2016 Feminist Gece Yürüyüşü Basın Açıklaması

14. Feminist Gece Yürüyüşü Basın Metni  – 8 Mart 2016 İstanbul

 

8 Mart 2015’ten bugüne, biz kadınlar evde, işte, okulda, sokakta, hayatlarımızı ve haklarımızı savunmaya devam ettik; aileye, erkek patronlara ve erkek devlet şiddetine karşı mücadelemizi ve dayanışmamızı artırdık. Bir yandan, bölgede ve Türkiye’de savaş ve çatışmalar yoğunlaşırken diğer yandan hükümetin kadınları “fedakar” olmaya yani “aile” hayatına sıkışmaya zorlayan söylem, telkin ve sosyal politikaları, işte ve evde emek sömürüsü, şiddet ve taciz, “annelik, heteroseksüellik, Müslümanlık ve Türklük” üzerinden tek tip bir hayat tarzı dayatması, azalmayan kadın cinayetleri ve translara yönelik nefret cinayetleri, kadınların ve transların yaşam ve özgürlük alanlarını daraltmaya devam etti. Diğer yandan, erkek şiddetine karşı koyarak hayatlarını ve barışı savunan feministlerin artan sayısı ve kararlılığı bizi feminist mücadelemizin geri dönüşü olmadığına bir kez daha ikna etti.

Yaşamdan yanayız, silahlar sussun diyoruz!

Geçen 8 Mart’tan bu yana ülkenin ve bölgenin sürüklendiği savaş ortamında, artan nefret ve kutuplaşmaya karşı biz feministler yaşamdan yana olduğumuzu belirtiyor, silahların susmasının aciliyetini bir kez daha vurguluyoruz! Türkiye’nin her yanında patlayan bombaların, savaşın tek sonucunun şiddet, ölüm ve telafisi zor yıkımlar olduğunu biliyoruz. Öldürülen kadınların bedenlerini teşhir etmenin zafer addedildiği, abluka altına alınan evlerde kadınların iç çamaşırlarının sergilendiği bir yerde, savaşın erkek egemenliğinden beslendiği ve onu daha da güçlendirdiği çok açık. Biz feministler, toplumsal barıştan yanayız! Bu ülkede yaşayan kadınlar ve translar olarak sorumlulara daha fazla suç işlemeden derhal barış için hareket etmeleri gerektiğini hatırlatıyoruz! 

Emeğimiz, kimliğimiz, bedenimiz için feminist mücadelede ısrar ediyoruz!

Bugün Türkiye’de ve bölgedeki savaş ortamının bir sonucu da diğer tüm politik hamlelerin görünmez kılınması. Oysa biz feministler, kadınların emeklerine, kimliklerine ve bedenlerine yönelik baskılara gündelik ve politik hayatlarımızda direnmeye devam ediyoruz. Biz, kadınları aileye hapsetmeyi amaçlayan, boşanma komisyonları adı altında kadın erkek eşitliğini gölgeleyen, erkek şiddetini önlemek yerine şiddet evlerden dışarı taşmasın, gözden ırak olsun diye uğraştığınız tüm aile politikalarınızın farkındayız! Kadınları doğurmaya zorlayanlara inat, “istersek doğurur, istemezsek doğurmayız” diyoruz! Doğuran kadınları evlere mahkum etmek için kreşleri kapatanlara; kadın emeğini hem evde hem işyerinde görünmez kılanlara inat emeğimize sahip çıkıyoruz! Geçici çalışma ve sosyal güvencesizlikle kadınları baş başa bırakan uygulamalara karşı direniyoruz! Kimden gelirse gelsin, kaçta sokağa çıktığımıza, ne giydiğimize, ne yaptığımıza, kiminle ne yaşadığımıza karışanlara “Hayat benim, sana ne!” diyoruz.  Kısacası hayatlarımızı, emeğimizi, cinselliğimizi denetim altında tutmaya çalışan her türlü çabaya karşı çıkmaya devam ediyoruz. Biz kadınlar hayatlarımızı feminizmle örgütlemeyi sürdürüyoruz! 

Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz!

Alanlarımızın kısıtlanmasına, süren erkek egemen politikalara, savaş ortamıyla tacizle, nefretle, şiddetle örgütlenen erkeklere karşı bizler hayatlarımıza sahip çıkıyoruz! Evde, iş yerinde ve sokaklarda, gördüğümüz baskı, maruz kaldığımız taciz ve tecavüzlere karşı kendimizi savunuyor, şiddeti teşhir ediyor, kadın dayanışmasını büyütüyoruz. Tokattan cinayete giden yolu biliyor, erkek şiddetine taviz vermiyoruz. Erkek şiddeti karşısında görevlerini yerine getirmeyen yargı, kolluk kuvveti ve diğer devlet birimlerini şiddeti izlemeyip müdahale etmeleri için harekete geçmeye zorluyoruz. Erkeklerden gelen ölüm tehlikesi karşısında, yıllarca maruz kaldığımız şiddet karşısında hayatımızı savunuyor, meşru müdafaa hakkımızı kullanıyoruz. Evlere, baskıcı aile yapılarına hapsolmayı reddediyor, kendi hayatlarımızı kuruyoruz. Okula gidiyor, erken yaşta veya sonra zorla evlendirilmeye itiraz ediyor, çalışıyor, kendi ayaklarımız üzerinde duruyoruz. “Kızlı-erkekli” yaşıyor, kadın kadına aşık oluyor, kahkaha atıyor, boşanıyor, istersek bekar yaşıyor, istemezsek doğurmuyor, geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyor, tüm engellemelere rağmen hayatlarımıza sahip çıkıyoruz!

Feminist mücadelemizi büyütüyoruz!

Ülkedeki artan şiddet ve baskılara, yüceltilmeye çalışılan erkekliğe, hayatlarımıza el koymaya çalışan erkeklere rağmen, biz kadınlar ve translar dayanışmamızı büyütüyoruz. Feminist mücadeleye böyle dönemlerde daha da çok sahip çıkıyoruz. Alanları, meydanları, sokakları dolduruyor, bizleri ayrı düşürmeye çalışan erkek egemen sisteme karşı hayatlarımızı, özgürlüğümüzü savunuyor, feminist mücadelede buluşuyoruz! 

 

Yaşasın 8 Mart!

Yaşasın feminist mücadelemiz!



Benzer Yazılar

2016 Feminist Gece Yürüyüşü Slogan Listesi

2016 Yılı Hesapların Geri Alınma Duyurusu

2016 Feminist Gece Yürüyüşü Bildirisi