barış için özgürlük için militarizme muhalifiz! Ölmek ve öldürmenin kutsandığı, vatanseverlik, milliyetçilik değerlerini reddediyoruz. Kürt kadınlarına yönelik linç ve darbeyi aratmayan gözaltı ve tutuklamalara karşı "yaşasın kadın dayanışması, birlikte mücadele ve barış” diyoruz. Berçelen’dan Taksim'e, Kadıköy'den Esenyurt'a barış ısrarımızı sürdürüyoruz 8 Mart'ın 100.yılında 2010'da Taksim'de, homofobik kaygılarla eşcinsellere yönelik ayrımcı, dışlayıcı uygulamalar nereden gelirse gelsin karşısındayız. "Bedenimden elini çek" demek için buradayız. Eteğimizin boyu erkeklere davetiye değildir. İstediğimiz gibi giyinir, istediğimiz gibi geceleri sokakları arşınlarız. Bedenimiz ne BABALARA ne kocalara ne devlete ne de herhangi bir uhrevi makama ait değildir Ezilip sömürülmediğimiz bedenimiz, kimliğimiz, emeğimiz bizimdir diyebileceğimiz. bir dünya için… Erkek egemen düzene karşı, Yaşasın feminist mücadelemiz Yaşasın feminist dayanışmamız Feminist Kolektif

2010

Takvim

2010 Yılı Program 8 MART 2010 İstanbul Programı 6 Mart Cumartesi "8 Mart'ın 100. Kadınların Yılında Yaşasın Örgütlü Mücadelesi " Kadıköy mitingine katılıyoruz. Saat: 13.00 Pankart: Feministler Buluşma Yeri: Tepe Nautilus   8 Mart Pazartesi Feminist Gece YÜRÜYÜŞÜ "Erkek Egemenliğine karşı Feminist Feminist Mücadele ve Dayanışma" için yürüyoruz. Saat: 19.00 Taksim-Galatasaray Buluşma Yeri: Taksim Tramvay Durağı Saat: 20.30-22.00 "Sokaklar Bizimdir Hesap Sorulmaz, 12'den Sonra Büyü Bozulmaz" Sokak Partisi Yer: Tünel Meydanı Saat: 21.30-24.30 Eğlence Yer: TMMOB Program: SFK Ritim grubu Dj. Hazal Biletler: 15 TL (2 içki ve Çerez) Hazırlıklar için 4 Mart Perşembe Saat 13.00-17.30 Pankart yazımı-Bayrak boyama-Döviz yazımı 8 Mart Pazartesi Saat 15.00-17.00 Gece Yürüyüşü öncesi toparlanma

2010

Haberler

3 haber

Sindrella Sokağa Çıktı, Gece 12'den Sonra Büyü Bozulmadı!

13 Mart 2010 Hazal Halavut Anna Maria Aslanoğlu

Kadınlar Geceleri de Sokakları da Meydanları da Terk Etmedi

9 Mart 2010 Bawer Çakır

Cüretkar Sinderellalar

8 Mart 2010 Ayşe Gökçe Susam

Podcast